eğilim ile cümle

eğilim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sakin, duygusal olarak dengeli ve kalıcı olumsuz histen uzak olma eğilimi gösterirler.Они обычно спокойны, эмоционально стабильны, и свободны от постоянных негативных чувств.
İnce bir zekâya ve soylu bir eğilime sahipti.Этот князь обладал редким интеллектом и благородным сердцем.
Buna rağmen böyle çıkışlar genel eğilimin dışındadır.Однако эти примеры — исключение из общей тенденции.
Politik karşıtın ortadan kaldırılması eğilimi.Отказ от политических пристрастий.
Bunun sebebi bir şirket Amerikan Hükümeti’ne nazaran daha çok borç alma eğiliminde olmasıdır.Причина этого в том, что корпорация намного более вероятно обанкротится, чем американское правительство.
Bölgenin nüfusu artma eğilimindedir.Население города неоднородно.
Çalma eğilimleri de vardır.Так же имеются элементы растрескивания.
Ayrıca, başa çıkma mekanizması olarak isterik bir panik haline girmeğe eğilimlidir.В сложной ситуации склонна впадать в панику.
Bu bölümde, Milhouse Van Houten'un "göze batan homoseksüel" eğilimlere sahip olduğunu sehven açıklar.В школьном досье Милхауса Ван Хутена упомянуто про его гомосексуальные наклонности.
İkili ticaret hacmi 2013 yılında yeniden yükselme eğilimine girmiştir.В 2014 году снова удвоилось число антисемитских акций во Франции.
Modern kaynaklar fenomenin gerçek olduğunu tartışma eğilimindedir.Вопрос об эволюционном происхождении феномена убийства является дискуссионным.
1990'ların ortalarından beri ekonomik başarım iyileşme eğilimi göstermiştir.منذ منتصف التسعينيات ، تحسن الأداء الاقتصادي.
Bu eğilim ilk olarak 1960'ların sonunda yapılan bir dizi deneyle gösterilmiştir.اتَّضحت تلك النزعة للمرة الأولى في سلسلة من التجارب أٌجريت في أواخر ستينات القرن العشرين.
Bu eğilimler, bu tarz bilgileri güvenilmez olarak yorumlayarak etkisini azaltır.يقوم الأشخاص بتقليل أثر تلك المعلومات عن طريق تفسيرها بأنّها غير موثوقة.
Ateizm eğilimli. %50'den daha düşük; ancak çok da düşük değil.الملحد الضعيف - الميل تجاه الإلحاد، اقل من 50 بالمئه، لكنها لسيت قليله جدا.
Onun adaylığı Suriye siyasetinde "teknokratik ve Baas eğilimleri" birleştirmek için söylenmiştir.وقد قيل إن ترشيحه يجمع بين "الاتجاهات التكنوقراطية و البعثية" في السياسة السورية.
Liberal eğilimli “Radikal Parti” üyesidir.حزبياً، نشط في Radical Liberal Party .
İlçe nüfusu 1980'den itibaren azalma eğilimi göstermektedir.بدأت شهرة السجّن تتزايدُ شيئًا فشيئًا منذ بداية 1980.
İktidar toplumsal alanın bütüne yayılma eğilimi göstermektedir.ويهدف الردع العام للمجتمع ككل.
Bu eğilimin ortaya çıkardığı ilk tip SUV'dir (Sport utility vehicle).وكان SUV (سيارة رياضية متعددة الأغراض) هو النوع الأول الذي ظهر في هذا الاتجاه.
Viral menenjit ise kendiliğinden iyileşme eğilimindedir ve nadiren ölümcüldür.في المقابل، التهاب السحايا الفيروسي يشفى ذاتياً، ونادرا ما يكون قاتلاً.
Bilgisayar donanımlarının karışık olma eğilimi birçok etkenin sebep olduğu bir olaydır.إن أمن العديد من أنظمة التشفير الحديثة يأتي من الصعوبة الملحوظة لبعض المشاكل.
Grup çoğunlukla sosyalist ve komünist eğilimdeki partilerden oluşmaktadır.تتألف المجموعة من أحزاب سياسية ذات توجهات اشتراكية وشيوعية.
1981 yılında İslami Eğilim Hareketi olarak adlandırılan, daha sonra Tunus'ta İslamcı hareketine dahil oldu.كان من مؤسسي الجماعة الإسلامية بتونس التي ستسمى منذ عام 1981 بحركة الاتجاه الإسلامي.
Marjinal tüketim eğilimini 0.5 olarak kabul edelim.ذُكِر حدوث نخر مخاطي بتركيز 0.5٪.
Bazı bilişsel eğilimlerin uyarlanabilirliği olasıdır.منهجية بعض الدراسات قد يكون مشكوكا فيها.
Orihime, olaylara düşünmeden girişmeye eğilimlidir ve bu huyu bazen can sıkıcı sonuçlara yol açmaktadır.يُشجَّع على التفكير خارجَ الصندوق في هذه العمليات المبكّرة، بما أنّه غالبا ما يقود إلى حلول إبداعية.
Yanılsama korelasyonu bir veri kümesi içinde var olmayan korelasyonları görme eğilimidir.الربط الوهمي هو الميل لرؤية روابط غير موجودة بين مجموعة من البيانات.
Keynesyen ekonomi altında, makroekonomik eğilimler bireylerin ekonomik tercihlerini bastırabilir.وفقا Tobin’s Q، يمكن لأسعار الأصول أن يؤثر على النشاط الاقتصادي.
Düşük sıcaklıklarda kapasite kaybına eğilim gösterir.ويبدو هنا أن الحرارة المنخفضة ليس لها تأثير على السكون.
Dini toleransa, basın ve konuşma özgürlüklerine ve özel mülkiyet hakkına izin verme eğilimindedirler.ومالوا لتبني مبادئ التسامح الديني وحرية التعبير وحق استحواذ الملكية الخاصة.
Halk söyleyişleri, anlatımı kadar dünya edebiyatlarından türlü eğilimlerden, deneylerden izlenimler görüldü.وشوهدت في الأقوال الشعبية على حد التوضيح انطباعات من التجارب ومن الاتجهات المختلفة من الأدب العالمي.
Birleşik Devletlerde Hristiyan milliyetçiliği muhafazakar olma eğilimindedir.Nos Estados Unidos, o nacionalismo cristão tende a ser conservador.
Lützowsches Freikorps gibi öğrencilerin oluşturduğu birlikler bu eğilimin örnekleridir.A formação de milícias de estudantes como a Lützowsches Freikorps é um exemplo desta tendência.
Bu eğilim ilk olarak 1960'ların sonunda yapılan bir dizi deneyle gösterilmiştir.A primeira vez que essa tendência foi demonstrada foi em uma série de experimentos no final dos anos 60.
Şu anda bu eğilimin tamamen ortadan kalkmak üzeredir.No geral, esta tendência parece estar a desaparecer.
Yeni Demokratik Parti: Kanada'da demokratik sosyalist eğilimli siyasi parti.Novo Partido Democrático - partido canadense socialdemocrata de tendência socialista.
Kenya kültürü birden fazla eğilimlerden oluşmaktadır.A cultura de Quênia consiste em múltiplas tendências.
Yaşlı açık yıldız kümeleri daha fazla sarı yıldız içermeye eğilimlidir.Por este motivo, os aglomerados abertos mais antigos costumam conter um maior número de estrelas amarelas.
Teizm eğilimli. %50'den daha yüksek; ancak çok da yüksek değil.Acima de 50 por cento mas não muito alta.
İnce bir zekâya ve soylu bir eğilime sahipti.Ela possuía a coragem ilimitada e um espírito generoso.
Açıklıkta düşük puanlara sahip insanlar daha geleneksel, basmakalıp ilgilere sahip olmaya eğilimlidirler.As pessoas com baixo grau de abertura tendem a ter interesses mais convencionais e tradicionais.
LGBT gençler ve genç yetişkinler arasında ise intihara eğilim ve intihar vakaları ise çok daha yüksektir.Adolescentes e adultos jovens LGBT têm uma das maiores taxas de tentativas de suicídio.
Ateizm eğilimli. %50'den daha düşük; ancak çok da düşük değil.Abaixo de 50 por cento mas não muito baixa.
Simetrik olmayan başlangıçlar simetrik olma eğilimi ile izole edilmiş küçük alt kalıplardır.Pequenos subpadrões isoladas sem simetria inicial tendem a se tornar simétricos.
Viral menenjit ise kendiliğinden iyileşme eğilimindedir ve nadiren ölümcüldür.Pelo contrário, a meningite viral tende a resolver-se espontaneamente e raramente é fatal.
Al Jean, bir röportajında "Biz , sol eğilimliyiz." diyerek yorumları kabul etti.Al Jean admitiu em uma entrevista que "Nós somos dobrados e progressistas."
Kararlı bir dihidrat oluşturur, ancak sulu çözeltileri, özellikle sıcaksa, hidrolize uğrama eğilimindedir.Ele forma um di-hidrato estável, mas em solução aquosa tende a sofrer hidrólise, principalmente se aquecido.
Yerel yönetim seçimlerinde de aynı eğilim uygulanmaktadır.A mesma tendência também é aplicada quando se trata de eleições para Governo local.
1960'larda sol eğilimli bir gazete olarak yayına devam etti.Nos anos sessenta, transformou-se em um jornal esquerdista.
Eşcinsel eğilimleri giderek daha da belirgin hale geliyordu.O seu comportamento tornou-se cada vez mais bizarro.
Sessiz, şatafatsız, ağır ve sosyal dünyayla daha az ilgili olma eğilimindedirler.Eles tendem a parecer calmos, ponderados e menos envolvidos com o mundo social.
Bu eğilim 2007 ve 2008'de sürmüştür.Esta produção excursionou os EUA durante 2007 e 2008.
Ama mutluluk eğilimi başıboş bırakılamaz elbet.Porém a felicidade não será alcançada facilmente.
Swift bu şarkı için "benim aşka olan eğilimimi anlatıyor" dedi.Segundo Swift, sua letra fala sobre sua "tendência em fugir do amor".
Bu prensibe göre evrende var olan her şey bozulma eğilimindedir.De modo geral, tudo na natureza tende ao equilíbrio.
Mantar sürekli üreme eğilimindedir.Por isso, Barriga está sempre desconfiando de Madruga.
İktidar toplumsal alanın bütüne yayılma eğilimi göstermektedir.As relações de poder permeiam toda a sociedade.
Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı.As suas inclinações pela literatura manifestaram-se desde muito tenra idade.
Bazı durumlarda bu eğilim insanların vardıkları sonuçlarda yanlı olabilmelerine neden olmaktadır.Em certas situações, essa tendência pode enviesar as conclusões das pessoas.
İlgili Sayfalar