Amfortas'a karşı duyduğu şefkat duygusu nedeniyle Kundry'nin sevgi gösterilerini reddeder.Ale jeho utěšování mísené se dvořením Fanchette odmítá.
Ancak kin duygusu daha farklıdır.Benova potřeba je jiná.
Kuantum sayısı dönme(pozitif veya negatif) duygusunu temsil eder.Dochází tedy k vzniku zpětných vazeb (pozitivních či negativních).
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Ale je zde akceptovatelné veřejně ukazovat své emoce.
İlk merkezin calışmalardan teröristlerde panik duygu yaratıldı.Na louce ve Strašnicích vzniklo první letiště.
Duygulara ve aile içi bağlara önem vermez.Protože naše pány ani zbla nezajímáš ani ty ani tvá rodina.
Başka birinin duyguları ile oynamaktan hoşlanmaz ve bunu yaparsa istemi dışınadır.Nemají rádi přítomnost člověka a pokud to jde, snaží se mu vyhýbat.
Örneğin sevinç bir duygu, açlıksa bir duyumdur.Smutek je jedna z emocí, stav nálady, který je opakem radosti.
Şeytan, fiziksel, zihinsel veya duygusal haz veren günah diye bilinen herşeyi temsil eder!Satan znamená všechny takzvané hříchy, jelikož vedou k fyzickému, mentálnímu nebo emočnímu uspokojení! 9.
Ulaşılmaz bir duyguydu bu o zamanlar, adı henüz konmamıştı.Jde o starou uličku, která však dosud neměla žádné jméno.
Hipokampus, özellikle uzamsal olmak üzere çeşitli belleklerin işlenmesi yoluyla duygularla bağlantılıdır.Hippocampus je spojen s emocemi prostřednictvím zpracování některých druhů paměti, zejména prostorových.
Ceday kodu: Duygu yoktur, barış vardır.Kód sithů: Mír je lež, je jen vášeň.
Duygular bilinçaltının yansımasıdır.Myslení je kombinace pocitů.
Düş ve duygu değil, mantık ve ölçü önemlidir.Představivost je předpoklad nejen logiky, ale i etiky a estetiky.
Hem fiziksel hem de duygusal olarak daha da yakınlaşırlar.Fyzicky i pocitově se intimně se sblíží a vyznají si lásku.
Kılıçları yukarı kaldırmış durumdaki babada da duygu belirtisi yoktur.Na duši mi zůstala jizva, jež se nezacelí.
Bu mektup Ferdindand’ın eline geçer ve kıskançlık gibi kindar duygular uyanmaya başlar.Tento dopis se dostane k Ferdinandovi a vyvolá to v něm naprosté zoufalství.
Bu duygu insanın karşındaki kişiyi sevmemesinden de kaynaklanır.Proto se také domnívá, že je u lidu neoblíbena.
Onların gerçek duyguları oldu.A afișat emoții autentice.
Bilim insanları fillerin ne derecede duyguları olduğunu tartışmaktadır.Oamenii de știință dezbat măsura în care elefanții simt emoții.
Eldeki bütün işaretler Maxwell'in daha o yaşta bitmeyen bir merak duygusuna sahip olduğunu göstermiştir.Toate indiciile sugerează că Maxwell a menținut o curiozitate nesecată de la o vârstă fragedă.
Erkekler için genel olarak bir "kardeşin" kurban edilmesi daha uygun bir duygulanma kaynağıdır.Pentru bărbați în general, „ideea sacrificiului pentru un 'frate' este o sursă mai adecvată de emoție”.
Öykünün son sahnesi ise, anlatıcının suçluluk duygusunun sonucudur.Scena finală a povestirii arată manifestarea sentimentelor de vinovăție ale naratorului.
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.Inima, și nu creierul, era considerată organul de gânduri și emoții.
Titanik sadece duygulandırmayı başardı," dedi.Titanic a avut doar noroc.”
Doğrudan duygularımı yansıttığım müziklerimin öfkeli bir yönü olduğunu düşünüyorum."Cred că există un aspect de animozitate în muzică, care reflectă direct sentimentele mele din acea perioadă.”
Tanrılar nirvana’ya ulaşmamışlar, dolayısıyla kıskançlık, öfke, yanılgı ve keder gibi duygulara sahiptir.Zeii nu au atins Nirvana, și sunt încă supuse emoții, inclusiv gelozia, furia, iluzii, durere, etc...
Tüm bu duygular nereden geldi?De unde îi vin toate acestea?
Bir gizem duygusunun bulunduğu şarkı, yumuşak ve yavaşça çalan bir piyano ile başlamaktadır.Piesa învăluită în mister începe ușor și încet, cu clapele unui pian.
Bu şiire eşlik eden melodi de ihtişamı ve zafer duygusunu hissettirir.Melodia care însoțește de obicei acest poem are un caracter de grandoare și triumf.
O anki görünüşleri o an hissetikleri duyguları yansıtır.Părea că simboliza tot ceea ce simțise la acea vreme.
Ayrıca o akşam, Sayid'in hiçbir duyguyu hissetmediğini öğrenir.În plus, Gore află că nu avusese loc nicio alarmă în această zi.
Yalnızlık duygusu istek dışı bir yalnız kalma durumundan dolayı ortaya çıkar.Ceea ce am realizat este consecința existenței singuratice.
Yanıklar aynı zamanda duygusal ve psikolojik rahatsızlığa da neden olabilmektedir.Arsurile pot produce de asemenea probleme emoționale și psihologice.
Sanki,bir anlik tüm duygularını unutur.În general, consoana își păstrează toate trăsăturile.
Duygusal anlar yaşandı.O experiență emoționantă.
İnsanları aynı düşünceler, aynı duygular, aynı heyecanlar çevresinde toplar.Avem aceleași gesturi, facem aceeași trudă, creăm cu aceeași bucurie.
Üniversite yıllarında Duygu adlı bir senaryo çalışmasında bulunmuştur.Totuși, la acea vreme, studioul dorea un scenarist cu experiență.
Uzun yıllar boyunca onun yüreğinde kadınlara karşı bir korku duygusunun oluştuğunu anlar.Remarcă că în popor persista un sentiment de frică de a-și pierde limba.
Fitnat'ın duyguları da öyle.Se resimt și efecte locale de fohn.
Ulaşılmaz bir duyguydu bu o zamanlar, adı henüz konmamıştı.Ei bine, se întâmplă atunci un fenomen surprinzător, a cărui taină n-am reușit încă s-o descifrez.
Oscar, Bea'ye aşıktır ama duygularını açıklayamaz.Oaki o place pe Simona, dar nu se încumetă să își dezvăluie sentimentele.
Bu mektup Elizabeth’in Darcy’ye de Wickham’a da olan duygularını yeniden şekillendirmesine neden olur.La lumina acestor revelații Elizabeth este nevoită să-și revizuiască sentimentele față de Darcy.
Konya Ayaklanması Din duygusu kullanılarak kışkırtmalarla çıkmıştır.Logică Apelul la frică Apelul la emoție
Sosyal ve duygusal işlevlerse orbitofrontal kortekste lokalizedir.Orificiu zigomatico-facial este situat lângă marginea orbitală a feței laterale.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Ordinele de protecție sunt de multe ori încălcate.
Estetik duygu yoksunluğu.Emoția estetică.
Trene binmeden önce acıma duygusu onu tekrar tutar ve dr.După intrarea în tură, Pascu se duce să-l ia pe dr.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Reprezintă emoțiile omului.
Sherlock Holmes'un Irene Adler'e hissettiği duygu kesinlikle aşk değildir.Nu că ar fi simțit vreun sentiment înrudit cu iubirea pentru Irene Adler.
Fazla duygu yüklü ve benim için iyi bir işti," dedi.Am fost crescuți foarte ordonat; a fost un lucru bun".
Hepsinden öte, insanı bir anda sarmalayan sıcak bir duygu seli: "Asmalı Pencere".Cred ca oricine a simtit, la un moment dat, acest sentiment de... "fericire tristă".
Sembolistler bu anlayışa karşı çıkmış, duygusallığa, insanın iç dünyasına yönelmişlerdir.Aceste intervențiuni le-a făcut dezinteresat, din spirit de umanitate.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.El pare înfricoșător dar este defapt prietenos.
O, duygulanmaktan dolayı ağladı.Ea a plâns de emoție.
Onların gerçek duyguları oldu.Valódi érzéseket közvetítenek.
Entertainment Weekly, "Sesini kullanışının ardında muazzam duygusal bir zekâ var.Az Entertainment Weekly szerint „hatalmas érzelmi intelligencia található a hangja mögött.
2008 Avrupa Futbol Şampiyonası için slogan, 24 Ocak 2007 tarihinde seçildi: Duygularını koru.A 2008 Európa-bajnokság szlogenjét 2007. január 24-én választották ki: Számíts érzelmekre!
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.A torzított interpretáció nem korlátozódik az emocionálisan jelentős témákra.
Duygularımı tarif edemiyorum.Érzelmeit nem mutatja ki.