Çok duygusal bir an.Įdomus mūsų momentas.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.Taip, atrodo, kad ten švelniai, bet iš tikrųjų būna didžiulis smūgis.
Eser aşırı duygusal ve romantik bir romandır..Tai erotiška ir romantiška poza.
Yanıklar aynı zamanda duygusal ve psikolojik rahatsızlığa da neden olabilmektedir.Nutukimas taip pat gali sukelti psichologinių bei socialinių sunkumų.
Ugo Foscolo'nun yapıtlarında tutkulu bir duygusallıkla biçimsel yetkinlik birleşti.Gustavo Adolfo taktika buvo pagrįsta efektyvia ugnies galia.
Genelde duygusal rollere girmiş bir oyuncudur.Ta mängib enamasti episoodilisi rolle.
Ama genellikle duygusal varoluşun mutluluğu ile ilişkilidir.Enamasti on see seotud positiivsete emotsioonidega.
Duygusal dengede yüksek puan alanlar duygusal olarak duyarlı ve strese eğilimlidirler.Kõrgema neurootilisuse tasemega inimestel on emotsionaalselt tundlikud ja stressile haavatavad.
Bunlar fiziksel, duygusal ve zihinsel ahenk döngüleridir.Me vajame teisi kehaliselt, emotsionaalselt ja vaimselt.
Hem fiziksel hem de duygusal olarak daha da yakınlaşırlar.Siiski on nad lähedased nii stiililt kui tehnikalt.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Ich will das nicht übertreiben und es soll auch nicht sensationell klingen, aber ich denke es stimmt.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Jag vill inte överdriva eller verka sensationslysten- -men jag tror att det är sant.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Nu doresc să exagerez prea mult și să sune senzațional, însă cred că e adevărat
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Odio esagerare su questo, e non voglio che suoni come sensazionale, ma credo sia vero.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru."Quem somos?" e "Quem, na verdade, escolhemos ser?" Achamos que a questão seja política. E então dizemos:
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Vihaan sen liioittelua, enkä halua kuulostaa sensaatiomaiselta, mutta uskon sen pitävän paikkansa.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Δεν μου αρέσει να υπερβάλλω και δεν θέλω να ακουστεί ως εντυπωσιακό αλλά είναι αληθές.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Не искам да преувеличавам, и не искам това да звучи като сензация, но мисля, че е вярно.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Не хочу преувеличивать, и не хочу делать из этого сенсацию, но я думаю, что это правда.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.לא הייתי רוצה להגזים, ואני לא רוצה להישמע סנסציוני, אבל אני חושב שזו האמת.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.انا اكره المبالغة, ولا اريد ان اجعل الامر مثيرا ولكن هذه حقيقة
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.人類 人間の種は 自分たち自身を決める地点に来ている
Adeta heykelle bizim aramızda duygusal bir bağ oluşuyor.М:
Affedersin. [DUYGUSAL MÜZÝK BÝTER]Θα πληγωθείς πάλι.
Affedersin. [DUYGUSAL MÜZÝK BÝTER]Не съм ги затварял.
Ağlamak da aynen gülmek gibi sadece insanlar tarafından gerçekleştirilen duygusal bir süreçtir.Il s'emporte un peu des fois.
Akıl bile duygusaldır.Até o espírito é emotivo.
Akıl bile duygusaldır.Chiar şi mintea este emoţională.
Akıl bile duygusaldır.Inclusive la mente es emocional.
Akıl bile duygusaldır.심지어 마음도 감정적인 것이지요.
Akıl bile duygusaldır.Még az ész is emócionális.
Akıl bile duygusaldır.Même l'esprit est émotif.
Akıl bile duygusaldır.Nawet umysł jest uczuciowy.
Akıl bile duygusaldır.Persino la mente è emozionale.
Akıl bile duygusaldır.Sogar der Verstand nimmt Empfindungen wahr.
Akıl bile duygusaldır.Thậm chí trí não cũng giàu xúc cảm.
Akıl bile duygusaldır.Дори умът е емоционален.
Akıl bile duygusaldır.אפילו המחשבה היא רגשית.
Akıl bile duygusaldır.حتى العقل عاطفي
Akıl bile duygusaldır.倫理の領域、我々は何者かという
Ama bu çok duygusal bir andı.Dar acesta a fost momentul emoţional.
Ama bu çok duygusal bir andı.Dit was het emotionele moment.
Ama bu çok duygusal bir andı.Đó là cảm xúc nhất thời.
Ama bu çok duygusal bir andı.Ez egy igazán érzelmes pillanat volt.
Ama bu çok duygusal bir andı.Isto foi um momento emotivo.
Ama bu çok duygusal bir andı.이 때는 감동적인 순간이었습니다.
Ama bu çok duygusal bir andı.Ma ecco la cosa più emozionante.
Ama bu çok duygusal bir andı.Mais c'était un moment émouvant.
Ama bu çok duygusal bir andı.Men dette var en emotionelt øjeblik.
Ama bu çok duygusal bir andı.Pero este fue el momento emotivo.
Ama bu çok duygusal bir andı.Tapi inilah saat yang mengharukan.
Ama bu çok duygusal bir andı.To był emocjonalny moment.
Ama bu çok duygusal bir andı.Tohle bylo opravdu dojemné.
Ama bu çok duygusal bir andı.To pa je bil čustven moment.
Ama bu çok duygusal bir andı.Und dann kam ein ergreifender Moment.
Ama bu çok duygusal bir andı.Αλλά αυτή ήταν μια συγκινητική στιγμή.
Ama bu çok duygusal bir andı.А це був дуже зворушливий момент.
Ama bu çok duygusal bir andı.А это был очень трогательный момент.
Ama bu çok duygusal bir andı.Ето един емоционален момент.
Ama bu çok duygusal bir andı.אבל זה היה הרגע המרגש.