Tom'un duygusallaşma eğilimi yok.Tom doesn't tend to get emotional.
Ben duygusallaşıyorum.I get emotional.
Bu kadar duygusal olmayı bırak.Stop being so emotional.
Tom çok duygusal olur.Tom gets very emotional.
İnsanların duygusal yaşamları gittikçe daha istikrarsız hale geliyor.People's emotional lives are becoming more and more unstable.
Tom duygusal olarak Mary'ye şantaj yapıyor.Tom is emotionally blackmailing Mary.
Ben biraz duygusaldım.I was a bit emotional.
Ben gerçekten duygusaldım.I was really emotional.
Kendimi hep duygusal olarak kötüye kullanılmış hissettim.I always felt emotionally abused.
Tom'un ciddi duygusal sorunları vardı.Tom had severe emotional problems.
Tom hâlâ çok duygusallaşıyor.Tom still gets very emotional.
İnsanlar oldukça duygusallaşıyor.People get pretty emotional.
O gerçekten duygusaldı.It was really emotional.
Rakunlar duygusal hale geldi.Raccoons have become sentient.
Bunun hakkında duygusal konuşma yaparım.I get emotional talking about it.
Tom aşırı duygusal davrandığımı söyledi.Tom said I was being overemotional.
Fadıl başkalarının duygusal acılarından keyif alıyordu.Fadil enjoyed the emotional suffering of others.
Tom bana duygusal destek vermeyi başaramadı.Tom has never failed to give me emotional support.
Sami'nin duygusal olgunluk sorunları vardı.Sami had emotional maturity issues.
Ben çok duygusaldım.I was very emotional.
Başka birinin duygusal bir varlık olduğunu nereden bilirim?How do I know that anyone else is a sentient being?
Biz duygusal yaratıklarız.We are emotional creatures.
İnsanlar temelde duygusaldır.Humans are fundamentally emotional.
İnsanlar olaylara duygusal tepki verme eğilimindedirler.People tend to react emotionally to events.
Mary kolayca duygusallaşan bir kızdır.Mary is a girl who gets emotional easily.
Leyla duygusal olarak hasarlıydı.Layla was damaged emotionally.
Leyla duygusal olarak değil ama fiziksel olarak iyileşti.Layla recovered physically but not emotionally.
Tom duygusallaştı.Tom got emotional.
Sami'nin birçok zihinsel ve duygusal sorunu vardı ve onları alkolle tedavi ediyordu.Sami had lots of mental and emotional problems and he treated them with alcohol.
Sami duygusal bir enkazdı.Sami was an emotional wreck.
Sami'nin kendi çocuklarıyla hiçbir duygusal bağı yoktu.Sami had no emotional bond with his children.
Duygusal ve fiziksel olarak yorgunum.I'm emotionally and physically exhausted.
"Kolit duygusal insanlarda daha sık görülüyor"."Kolit duygusal insanlarda daha sık görülüyor".
Bir hafta sonra Brodess öldü ve Tubman önceki duygusallığından dolayı pişman oldu.A week later, Brodess died, and Tubman expressed regret for her earlier sentiments.
Bir şov hissi ile dramatik ve duygusal müziğe bayılırım.I love dramatic and emotional music with a show feeling.
2011 Mayıs'ta Gaga, şarkı ile "duygusal bağlantısı"nın zor olduğundan bahsetti.In May 2011, Gaga said her "emotional connection" with the song was difficult.
Metro ile evine gider, annesini uyandırır ve onunla duygusal bir konuşma yapar.He takes the Metro home, wakes his mother, and has an emotional conversation with her.
Daha sakin ve duygusal bir albüm oldu.It's a more calm and emotional album.
Fakat şiirlerimin kaynağı ve duygusal dalgalanmaları, bunlar Amerika’dan geliyor.”But in its sources, in its emotional springs, it comes from America."
Bu romanların sonunun "duygusal tatmin edici ve iyimser biten" olması gerekmektedir.Furthermore, a romance novel must have an "emotionally satisfying and optimistic ending."
Bu en çok duygusal travmalar açısından önemlidir.This is most important in terms of emotional trauma.
Marx duygusal olarak babasına çok yakındı ve ölümünden sonra babasının anısına çok saygı gösterdi.Marx had been emotionally close to his father and treasured his memory after his death.
Beck sonunda dostluklarını sona erdirdi bu da Carpenter’da duygusal büyük çöküntüye neden oldu.Beck eventually ended their friendship, causing Carpenter great emotional heartache.
Okulda zorbalığa maruz kaldıktan sonra "hayatla duygusal olarak başa çıkmak" için yazı yazdı.After being bullied at school she used writing to "deal emotionally with life".
Bu dil işlevlerinin dördü, çocukların fiziksel, duygusal ve sosyal ihtiyaçlarına yardımcı olur.The first four functions help the child to satisfy physical, emotional and social needs.
Xander'ın uşaklık yaptığı süre boyunca, Drakula ona karşı bir duygusal bağ geliştirir.During Xander's tenure as a manservant, Dracula develops an emotional attachment to him.
Spielberg elindekinden katı bir ahlaki ve duygusal bir bütün çıkarmış.Spielberg shows a firm moral and emotional grasp of his material.
Buna rağmen, Gillan ve Smith son mezarlık sahnesi çekimlerinde duygusal anlar yaşadı.Nevertheless, Gillan and Matt Smith got very emotional filming the final graveyard scene.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.Biased interpretation is not restricted to emotionally significant topics.
İsmail ile duygusal bir yakınlaşma yaşamıştır.She has a brief fling with Ismael.
Savaş sonrası dönemde gelişen modern enka, duygusal ballad müziğinin bir şeklidir.Modern enka, as developed in the postwar era, is a form of sentimental ballad music.
Bununla birlikte duygusal olarak kırılmıştım ki yazmaya yazmaya başladım.And then I was so emotionally broken that I just started to write...
Spiritüel anlam ve duygusal rahatlık sembolizm ve renk ile ifade edilmiştir.Spiritual meaning and emotional comfort were expressed through symbolism and color.
Bölüm, duygusal sahneleriyle övgü topladı.The episode was praised for its emotional scenes.
Çeşitli duygusal durumlar öz farkındalık ile pekiştirilir.Various emotional states are intensified by self-awareness.
Ian'dan çok daha genç olan Cate, duygusal açıdan da kırılgandır.Cate is much younger than Ian, emotionally fragile, and seemingly intellectually simple.
14 yaşındayken fiziksel ve duygusal yorgunluk yüzünden jimnastiğe üç yıl ara verdi.At the age of 14, he took a three-year break from gymnastics due to physical and emotional fatigue.
Salinger'ın savaşta yaşadıkları, duygusal açıdan yazarı etkiledi.Salinger's experiences in the war affected him emotionally.
Hobbes terimleri açıkça tanımlayarak ve duygusal olmayan bir şekilde ilerler.Hobbes proceeds by defining terms clearly and unsentimentally.
Sosyal zeka, biliş ve duygusal zeka ile yakından ilişkilidir.Social intelligence is closely related to cognition and emotional intelligence.