Ana içeriğe geç
Sözlük

duygu ile cümle

duygu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Toronto Star'dan Jane Stevenson ise performansı gösterinin duygusallıkta üst noktası olarak değerlendirdi.Jane Stevenson iz revije Toronto Sun je nastop pohvalila, saj naj bi bila najbolj izstopajoča točka koncerta.
Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.Bolečina drugih jih preneha motiti.
Sahiplenme, bir şeyi veya birini sahiplenme duygusudur.Biti drugačen tako pomeni imeti nekaj svojega.
DSM-IV-TR'e göre ise iki adet tipik belirti bulunur: depresif duygudurum ve anhedoni.DSM-IV-TR pozna dva glavna simptoma depresije, potrtost in anhedonijo.
Bach'ın yazdığı en duygusal bölümlerden birisi olarak anılır.Nekatere izmed najboljših kantat je Bach napisal po naročilu.
Yaklaşımı genel olarak huzur ve sıcaklık duygusu taşır.Na splošno se škornji nosijo za toploto in udobje.
Ulaşılmaz bir duyguydu bu o zamanlar, adı henüz konmamıştı.Čeprav se je pozneje izkazalo, da temu ni tako, se je ime obdržalo.
Olumsuz ilişkiler genellikle Duygusal denge ve Dışadönüklük arasında görülmektedir.Prijateljske zveze so običajno čustveno tesne in psihološko močne.
Bunu vokal, performans ve duygular için yapıyorum.""Rastje, Revija za literaturo, ustvarjalnost in družbena vprašanja".
Yazdıklarından, ona yönelik karşılık göremediği bazı duygular beslediği anlaşılmaktadır.Kot je dejal, je lahko prek njega povedal stvari, ki si jih sicer ne bi upal.
Figürlerindeki pozlar ve duygular Canovanınkilerden daha resmi ve serttir.Ostaja torej nedorečeno mnenje, ali so kateri starejši in točnejši od kanoničnih evangelijev.
İntikam duygusu hala yanmaktadır.Pakvimpa keršto nuojauta.
Müzik ise duygusal, melankolik ve atmosferiktir.Muzika melodinga, atmosferinė.
Çok duygusal bir an.Įdomus mūsų momentas.
Ayrılıklarda, cenazelerde kişilerin bu duygusu ağır basar.Tikrose laidotuvėse dalyvavę svečiai liko šokiruoti tokiu elgesiu.
İntikam duygusu güçlü biridir.Kerštas yra natūralus žmogiškas jausmas.
Merhamet, acıma duygusudur.Gailestingumo ir užuojautos dievybė.
Bu kadın oğluna çok kuvvetli bir milliyet duygusu aşıladı.Jis sūnui paliko didžiulį iš moterėlių išviliotą turtą...
Sanatçının bu albümündeki eserler oldukça duygu yüklüdür.Šių įvykių dailininkas buvo emociškai palaužtas.
Duygularımı tarif edemiyorum.Nesugebėjimas išreikšti savo minčių.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.Taip, atrodo, kad ten švelniai, bet iš tikrųjų būna didžiulis smūgis.
Estetik duygu yoksunluğu.Ryškus simbolizmo estetikos poveikis.
Eser aşırı duygusal ve romantik bir romandır..Tai erotiška ir romantiška poza.
Onların gerçek duyguları oldu.Čia jis atskleidžia tikruosius savo jausmus.
Yanıklar aynı zamanda duygusal ve psikolojik rahatsızlığa da neden olabilmektedir.Nutukimas taip pat gali sukelti psichologinių bei socialinių sunkumų.
Ugo Foscolo'nun yapıtlarında tutkulu bir duygusallıkla biçimsel yetkinlik birleşti.Gustavo Adolfo taktika buvo pagrįsta efektyvia ugnies galia.
Ana duygu konu anlamına gelmez.Galvos padėtis yra nesvarbi.
Duygu, edebi ifadelerin merkezini oluşturmuştur.Žinynas – dalykinės literatūros išdėstymo forma.
Bundan sonra içinde bir acıma duygusu oluşur.Po kurio laiko įvyksta siaubinga nelaimė.
Bizler, bunu ancak bazı özel durumlarda, duygularımız aracılığıyla sezebiliriz.Drovumas gali pasireikšti tik kai kuriose situacijose, kai kuriomis aplinkybėmis.
Yeni bir çevresi, yeni arkadaşları ve yaşadığı yeni bir duygu vardır artık.Prasideda naujas gyvenimo etapas, naujos pažintys ir nauji garbintojai.
Şehvet cinsel istek duygusudur.Kai kurie mano, kad aseksualumas yra seksualinis sutrikimas.
Pathos dinleyicinin duygulanımıdır.Pathos on kuulajaskonna emotsioonid.
Kardeşi Duygu Paracıkoğlu ise oyuncudur.Tema vend on näitleja Tõnu Kark.
Sevinç duygusu bizi sarmıştı"."Väetite rõõmust."
Genelde duygusal rollere girmiş bir oyuncudur.Ta mängib enamasti episoodilisi rolle.
Ama genellikle duygusal varoluşun mutluluğu ile ilişkilidir.Enamasti on see seotud positiivsete emotsioonidega.
Sevinç içinde bulunduğu durumdan tam anlamıyla hoşnut olma duygusudur.Nagu mind näed, oled kohe rõõmus.
Bu mektup Elizabeth’in Darcy’ye de Wickham’a da olan duygularını yeniden şekillendirmesine neden olur.Samuti usub Elizabeth endiselt härra Wickhami süüdistusi härra Darcy kohta.
Ayrıca bazı durumlarda utanç duygusu toplumdan topluma değişebilir.Mul tekib võime oma kogukonna ees häbi tunda.
Duygusal dengede yüksek puan alanlar duygusal olarak duyarlı ve strese eğilimlidirler.Kõrgema neurootilisuse tasemega inimestel on emotsionaalselt tundlikud ja stressile haavatavad.
Bunlar fiziksel, duygusal ve zihinsel ahenk döngüleridir.Me vajame teisi kehaliselt, emotsionaalselt ja vaimselt.
"Duygu Müzik"."(Üles)tähendusi muusikast."
O yüzden de hissettikleri duygu pişmanlık değil, hayal kırıklığıdır.Sellepärast kahetsus ei ole pelk tunne ega pelk hoiak.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Modellide näod on tihti varjatud.
Hem fiziksel hem de duygusal olarak daha da yakınlaşırlar.Siiski on nad lähedased nii stiililt kui tehnikalt.
“Duygu Demeti”, 1071."Mõtlemise mõistevõrk", lk 187.
Ancak, sözcüğün utanç duygusuyla da çok yakın ilgisi vardır.Süü on tihedalt seotud mõistega kahetsus.
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.Toni oli Raivole võlgu.
Merhamet, acıma duygusudur.Kaastunne on emotsioon.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.18살때, 제 이성친구들은 그들의 감정을 표현할 수 없었고
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Când la 18 ani prietenii mei de sex masculin nu puteau să îşi exprime sentimentele...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Cuando, a los 18, mis amigos eran incapaces de expresar sus sentimientos....
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Da jeg var 18, kunne mine mandlige venner ikke udtrykke deres følelser...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı. Feminist olduğuma karar verdim.Ked v 18tich moji mužský kamaráti neboli schopní vyjadriť svoje pocity som sa rozhodla, že som feministka.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Když v osmnácti moji mužští kamarádi nebyli schopní vyjádřit své pocity.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Ketika pada usia 18 tahun, teman-teman pria saya tak mampu menyampaikan perasaan mereka...
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Khi lên 18 tuổi, những bạn nam không thể để lộ cảm xúc của họ
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.Lorsqu"à 18 ans, mes copains étaient incapables d'exprimer leurs sentiments.
18 yaşındayken, erkek arkadaşlarım duygularını ifade edemiyorlardı.När jag var 18 var mina killkompisar oförmögna att uttrycka sina känslor.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod