eğilim ile cümle

eğilim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ama mutluluk eğilimi başıboş bırakılamaz elbet.Як можна ощасливити без поваги.
Russell gençlik çağında çok yalnızdı ve sıklıkla intihar eğilimindeydi.Дитинство Рассела було дуже самотнім, і він часто серйозно задумувався про самогубство.
Bunun sebebi bir şirket Amerikan Hükümeti’ne nazaran daha çok borç alma eğiliminde olmasıdır.Причина цього в тому, що корпорація набагато більш імовірно збанкрутує, ніж американський уряд.
Bu eğilimler, bu tarz bilgileri güvenilmez olarak yorumlayarak etkisini azaltır.Вони зменшували вплив такої інформації, інтерпретуючи її як ненадійну.
Bilişsel eğilimler belirli bir bağlam içerisinde daha etkili eylemlere yol açabilir.Когнітивні упередження можуть призвести до більш ефективних дій у певному контексті.
Yerel yönetim seçimlerinde de aynı eğilim uygulanmaktadır.Ту ж залежність показують і президентські вибори.
Bazı durumlarda bu eğilim insanların vardıkları sonuçlarda yanlı olabilmelerine neden olmaktadır.В певних ситуаціях ця тенденція може викривлювати висновки людей.
Bu yüzden bisiklet sahiplerinin büyük kilitlerle bisikletlerini hırsızlara karşı koruma eğilimi vardır.Так, наприклад, у грі присутні дорожні бійки з байкерами інших банд.
Bu eğilim genellikle kendiliğinden ortaya çıkar.Цей підхід як правило є самим ефективним.
Bu akımın içinde de anti semitist eğilimler görüldü.На цій посаді проявив антиклерикальні настрої.
Ama çocuklar her yerde kahraman bulmak eğiliminde.З цього моменту героїв на кожному кроці підстерігають пригоди.
Yine de birkaç ana eğilimden söz etmek mümkündür.Але можна виділити кілька ключових напрямків.
Her iki grup da Kretase boyunca giderek daha iri cüsseli olma eğilimi göstermişlerdir.Обидва ставали все більш релігійними з ухилом в пієтизм.
Her ikisi de gevezelik ve korkaklık eğilimi gösterirler.Я закликаю обидві сторони виявити стриманість.
Erik aşırı sahiplenicidir ve hemen kıskanmaya eğilimlidir.Донадоні надзвичайно ревнивий, але намагається себе стримувати.
Bu eğilim günümüzde de sürmektedir.Ця тенденія зберігається і в сьогодніші часи.
Ancak son yıllarda şehirlerden uzaklaşma şeklinde yeni bir eğilimin ortaya çıkmakta olduğu da görülmektedir.В останні роки в місті поширюється постійна тенденція вилюднювання міста.
Bu dönemde Farslaşma eğilimlerinin en güçlü ispatı şahların isimleriydi.Тепер слід ідентифікувати так звані найсильніші шляхи.
Migren eğilimi genellikle gebelik esnasında azalır.Náchylnost k migrénám se obvykle snižuje během těhotenství.
Bu sistemlerin bilimsel çalışma öyküsü birkaç farklı araştırma eğilimi izlemektedir.Historie vědeckého studia těchto systémů vychází z několika různých pramenů.
Fakat boyunduruk altına almış olduğu halklar da ayaklanma eğilimindeydiler.Tomu však byl majetek zkonfiskován za účast ve stavovském povstání.
Bölgenin nüfusu artma eğilimindedir.Jeho populační trend je na našem území stabilní.
Atinalıların teslim olmaya eğilimli olduklarını düşündü.Athéňané kapitulovali.
Sağ ve sol politik eğilimler arasında bir gerilim olduğu da söylenebilir.Obvykle jsou také není rozdíl mezi pravou a levou botou.
Bu eğilimle mücadele edebilmek için bilim eğitiminde yanlılığı engelleme yöntemleri öğretilir.Proč jsou vědecké metody nedostatečné pokud jde o předvídání těchto událostí?
İntihara eğilimlidir.K čertu s napětím.
Şu anda bu eğilimin tamamen ortadan kalkmak üzeredir.Nyní toto zdržení zcela odpadá.
Herhangi bir tutarsızlık durumunda, genel eğilim minimum düzeyde değişiklikler yapmak yönündedir.Oproti tomu v bodu vysokého působení vyvolá každá sebemenší změna velkou změnu v rámci systému.
En iyi ihtimalle, yaşadığınız yerin değerini düşürmeye eğilimlidirler.Za to může především zmenšování plochy vhodné pro jejich život.
Bu eğilimin otoimmün hastalıkların patojenitesinde bir rolü olabileceği düşüncesiyle yoğun çalışma altındadır.Správnost takové operace je diskutabilní, neboť je zde riziko napadení chorobami.
Kaba olmaya eğilimlidir.Má sklon k agresivitě.
İktidar toplumsal alanın bütüne yayılma eğilimi göstermektedir.Prosociální chování zahrnuje široké spektrum situací.
Ancak hemen belirtmeli ki, bu öğretisel eğilim geçmişte kalmış bir olaydır.Jasně tak dal najevo, že staré učení považuje za přežitek.
Bu sistem tekerlerdeki kızaklama eğilimini engellemek için ABS sistemi ile desteklenmiştir.Bezpečnostní systém ABS zabraňuje zablokování kola při brzdění.
Grafik eğilimleri merdiven şeklindedir.Točité schodiště je schodiště ve tvaru šroubovice.
1980'li yıllarda yazılım mühendisliğindeki genel eğilim yapısal programlamaya yönelikti.V osmdesátých letech vzrostl zájem o objektově orientované programování.
Friedman kitapta, 21. yüzyılın başlıca jeopolitik olaylarını ve eğilimlerini öngörmeye çalışıyor.În carte, Friedman încearcă să prezică evenimentele geopolitice majore și tendințele secolului XXI.
Bir eksen etrafında dönme hızında değişime sebep olan kuvvet eğilimine tork denir.Tendința unei forțe de a cauza modificarea vitezei de rotație în jurul unei axe se numește moment.
Genel olarak; ametaller (özellikle saydam olmayanlar) yüksek emisyon (ışıma eğilimi/gücü) göstermektedir.Lamelele: Ele sunt decurente de-a lungul piciorului, foarte dese, nu prea înalte și tare bifurcate.
Lützowsches Freikorps gibi öğrencilerin oluşturduğu birlikler bu eğilimin örnekleridir.Înființarea unor miliții studențești cum ar fi Corpul liber Lützow este un exemplu al acestei tendințe.
Grup çoğunlukla sosyalist ve komünist eğilimdeki partilerden oluşmaktadır.Aceste comemorări sunt cea mai mare parte organizate de partidele socialiste și comuniste.
Migren eğilimi genellikle gebelik esnasında azalır.De obicei, tendința de apariție a migrenelor scade în timpul sarcinii.
Bu eğilim devam edegelen hareketini kendi sağlayan bir eğilimdir.Această dezvoltare se datorează vieții active pe care o duc acestea.
Böylelikle kültürel eğilim de yükseliyor.Diferențierile culturale se amplifică .
Edebi Sırpça bu eğilimin tek istisnasıdır.Filmele seriale erau totuși o excepție de la această tendință generală.
Bu eğilim 2007 ve 2008'de sürmüştür.Ei au părăsit compania în 2007 și 2008 respectiv.
Daumier daha küçüklüğünde, sanatçı olmaya yönelik bir eğilim içindeydi.În timp ce Elisabeta îmbătrânea, imaginea ei evolua treptat.
İnsanlar genellikle kendi düşüncelerinin ya da davranışlarının genel geçerliğini abartma eğilimindedir.De obicei sunt conștienți de iraționalitatea și natura excesive a comportamentelor sau a gândurilor lor.
Göçebe toplumların bu yerleşik hayata geçme eğilimi kasaba ve şehirlerin kurulması ile kendini gösterir.Organizarea socială a societății apusene este subordonată aceluiași scop al edificării cetății lui Dumnezeu.
Sovyet planlamacılarının çoğu da bu eğilimdeydi.Majoritatea ghetourilor naziste au fost de acest tip.
O eğilim Amerikalılar arasında güçlüdür.Această tendință este puternică în rândul americanilor.
Tom'un abartma eğilimi var.Tom are tendința de a exagera.
Dikkat etmeme eğilimin var.Ai tendința de a nu acorda atenție.
Mübalağa etme eğilimi var.Are tendința de a exagera.
Unutkan olmaya eğilimin var.Ai tendința de a fi uituc.
Zamanım ya da eğilimim yok.Nu am timp și nici înclinația.
Bu eğilim oldukça yararlıdır.Această tendință este destul de utilă.
Bunun bir eğilim olduğunu sanmıyorum.Nu cred că acest lucru este o tendință.
Ayrıca, manyetik sapma da manyetik eğilimle karıştırılmamalıdır.A pörgettyűs iránytűnek ráadásul semmi köze a mágnesességhez.
İlçe nüfusu 1980'den itibaren azalma eğilimi göstermektedir.A lakosságszám 1981 óta gyarapodó tendenciát mutat.
İlgili Sayfalar