Ana içeriğe geç
Sözlük

duygu ile cümle

duygu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Duygusal anlatımları çok zengin bir dildir.Słownictwo jest bardzo bogate.
Duygusal olarak algılanışının yanı sıra akıl ile de kavranabilir.Umie także logicznie myśleć, nawet w stresujących sytuacjach.
Cinsel anlamda uygunsuz provokatif davranışlar sergileyebilir, duygularını etkileyici tarzda dışavururlar.Mogą czuć się niekomfortowo, wyrażając swoje emocje.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.Wymogi formalne także i tutaj w żaden sposób nie ograniczały wyrazistych emocji.
Yaşadığı duyguları da bir şekilde paylaşmak istiyor.Odżywa łączące ich niegdyś uczucie.
Birden çok duygu barındırabilen duygudurum aynı zamanda yoğunluk da ifade edebilir.Rzadkim objawem charakterystycznym może być również nadziąślak.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.Wygląda strasznie ale w rzeczywistości jest bardzo sympatyczna.
Tabii ki, yapı dönemin duygularını kısıtlı anlatımında klasik değildir.Na jego obrazach prawie nigdy nie brakuje elementów architektury.
Yıllar sonraki karşılaşmaları eski duygularını alevlendirir.Przez kolejne godziny próbuje odtworzyć zdarzenia wczorajszego dnia.
15 yaşına geldiğinde kadınsı duyguları hissetmeye başlayan Gia aynı yaşlarda hormon tedavisine başladı.W Holandii już osoba szesnastoletnia może ubiegać o proces zmiany płci i rozpoczęcie hormonoterapii.
Ulusal duyguların gelişmesine yol açmıştır.Przyczyniły się do pobudzenia świadomości narodowej.
Eserin sanat dışını anlattığı, sanatın işlevinin duygu anlatımı olduğu düşünülüyordu.Celem pracy jest wskazanie na znaczenie sztuki o przeszłości.
Emir alıp vermek benim kişiliğimle, duygularımla hiç bağdaşmayan bir şey.O tym, co mnie wewnętrznie dotyczy i angażuje, nie mogę mieć opinii.
Genellikle teşekkür etme yoluyla ifade edilen bir duygudur.Najczęściej wykorzystuje się wyrazy nacechowane emocjonalnie.
Bu olay Polonya soylularının yurtseverlik duygularını kamçıladı.Spowodowało to wrogość okolicznych mieszkańców narodowości polskiej.
Ceday kodu: Duygu yoktur, barış vardır.Za podstawę filozofii Jedi uważa się następujące słowa: Nie ma emocji – jest spokój.
Görme ve koklama duyguları zayıf olur.Widzę, jak moje ciało chudnie i słabnie.
Özgür Duygu Keser ...Bo wolność krzyżami się mierzy...
Buna rağmen ustasının diğer yaşayan varlıklar için hissettiği derin duygulardan yoksundur.Czy mogłoby Mu brakować cech, których wymaga od swych stworzeń?
Kurama göre duygular için sağlıklı ve sağlıksız olmak bir ayrım yapılmaktadır.Jest tak, bo dla zdrowego nie ma żadnej różnicy pomiędzy myślą a językiem.
Konya Ayaklanması Din duygusu kullanılarak kışkırtmalarla çıkmıştır.Można powiązać pozyskiwanie uwagi z rozbudzeniem emocji.
Pişmanlık suçluluk duygusu içerebilir ama genel anlamda suçluluktan farklıdır.Reakcja uczuciowa jest podobna do zmysłowej w postawie, ale różni się co do treści.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Jest w stanie wyczuwać emocje innych.
Tüm bu duygular nereden geldi?Vad kommer alla bilderna ifrån?
Kısa süre sonra Eichi evlat edinildi ve Mitsuki ona duygularını açılayamadan Amerika’ya göç etti.Strax efter var Eichi antogs och emigrerade till Amerika innan Mitsuki kunde uttrycka sina känslor för honom.
Bazı durumlarda gözlerin karşı karşıya gelmesi güçlü duygular doğurur.I vissa sammanhang väcker ögonkontakt starka känslor till liv.
Müzik ise duygusal, melankolik ve atmosferiktir.Musiken är både aggressiv och melankolisk.
Hem duygusal küntlük hem de anhedoni şizofreninin negatif belirtilerinden sayılır.Det lindrar både positiva symtom och negativa symtom av schizofreni.
Taktikleri insanlara genellikle duygusal ve bazen de fiziksel acılar tattırmayı içerir.De orsakar vanligtvis mental, emotionell och ibland fysisk smärta.
Dışadönüklük - enerji, olumlu duygular ve diğerlerinin ortaklığını ve teşviğini aramaya eğilim.Extraversion - energi, positiva känslor, självsäkerhet, och en tendens att söka stimulans och andras sällskap.
Kıskançlık özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusundan dolayı ortaya çıkmaktadır.Svartsjuka härrör till en känsla av otillräcklighet eller att känna sig utanför.
Benim için çok güzel bir duygu.Har däremot mycket bra känsel.
Özellikle çok duygusal "Ruhe sanft, mein holdes Leben" soprano aryası çok tutulmuştur.Ett någorlunda bekant nummer är sopranarian Ruhe sanft, mein holdes Leben.
Duygusal anlar yaşandı.En stickande känsla uppstod.
Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.Han är rädd för att göra andra upprörda och försöker undvika att göra andra arga.
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Starkt negativt omdöme om någons mentala kapacitet.
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.Hjärtat, inte hjärnan, ansågs vara källan till både tankar och känslor.
Sosyal ve duygusal işlevlerse orbitofrontal kortekste lokalizedir.Emotionella och sociala förmågor utgör kärnan i orbitofrontala cortex funktioner.
Oscar, Bea'ye aşıktır ama duygularını açıklayamaz.Nobita är kär i henne, men hon ger inte intryck av att besvara känslorna.
Böyle duygular onları kurtuluşun dinde olduğu anlamına geliyordu.Exempel Att göra det vore som att svära i kyrkan.
Juliet de Romeo'nun duygularına karşılık verir.Julie inväntar otåligt Romeos ankomst.
Duygusal anlatımları çok zengin bir dildir.Ett rikt språk är ett bra språk.
Aşkın gözü kör olabilir, ama duygularının olduğu yadsınamaz.Han är förälskad i Bright Eyes men vet inte hur han ska visa sina känslor.
İsmail ile duygusal bir yakınlaşma yaşamıştır.Irizar hade tidigare ett nära samarbete med Scania.
Gurur ve üstünlük duygusu her zaman görünür kalmalıdır." yazılıydı.En anda av medkänsla, visdom och rättvisa bör alltid råda över det skrivna eller talade ordet.”
Yetersizlik duyguları.Dålig självkänsla.
Bu duygulardan korkmamakla ilgili bir şey.Man får inte vara sentimental i dessa frågor.
Rossini'nin hazırladığı operatik fars eserlerinde aşırı duygusallığın da önemli olduğu kabul edilmektedir.Hennes personliga tolkningar av Rossini-operor gör henne i viss mån omstridd.
İçimde öyle bir duygu vardı.(Då fick jag en sådan där känsla ...)
Hayatın Trajik Duygusu.Om den tragiska skulden.
Dizinin asıl kendini ortaya çıkartan duygusal teması olmayabilir ama gerçekten beni en çok etkileyen tema."Men kanske är det omöjliga i uppgiften just det som driver och lockar mig.”
O kişilerin kendilerine karşı duygularının üç aşamalı bir süreç ile belirlendiğini savunmuştur.Det förväntas av kvinnan att hon själv ska säga till när dessa tre månader förflutit.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Dessa är ofta skyddade av patent.
Duygusal Tuzaklar, 2006.Nya Doxa, 2006.
Bu bir duygu ve biz bu duyguyla oynuyoruz." dedi.Det är det som ger oss förtroende och gör oss spännande."
Duyguların bu kadar güzel ve derin hissedildiği."Det är fullt realiserat, bedövande vackert och känslomässigt delar.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Våra sinnens olikheter.
Kitabın Üçüncü cildi anksiyete bozukluklarını içerir, dördüncü cilt ise duygudurum bozukluklarını kapsar.Polisen hittar till slut tre av det första offrets avklippta fingrar, men var finns det fjärde fingret?
Merhamet, acıma duygusudur.Medkänsla Barmhärtighet
Allah onlara "Size şehvet duygusunu verseydim siz insanlardan daha çok günah işlerdiniz" demiş.Господь сказав: «Якщо не будете прощати людям гріха їхнього, то й Отець ваш не простить вам гріхів ваших» (Мф.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod