Ana içeriğe geç
Sözlük

duygusal ile cümle

duygusal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Duygusal Tuzaklar, 2006.جنون، عام 2006.
Toronto Star'dan Jane Stevenson ise performansı gösterinin duygusallıkta üst noktası olarak değerlendirdi.Jane Stevenson do Toronto Star classificou o desempenho como o ponto alto emocional do espetáculo.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.A interpretação tendenciosa não está restrita a assuntos de significância emocional.
Oğluyla duygusal bir karşılaşmanın ardından Zoser, adamlarına Aida'nın bulunarak öldürülmesini emreder.Depois de uma luta emocional com seu filho, Zoser ordena a seus homens para encontrar Aida e matá-la.
Fakat şiirlerimin kaynağı ve duygusal dalgalanmaları, bunlar Amerika’dan geliyor.”Mas, nas suas fontes, na sua força emocional, ela vem dos Estados Unidos."
İsmail ile duygusal bir yakınlaşma yaşamıştır.Ela tem uma forte relação com Iris.
Bernthal, Shane'in programdaki muhtemelen en duygusal karakter olduğunu ileri sürer.Bernthal chamado Shane "provavelmente o personagem mais emocional no show".
Genellikle derin duygusal yaşantılara doğru gidiş söz konusudur.O interessante é que sempre é colocado em foco casos de sentimentos profundos.
Beck sonunda dostluklarını sona erdirdi bu da Carpenter’da duygusal büyük çöküntüye neden oldu.Beck terminou a relação e negou a ligação, causando um grande desgosto a Carpenter.
Şeytan, fiziksel, zihinsel veya duygusal haz veren günah diye bilinen herşeyi temsil eder!Satã representa todos os chamados pecados, desde que eles levem à gratificação física, mental ou emocional!
Duygusal anılar güncel ruh hâli ile yeniden oluşturulmaktadır.Memórias emocionais são reconstruídas por estados emocionais atuais.
Çok güçlü ve sert görünmesine rağmen duygusal biridir.Apesar de seu tamanho e força, é muito sentimental.
Hassas ve duygusal biridir.Sensível e sentimental.
Çok duygusaldır.É muito emocional.
Eser aşırı duygusal ve romantik bir romandır..Mentira Romântica e Verdade Romanesca.
Bu daha çok vurgulama, filmde duygusal bir gerçek yaratma hakkındaydı," demiştir.Foi muito mais sobre Ênfase, criando uma verdade emocional para o filme", disse Cameron.
Nihal hassas, duygusal ve yalnız biridir.Violação é bastante infantil, sensível e solitário.
Ben fahişe olmak için yaratılmamışım, hassas ve duygusalım.Nosso fenômeno não é genital, mas de sensibilidade, de atitude.
Bazen duygusal olur.Por vezes Cacilda.
Duygusal gerçekliği sembolize ettiğini düşündüğü sarı rengin onun için önemi çok büyüktü.O amarelo era sua cor mais importante pois simbolizava a verdade emocional.
Şarkıcı parçada "duygusal" ve "hassas/incinebilir" bir ses oluşturmak için vokoder kullanmıştır.A cantora considerou usar o vocoder para criar um som "emotivo" e "vulnerável" para a faixa.
Jack Twist Damien'ın teknolojik ve çok duygusal olan erkek arkadaşı.Jack Twist: Namorado de Damien, tem afinidade com tecnologia.
Müzik ise duygusal, melankolik ve atmosferiktir.Sua música tem como foco a escuridão e a introspecção emocional melancólica.
İsmail ile duygusal bir yakınlaşma yaşamıştır.De NOREA werkt nauw samen met ISACA.
Birinci sezonun sonlarında Alex ve Joey, Alex'in eşinden ayrılma sürecinde duygusal açıdan yakınlaşırlar.Tegen het einde van seizoen 1 hebben Alex en Joey een 1 night stand, nadat Alex gaat scheiden van haar man.
Kral, babasına göre, hem fiziksel hem de duygusal açıdan daha fazla enerjiye sahipti.Nochtans was hij een energieker koning dan zijn vader, zowel mentaal als fysiek.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.Uiteraard zullen de hetaeren zich niet enkel tot intellectueel hoogstaande gesprekken hebben beperkt.
Duygusal Sahnede Rol Yapmak.Een toneelspel in tien scènes.
Duygusal bütünlüğü kastettim, çünkü içimdeki duyguyu ifade ettirmedim.Ik wilde de psychologie erachter begrijpen omdat het vreemd was voor mij.
Duygusal gerçekliği sembolize ettiğini düşündüğü sarı rengin onun için önemi çok büyüktü.Hierbij speelde de door hem ontwikkelde kleurensymboliek een grote rol.
Müzik ise duygusal, melankolik ve atmosferiktir.De atmosfeer is steeds dromerig en melancholiek.
Ve bu dönem Ginny ile duygusal ilişki yaşarlar.Stefano heeft in deze tijd een tijdelijke relatie met Janine.
Fiziksel döngü 23 gün, duygusal döngü 28 gün ve zihinsel döngü ise 33 gün uzunluğundadır.Według tej teorii, cykl sprawności fizycznej powinien trwać 23 dni, a cykl stanu emocjonalnego - 28 dni.
Çok duygusal bir an.Sensacyjny moment.
Bu yüzden de, sessel ve duygusal katmanları ayrı ayrı görmek ve saymak çoğu zaman zor." dedi.W rezultacie, dźwięki i emocjonalne warstwy są często trudne do podważenia”.
Aynı zamanda aşırı derecede duygusaldır.Jest również komicznie sentymentalna.
İsmail ile duygusal bir yakınlaşma yaşamıştır.Pomiędzy nim a Izą zawiązuje się sympatia.
Duygusal bağlar, ikinci sezonda çoğalmıştır.Szyszki nasienne dojrzewają w drugim sezonie.
Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi, Albert Ellis tarafından geliştirilmiş br psikoterapi yöntemidir.Autopsychoterapia – metoda opracowana przez psychoterapeutę Alberta Ellisa.
Heteroseksüellik veya karşıcinsellik, cinsel ya da duygusal açıdan karşı cinse ilgi duyma durumudur.Jaką postać powinna przyjąć pederastia, czystą czy seksualną?
1955 yılında psikanaliz üzerine çalışmayı bırakmış , Akılcı Duygusal Terapi üzerine çalışmaya başlamıştır.Od 1953 roku oficjalnie zerwał z psychoanalizą i zaczął nazywać siebie terapeutą racjonalnym.
Özellikle ben; duygusal radarımı bu şarkıdan ayırıyorum, yoksa çalamam.Mogę ją grać z tonami muzycznymi za mną lub tylko i wyłącznie na pianinie.
Duygusal anlatımları çok zengin bir dildir.Słownictwo jest bardzo bogate.
Duygusal olarak algılanışının yanı sıra akıl ile de kavranabilir.Umie także logicznie myśleć, nawet w stresujących sytuacjach.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.Wymogi formalne także i tutaj w żaden sposób nie ograniczały wyrazistych emocji.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.Wygląda strasznie ale w rzeczywistości jest bardzo sympatyczna.
Bu romanların sonunun "duygusal tatmin edici ve iyimser biten" olması gerekmektedir.Dessutom måste en kärleksroman ha en känslomässigt tillfredsställande och optimistiskt slut."
Müzik ise duygusal, melankolik ve atmosferiktir.Musiken är både aggressiv och melankolisk.
Hem duygusal küntlük hem de anhedoni şizofreninin negatif belirtilerinden sayılır.Det lindrar både positiva symtom och negativa symtom av schizofreni.
Taktikleri insanlara genellikle duygusal ve bazen de fiziksel acılar tattırmayı içerir.De orsakar vanligtvis mental, emotionell och ibland fysisk smärta.
Özellikle çok duygusal "Ruhe sanft, mein holdes Leben" soprano aryası çok tutulmuştur.Ett någorlunda bekant nummer är sopranarian Ruhe sanft, mein holdes Leben.
Duygusal anlar yaşandı.En stickande känsla uppstod.
Sosyal ve duygusal işlevlerse orbitofrontal kortekste lokalizedir.Emotionella och sociala förmågor utgör kärnan i orbitofrontala cortex funktioner.
Duygusal anlatımları çok zengin bir dildir.Ett rikt språk är ett bra språk.
İsmail ile duygusal bir yakınlaşma yaşamıştır.Irizar hade tidigare ett nära samarbete med Scania.
Rossini'nin hazırladığı operatik fars eserlerinde aşırı duygusallığın da önemli olduğu kabul edilmektedir.Hennes personliga tolkningar av Rossini-operor gör henne i viss mån omstridd.
Dizinin asıl kendini ortaya çıkartan duygusal teması olmayabilir ama gerçekten beni en çok etkileyen tema."Men kanske är det omöjliga i uppgiften just det som driver och lockar mig.”
Duygusal Tuzaklar, 2006.Nya Doxa, 2006.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.Упереджена інтерпретація не обмежується емоційно важливими темами.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.Здається холодним, але насправді має добре серце.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod