Ana içeriğe geç
Sözlük

duygu ile cümle

duygu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Toronto Star'dan Jane Stevenson ise performansı gösterinin duygusallıkta üst noktası olarak değerlendirdi.Jane Stevenson, a Toronto Star írója a koncert érzelmi csúcspontjának tartja a számot.
Hayatın Trajik Duygusu.A tragikus életérzés.
Dünya anlayışı için gelen duyguları anlamlı bilgiler haline çevirmek gereklidir.Ahhoz, hogy a világot megértsük, fontos, hogy a bejövő érzékleteket értelmes információkká szervezzük.
Bu dizi aynı zamanda sevinç, üzüntü ve öfke gibi duyguları da içerir.Ez a csoport magában foglal olyan érzelmeket, mint az öröm, a szomorúság és a harag.
Yetersizlik duyguları.Negatív érzelmek.
Zamanla Oscar'a beslediği duygular aşka dönüşür.Férjével szembeni gyűlölete idővel szerelemmé változik.
Katy çok fazla duyguyla söylüyordu ve ilk defa koroyu dinlediğimde ürperdim.Katy mély érzelmekkel énekel, és mikor először hallottam a refrént, a hideg futott a hátamon.
Yalnızlık arkadaş eksikliğinden veya başkalarıyla birlikte olma arzusundan daha da öteye giden bir duygudur.A magányosság több, mint puszta vágy a társaságra vagy egy másik személyre.
Bunu vokal, performans ve duygular için yapıyorum."Hogy csak az ének, a teljesítmény, a lüktetés és az érzelem."
Ancak bu duygular daha ziyade geçip giden “gökteki bulutlar” olarak algılanır.Ezek az érzések úgy tünnek fel, mint „felhők az égen“, melyek elvonulnak.
Tarif edilemez duygular içindeyim.Meghatározatlan érzelmekről ír.
Hiçbir zaman da duygularını hissettirmemiştir.Soha nem mutat ki érzelmet.
Kötü duygulardan beslenirler.Rosszindulatú emberi érzésekből készülnek.
Çok iyi yön duyguları vardır.Roppant jó üzleti érzékük van.
Oldukça duygusaldır.Elég hülye érzés.
Duyguların bu kadar güzel ve derin hissedildiği.Kapcsolatuk nagyon bonyolult és mély érzelmekkel teli.
O duygular kişi ile özleşmemekte, sağlıklı bir mesafeden algılanabilmektedir.Vagyis ezekkel már nincs azonosulás, egészséges távoltartással veszik tudomásul őket.
Duygularının derinliği, ifadesinin kudreti bakımından Beethoven'i hatırlatır.Zeneszerzői nagyságát legjobban Beethoven elismerő véleménye bizonyítja.
Daha sakin ve duygusal bir albüm oldu.Egy nyugodt, lassú albumról van szó.
Ulaşılmaz bir duyguydu bu o zamanlar, adı henüz konmamıştı.Általános vélemény az, hogy nem, hiszen akkor ez a probléma ismeretlen volt.
Ancak, sözcüğün utanç duygusuyla da çok yakın ilgisi vardır.A büszkeség szó ebben az értelemben a szégyen ellentéte.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Egy-egy kézmozdulatom megformálásán sokat töprengtem.
14 yaşındayken fiziksel ve duygusal yorgunluk yüzünden jimnastiğe üç yıl ara verdi.Kilencvenhárom évesen teljes szellemi és testi frissességben hunyt el.
Benim için çok güzel bir duygu.Nagyon jó érzés volt.
Sevinç duygusu bizi sarmıştı".Sikerült megragadnia benne az érzelmet.”
Bu mektup Elizabeth’in Darcy’ye de Wickham’a da olan duygularını yeniden şekillendirmesine neden olur.Lady Catherine története arra bátorítja Darcyt, hogy Elizabeth iránti érzelmeit megerősítse a lánynak.
Yanıklar aynı zamanda duygusal ve psikolojik rahatsızlığa da neden olabilmektedir.Az égési sérülések érzelmi és lelki stresszállapotot is okozhatnak.
Bu olay Polonya soylularının yurtseverlik duygularını kamçıladı.Ez kiváltotta a lengyel országlakosok tiltakozását.
Mutluluk duygusunun zıddı olarak görülebilir.Rajta látható a Boldogasszony szobra.
Bu konuda hissettiğim suçluluk duygusunu tarif etmeye kelimeler yetmez.Elmondhatatlan bűntudatom van mindezen dolgok miatt.
Barış kelimesi duygusal bir durum içinde kullanılabilir.A kifejezést pejoratív értelemben használják.
Duygusal elegeianın kurucusudur.Bekeseges Türes Ösztöne.
Ceday kodu: Duygu yoktur, barış vardır.A Jedi-kódból leképzett Sith hitvallás: Nincs béke, harag van.
Üçüncüsü; duygu alanındaki ambivalensdir.In: Az érzelmek filozófiája.
Duyguların sayısı ve sınıflandırılması konusu tartışmalıdır.A hazugság-érzékelés eredményessége kérdéses.
Duygusal Tuzaklar, 2006.Fizikai Szemle, 2006.
Onlara göre Helen kadın olduğu için duygusal davranıyordu.Kiderül, hogy Helen volt a tettes.
Duygularını pek açığa çıkaran birisi değil.Nem sűrűn fejezi ki az érzéseit.
Çartist Hareket'e katılmak, işçi sınıfına kesinlikle bir öz güven duygusu getirdi.Jobs-szal együtt dolgozni igazi érzelmi hullámvasút volt a munkatársak számára.
Annelik duygusu gelişir.A szellem fejlődéstörvénye.
Gerçeklik duygusundan hiç uzaklaşmadık.Mi sem állt távolabb a valóságtól.
Güven verici aile ortamını yitirdikleri duygusuna kapılırlar.Szatyinéknál végre megtalálta a rég elveszettnek hitt családi légkört.
Daha sonraları insan eli, emeği ve duygusu işe koyuldu.A harmadik napon az embereknek értelmet, nyelvet és érzékeket adott.
Şehvet cinsel istek duygusudur.A libidó a nemi vágyat jelenti.
Roman, tıpkı savunanlarda olduğu gibi, eleştirmenlerde de oldukça güçlü duygusal tepkilere neden olmuştur.A regény kritikusaiból és támogatóiból egyaránt heves érzelmi reakciókat váltott ki.
Duygularını incittiysem, özür dilerim.Bocsáss meg, ha megsértettelek.
Suçluluk duygusuna kapılan Bobby, bir gün annesinin kendisini kabul edeceğini umarak kuzenine taşınır.Syyllisyyden kalvama Bobby muuttaa serkkunsa luokse toivoen, että joku päivä hänen äitinsä hyväksyisi hänet.
Örneğin farklı duygular yaşadığı zaman saç rengini değiştirebilmektedir.Eri ikävaiheissa hiusten väri voi vaihdella.
Başkaldırıdan duygulananlar harekete geçme fırsatını hissedip örgütsel toplantılara katıldılar.Monet heistä, joita kapina oli liikuttanut, tunsivat mahdollisuuden toimia ja osallistuivat kokouksiin.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Toisten tunteet ovat tärkeitä.
Çok duygusal bir an.Oi mikä kiitoksen hetki!
Mutluluk duygusunun zıddı olarak görülebilir.Mielihyvän vastakohtana voidaan nähdä mielipaha.
Duygu'nun kendisine ilgi göstermeyeceğini düşündüğünden ona açılmıyor.Kukaan ei usko hänen varoitustaan, mistä mies suuttuu.
Gerçek sorumlulukları olan evli bir kadın, karışık duyguları olan acınası bir kızdım.Hän oli uskonnollinen mies, jolla oli suuria tunnontuskia naida pakanallinen nainen.
Zamanla Oscar'a beslediği duygular aşka dönüşür.Victorin sympatia Kikiä kohtaan muuttuu rakkaudeksi.
Sonra o duygular sanat hayatım boyunca devam etti.Taiteelliset harrastukset jatkuivat kuitenkin koko eliniän.
Merhamet duygusu yoktur.Korpi ei tunne armoa.
Duygulanımları, hareketleri ve düşünceleri kendilerine aittir.Ajatukset, tunteet sekä teot sisältyvät näihin.
Örneğin sevinç bir duygu, açlıksa bir duyumdur.Mielihyvä on mieluisuuden, tyytyväisyyden ja ilon tunne.
Köylülerin aidiyet duygusu çok gelişmiştir.Eväjalkaisten tuntoaisti on hyvin kehittynyt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod