eğilim ile cümle
eğilim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
O geç kalmaya eğilimli.He is apt to be late.
O öfkeye eğilimliydi.He was prone to anger.
Onun kötümser olma eğilimi var.He has a tendency to be pessimistic.
O, unutmaya eğilimlidir.He is apt to forget.
O, sözünü unutmaya eğilimlidir.He is apt to forget his promise.
O kibirli olma eğilimindedir.He tends to be arrogant.
O, ödül kazanmaya eğilimlidir.She is apt to win the prize.
O, okula geç kalmaya eğilimlidir.She tends to be late for school.
Sinirlenmeye eğilimlidir.She is apt to lose her temper.
Çok konuşmaya eğilimlidir.She tends to talk too much.
O mesele hakkında tartıştıklarında o, coşma eğilimindedir.She tends to get carried away when arguing about that matter.
Kendi yeteneğini küçümseme eğiliminde.She tends to underestimate her own ability.
O, hata yapmaya eğilimlidir.She is apt to fail.
O, hızlı konuşmaya eğilimlidir.She tends to speak rapidly.
Onun işlere karanlık tarafından bakma eğilimi var.She has a tendency to look on the dark side of things.
Hasta insanlar kötümser olma eğilimindedirler.Sick people tend to be pessimistic.
Dikkatsiz bir insan hata yapmaya eğilimlidir.A careless person is apt to make mistakes.
Bebekler hastalıklara karşı eğilimlidir.Infants are subject to diseases.
Erkek çocukları küçük kız kardeşlerine tepeden bakma eğilimindedir.Boys tend to look down on their younger sisters.
Biz hatalar yapma eğilimindeyiz.We tend to make mistakes.
Yurt dışında yaşarken çeşitli tuhaf gelenekleri görmeye eğilimli olursun.While living abroad, you tend to see a variety of strange customs.
Biz bu gerçeği unutma eğilimindeyiz.We tend to forget this fact.
Ben hata yapma eğilimindeyim.I tend to make mistakes.
Algılamayı umduğumuzu algılama eğilimindeyiz.We tend to perceive what we expect to perceive.
İğrenç şeyler söylemeye ve yakınmalarını abartmaya eğilimlidir.He is apt to say atrocious things and to exaggerate his grievances.
Turnalar yuvalarını kilisenin çan kulelerine yapmaya eğilimliler.The cranes tend to make their nests in the bell towers of churches.
O, şiddete eğilimli.He's inclined to violence.
Kahveyi çok fazla sevmem ama arada bir bir fincan almaya eğilimliyim.I don't like coffee too much, but I tend to have a cup once in a while.
Çeçenlerin bağımsızlığa doğru eğilimleri var.Chechens have inclinations towards independence.
Tom abartma eğilimindedir.Tom tends to exaggerate.
Tom tembel olma eğilimindedir.Tom tends to be lazy.
Tom aşırılara gitmeye eğilimlidir.Tom is apt to go to extremes.
Tom'un çok yüksek sesle konuşma eğilimi var.Tom has a tendency to talk too loudly.
Tom'un abartma eğilimi var.Tom has a tendency to exaggerate.
Tom'un güzel şekilde Fransızcayı nasıl konuşacağına eğilimli olduğundan şüphe ediyorum.I doubt that Tom will ever learn how to speak French properly.
Meyve hemen çürüme eğilimindedir.Fruit tends to rot right away.
Onun şeyleri abartmak için bir eğilimi var gibi görünüyor.She seems to have a tendency to exaggerate things.
Ben yavaş konuştuğum için insanlar sözümü kesmeye eğilimlidir.People tend to interrupt me because I speak too slowly.
Kameraların gerçeği yakalama eğilimi yoktur.Cameras don't tend to capture reality.
İnsanlar heyecanlandıklarında seslerini yükseltmeye eğilimlidirler.People tend to raise their voices when they get excited.
İnsanlar heyecanlandıklarında daha yüksek sesle konuşma eğilimleri vardır.People have the tendency to speak more loudly when they get excited.
Eğer çok soru sorarsan kızgın olma eğilimindedir.He tends to get angry if you ask a lot of questions.
Genel olarak, kadınlar erkeklerden on yıl daha uzun yaşamak eğilimindedir.In general, women tend to live ten years longer than men.
Çoğu köpeklerin ısırdığını düşünmeye eğilimliyiz.We tend to think that most dogs bite.
Bu eğilim oldukça yararlıdır.This tendency is quite useful.
Japonya gençliğinin modayı izleme eğilimi var.The youth of Japan have a tendency to follow fashion.
Asya toplulukları oldukça kapalı olma eğilimindedir.Asian communities tend to be quite closed.
Tom intihara eğilimli.Tom is suicidal.
Geç kalma eğilimindedir.She tends to be late.
Tom işleri kaybetme eğilimi içinde.Tom tends to lose things.
İnsanlar gelecekteki ihtiyaçlarını hafife alma eğilimindedir.People have a tendency to underestimate their future needs.
Arkadaşım onun intihara eğilimli olduğunu söylüyor.My friend says that she's suicidal.
Tom ile aynı fikirde olmaya eğilimliyim.I tend to agree with Tom.
Kabul etmeye eğilimliyim.I tend to agree.
Tom'la aynı fikirde olmaya eğilimliyim.I'm inclined to agree with Tom.
Tom'a inanmaya eğilimliyim.I'm inclined to believe Tom.
Eğilim her zaman daha az işçi kullanarak daha fazla ürün üretmektir.The trend is always to produce more products using fewer employees.
Büyük şehirlerde yaşayan insanların bir egzersiz eksikliğinden muzdarip olma eğilim var.People who live in big cities have a tendency to suffer from lack of exercise.
Ne yazık ki, prensler yakışıklı olma eğiliminde değildirler.Unfortunately, princes don't tend to be handsome.
Ben ertelemek eğilimindeyim.I tend to procrastinate.
İlgili Sayfalar