eğilim ile cümle

eğilim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Russell gençlik çağında çok yalnızdı ve sıklıkla intihar eğilimindeydi.Thời thanh niên, Russell rất cô đơn, ông thường dự tính tự tử.
1990'ların ortalarından beri ekonomik başarım iyileşme eğilimi göstermiştir.Kể từ giữa những năm 1990 hiệu quả kém từ hoạt động kinh tế đã được cải thiện.
Bu eğilim ilk olarak 1960'ların sonunda yapılan bir dizi deneyle gösterilmiştir.Khuynh hướng này được phát hiện ra trong một loạt những thí nghiệm cuối những năm 1960.
Devrimci Yol bu iki eğilimden de farklı bir anlayışla hareket etmeye başlar.Cuộc cách mạng như vậy sẽ được kích hoạt bởi hai xu hướng cơ bản khác nhau.
Bu eğilimler, bu tarz bilgileri güvenilmez olarak yorumlayarak etkisini azaltır.Họ giảm trừ ảnh hưởng của những thông tin như vậy bằng cách diễn giải rằng chúng không đáng tin cậy.
2007 yılı araştırmalarına göre mobilya sektörü büyüme eğilimi göstermektedir.Một cuộc nghiên cứu năm 2007 cho thấy tỷ lệ các vụ tội phạm như vậy đang gia tăng.
Lützowsches Freikorps gibi öğrencilerin oluşturduğu birlikler bu eğilimin örnekleridir.Việc tạo ra các lực lượng sinh viên vũ trang như Lützow Free Corps minh họa xu hướng này.
Beagle'lar kendi burunlarının dikine gitmeye eğilimlidirler(karaktere göre farklılık gösterebilir).Beagle có khuynh hướng đi theo những gì chúng đánh hơi thấy.
Gençlerde ise Rusçaya eğilim fazladır.Người cao tuổi có khuynh hướng hoài cổ hơn người Nga trẻ tuổi.
Eşcinsel eğilimleri giderek daha da belirgin hale geliyordu.Lúc này, sự phân biệt giới tính trở nên rõ ràng hơn về hình thái.
Bu askerlerden oluşan birlikler, dağılma eğilimi gösterirler.Thậm chí các binh sĩ được giao nhiệm vụ cũng bị đánh lạc hướng.
Ülkede gittikçe liberalleşmenin eğilimleri (veya kalıpları) var (daha liberal hale geliyor).ますます、自由化の動向(または自由化)の傾向がある。
Bu nedenle, şirketler artık metallerin yüksek katma değerli işlenmesine odaklanmaya eğilimlidirler.この理由から、企業は金属の高付加価値加工集中しがちである。
Kireçtaşı, eşsiz doğal renk varyasyonlarına sahip olma eğilimindedir.また石灰岩は独特の自然な色の変化を持つ傾向がある。
Rutger Hauer, Roy Batty rolünde: İsyancı replicantların şiddete eğilimli lideri.ロイ・バッティ(Roy Batty) 演 - ルトガー・ハウアー 反逆レプリカントのリーダー。
Aşk ilişkilerinde kalın kafalılık yapıp, hata yapma eğilimi vardır.功を焦ってミスをする傾向がある。
Böylelikle kültürel eğilim de yükseliyor.このためインフレがさらに深刻化していく。
(Bununla birlikte üstten ve alttan basık olma eğiliminde olacaktır.)(やや下気味に整えると年配、上気味に整えると若輩等)。
Ünlü senaristler genelde kendi alanında söz sahibi olma eğilimindedir.私にとって作曲とは、たいてい自分の内面に沈積することを意味します。
Kaynaklara göre, bu cinsel eğilimini değiştirmek içindi.これは性行為の方法が変化したためではないかとの観測がある。
Ancak son yıllarda şehirlerden uzaklaşma şeklinde yeni bir eğilimin ortaya çıkmakta olduğu da görülmektedir.ただし後述のように、近年は都市部で復活傾向も見られる。
Çoğu zaman ne yaptıklarını unutmak eğilimindedir.彼女の行動に振り回されることが多々ある。
Genellikle muhafazakar eğilimli kanaat önderleri ve politikacılar tarafından savunulur.一般には保守主義者あるいは新保守主義者とされる。
(Ahmet yürüdü.) coniunctivus: Olasılık, eğilim ve ihtiyaçlar belirtmekte kullanılır.接続法(ラテン語:coniunctivus) 可能性や意思、事実に反する仮定などの表現に用いられる。
Bu durumun tersi ise “hiçbir şey yapmayanlar” (nivritti) eğilimi düşüncesidir.後者の場合、「しむける者」に悪意があるとは限らない。
Bölgenin nüfusu artma eğilimindedir.個体数は安定傾向にある。
Okul yöneticilerinin ve velilerinin birbirlerine karşı komplo kurma eğilimi vardır.他校の生徒会長とは互いに鋭く牽制し合う関係である。
Tümörlerin muhtemelen çevresel bir faktör veya genetik bir eğilim sonucu oluşmuş oldukları düşünülmektedir.これらの腫瘍は環境要因か遺伝的傾向の可能性がある。
20.000 yıl önce son buzuldan bu yana ısınma eğilimi kesilmiştir.温暖な状態が続いた後は2,000年前位までにかけて徐々に気温が低下していった。
Farklı amino asitlerin α-sarmal oluşturmakta farklı eğilimler gösterirler.異なったアミノ酸配列はαヘリックスの形成に対して異なった傾向を示す。
Tam tersine kendini zorlayan bir eğilimdi.一気に押しまくる取り口だった。
Bununla ilintili, gelişmekte olan ülkeler yoksun kalmış bir şekilde dünya çapında bir eğilim izlemiştir.善良で文明的なすべてのものはこの低位の状態からゆっくりとした発展をたどって生じる。
Diğer yandan, His etiketi diğer etiketlere göre toplanmaya ve çözünürlüğünü kaybetmeye daha çok eğilimlidir.その一方でHisタグは他のアフィニティタグと比べて凝集して不溶化しやすいと言われている。
Buna göre toplumda Kurucu Meclis yönünde bir eğilim olduğu görüldü.風紀委員内では人望があるらしい。
Ancak defans veya defansif orta saha oyuncusu olarak sol eğilimlidir.選手時代はウイングまたは左ミッドフィールダー、攻撃的ミッドフィールダーとしてプレー。
Fonksiyonel gruplar karbon omurgadan daha az kararlıdır ve kimyasal tepkimeye girmeye daha eğilimlidirler.飽和炭化水素はラジカル反応など極く限られた反応性しか示さず、化学的に不活性である。
İnsanlar genellikle kendi düşüncelerinin ya da davranışlarının genel geçerliğini abartma eğilimindedir.そのような人物は、過剰な自信や自己指示を誇大にする傾向がある。
Bu sistemlerin bilimsel çalışma öyküsü birkaç farklı araştırma eğilimi izlemektedir.這些系統的科學研究歷史遵循幾個不同的研究趨勢。
Kardeşlenme eğilimi vardır.有兄控傾向。
Ardından zayıflama eğilimine giren tayfun 23 Aralık'ta yok oldu.接下来台风逐渐减弱,于12月23日完全消散。
Viral menenjit ise kendiliğinden iyileşme eğilimindedir ve nadiren ölümcüldür.相反地,病毒性脑膜炎往往会自行痊癒,也很少致命。
Al Jean, bir röportajında "Biz , sol eğilimliyiz." diyerek yorumları kabul etti.阿尔·让在一次采访中承认了这一点:“我们(这部节目)有着自由主义的倾向”。
Çoğu zaman ne yaptıklarını unutmak eğilimindedir.他經常未經思考就行動。
Çok uzun ya da yüksek setler erozyonu aşağı hızlandırma eğilimindedir.高流速或是高黏度所造成的压降會較大。
Bunlar genel olarak iki farklı eğilimle özetlenebilir.總體而言可以分為最簡單的兩種流動。
Bu eğilimle mücadele edebilmek için bilim eğitiminde yanlılığı engelleme yöntemleri öğretilir.我曾经有机会用这种方法放弃学习而投身科学。
18. yüzyılda Delaware’da iki çeşit siyasi eğilim vardı.在18世紀時壁爐有兩次重要的發展。
Elektron alma eğilimi en yüksek olan elementlerdir.氟的电负性是所有元素中最高的。
Erik aşırı sahiplenicidir ve hemen kıskanmaya eğilimlidir.楊貴妃生性狷苛,很容易嫉妒吃醋。
Kaba olmaya eğilimlidir.維那舉楞嚴呪。
Modern kaynaklar fenomenin gerçek olduğunu tartışma eğilimindedir.现代声音倾向于否认这种现象是真的。
Genel olarak; ametaller (özellikle saydam olmayanlar) yüksek emisyon (ışıma eğilimi/gücü) göstermektedir.報身是諸佛修集無量福慧資糧,顯現相好莊嚴的身相。
Politik karşıtın ortadan kaldırılması eğilimi.反對政治腐敗。
Yoğun göç ve emeklilikte geri dönerek köye yerleşme eğilimi gözlenmektedir.上疏乞求退休回乡。
Ülkede gittikçe liberalleşmenin eğilimleri (veya kalıpları) var (daha liberal hale geliyor).점점 더 자유주의의 경향 (또는 패턴)이 나라에서 점점 더 많아지고 있다.
Bu sayede fiyat politikası yükselme eğilimi gösterir oluyordu.그 동안, 정치적 압력은 증가하고 있었다.
Ama mutluluk eğilimi başıboş bırakılamaz elbet.그렇다고 연성법은 어겨도 된다는 것이 아니다.
Daha resmi bir okul eğilimi MÖ 200 dolaylarında başladı.공식적인 의미의 학교 교육은 기원전 200년경에 시작되었다.
Aynı zamanda Evren'deki düzensizlik eğilimini de anlatır.그것만으로도 지구상의 지리적인 차별성이 드러난다.
Öncelikli eğilimi kadın tarihinin yeniden oluşturulmasıdır.여성전사의 위대함, 새 역사를 개척하다.
İlgili Sayfalar