Sadelik ve basitliği önemseyen sanatçı, duygudan çok akla önem vermeye başladı.وبدأ الفنان الذي اهتم بالبساطة والسهولة في إعطاء أهمية للعقل أكثر من المشاعر.
Yahudilerin, eski Mısır liderleri için hoş duygular beslemesi için bir sebebi yoktu.لم يكن لدي اليهود سبب ليشعروا بالامتنان تجاه الحكام السابقين لمصر.
Duygusal anılar güncel ruh hâli ile yeniden oluşturulmaktadır.يعاد تشكيل الذكريات العاطفيّة بواسطة الحالات العاطفيّة الحاليّة.
Duygusal bellek bilinçli olarak ulaşılabilirdir, fakat güçlü, bilinçdışı fizyolojik tepkiler oraya çıkarır.الذكريات العاطفية متوفرة بوعي، ولكنها تثير رد فعل فسيولوجي قوي لا واعي.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.لا ينحصر التفسير الانحيازي في الموضوعات الهامَّة عاطفيًا.
Tüm bu duygular Picasso’nun o zamanki kötü vaziyetini ve toplumun haline yönelik eleştirisini yansıtmaktadır.كل هذه المشاعر تعكس مأزق بيكاسو في ذلك الوقت وانتقاده لحالة المجتمع.
Aklın istifadesi yanında nefis, hayal, vehim, heva gibi his ve duyguların da istifadesi gözetilmiştir.قمع الحرص بالزهد والقناعة ورد ذل السؤال بالكَتْب والشفاعة، للقرطبي، تحقيق.
Öznel ve duygusaldır.الآخرة والعقل.
Fiziksel döngü 23 gün, duygusal döngü 28 gün ve zihinsel döngü ise 33 gün uzunluğundadır.وهذه الإيقاعات الحيوية هي: 1- دورة بدنية لـ 23 يومًا 2- دورة عاطفية لـ 28 يومًا 3- دورة عقلية لـ 33 يومًا.
Ulusal duyguların gelişmesine yol açmıştır.تطور معنى القومية.
Voldemort'un isteyerek yarattığı Hortkulular'ın hepsi kendince önemi olan veya duygusal değeri olan şeylerdir.يعتقد دمبلدور أن كل هوركروكسات فولدمورت هي أشياء لها بعض الأهمية أو القيمة العاطفية له.
Tüm bu duygular nereden geldi?لماذا كل هذه الأنواع ؟!
Genellikle derin duygusal yaşantılara doğru gidiş söz konusudur.عادة ما تتجنب معظم النزاعات والمحادثات العاطفية العميقة.
Ama duygularını açığa vuramazlar.ولكن من المؤكد انه لا يعرف بمشاعرها.
Yanıklar aynı zamanda duygusal ve psikolojik rahatsızlığa da neden olabilmektedir.وقد تكون الحروق سببا للاضطراب العاطفي والنفسي أيضا .
Sanatçının çocuk algısıyla yazdığı şiirlerde duygu tonu diğer şiirlerine göre çok daha fazladır.ونغمة الشعور في الأشعار التي كتبها الفنان بإدراكه الطفولي أكثر بكثير بالمقارنه مع أشعاره الأخرى.
Şeytan, fiziksel, zihinsel veya duygusal haz veren günah diye bilinen herşeyi temsil eder!شيطان يمثل جميع الذنوب المزعومة، التي تؤدي إلى ارتياح جسدي، عقلي أو نفسي.
O kişilerin kendilerine karşı duygularının üç aşamalı bir süreç ile belirlendiğini savunmuştur.وقد مر كفاحهم لتدعيم أنفسهم هناك بثلاث مراحل.
Ancak on yıl sonra, şiirde şiirsellik, duyarlılık, duygu, süslem ve imge aranır oldu.إلا أنه بعد 10 سنوات أصبحو يبحثون عن الشعرية والحسية والشعورية والزخرفة والتخيلية في الشعر.
Lisa'ya odaklanan çoğu bölümün bir duygusal yapısı mevcuttur, bunlardan ilki "Moaning Lisa" bölümüdür.معظم الحلقات تركز علي طبيعة ليزا العاطفيه والجزء الأول منها "أنين ليزا " .
Gerçeklik duygusundan hiç uzaklaşmadık.نحن لم نهرب من الواقع الغني المعقدة الحالي.
Aşk, doğa ve ulusal duygular ile ilgili şiirler yazdı.كتب القصيدة الغنائية، والأناشيد الوطنية والدينية.
Duyguların sayısı ve sınıflandırılması konusu tartışmalıdır.ولا يزال هناك جدل كبير حول عدد وتسمية الشذوذات الجنسية.
Hepsinin altında derin bir mizah duygusu yatıyor.بجملتها تلقي بكل قوة وعمق إحساساً واحداً بمعنى واحد ..
Duygusal Sahnede Rol Yapmak.مسرحية مطرب العواطف.
Yetersizlik duyguları.الشعور بالعجز.
Haz insanı insan eden duygudur.غريب الحديث خلق الإنسان.
Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu.ولا يلاحظ الإزعاج الذي يسببه للآخرين.
Sazın sesi bazen hareketli, bazen duygulu, bazen de coşkuludur.يرافقه عادة صوت مميز، وفي بعض الأحيان، ترافقه الرائحة.
Duygusal Tuzaklar, 2006.جنون، عام 2006.
Coşkun ikili şarkılarla birbilerien duygularını açıklarlar: (İkili: O sink herneider, Nacht der Liebe).اشتهرت بأغنيات الفرح: يا عطارين دلوني.
Sırf yağlıboya kullanılmış olması, daha karanlık ve teatral bir duygu durumuna sebep olur.الاستخدام الوحيد لنفط على لوحة يسبب مزاجا أكثر قتامة وأكثر مسرحية.
Şimdi hem duygular çok sıcak hem de müzik çok iyi olacak."لكن لا تبالي – يمكن أن تكون الموسيقى مجيدة.
Örneğin farklı duygular yaşadığı zaman saç rengini değiştirebilmektedir.باستطاعة بعض أنواع الحرباء أن تغيّر لون جلدها.
Duygulu ve sessizdir.الحب والصمت.
Tom genellikle duygularını göstermez.عادة لا يظهر توم مشاعره.
Hayatın Trajik Duygusu.O Sentimento trágico da vida.
Toronto Star'dan Jane Stevenson ise performansı gösterinin duygusallıkta üst noktası olarak değerlendirdi.Jane Stevenson do Toronto Star classificou o desempenho como o ponto alto emocional do espetáculo.
Buna ulaşmak için yazarın her bir duyguyu ve fikri dikkatlice hesaplamasının gerekli olduğunu düşünüyordu.Para isso, acreditava que o escritor deveria calcular cuidadosamente todos sentimentos e ideias.
Katy çok fazla duyguyla söylüyordu ve ilk defa koroyu dinlediğimde ürperdim.Katy canta com muita emoção e quando ouvi o refrão pela primeira vez me deu arrepios.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.A interpretação tendenciosa não está restrita a assuntos de significância emocional.
Oğluyla duygusal bir karşılaşmanın ardından Zoser, adamlarına Aida'nın bulunarak öldürülmesini emreder.Depois de uma luta emocional com seu filho, Zoser ordena a seus homens para encontrar Aida e matá-la.
Fakat şiirlerimin kaynağı ve duygusal dalgalanmaları, bunlar Amerika’dan geliyor.”Mas, nas suas fontes, na sua força emocional, ela vem dos Estados Unidos."
Allah onlara "Size şehvet duygusunu verseydim siz insanlardan daha çok günah işlerdiniz" demiş.Após descrevê-los, Alçuiuti lhe disse: "Metade deles pode permissivamente pertencer a você.
Her ne olursa olsun dikkatimi başka her şeyden çekip 'Ben' duygusunda kalmaya devam ettim.O que aconteceu, eu retirei a minha atenção de tudo e permaneci com o sentimento "eu sou".
Ancak, sözcüğün utanç duygusuyla da çok yakın ilgisi vardır.Tem muito em comum com a emoção da vergonha.
Ceday kodu: Duygu yoktur, barış vardır.Ver artigo principal: Jedi Não há emoção; há paz.
Duyguları vardı; yeme, içme, dövüşme, ağlama gibi eylemlerde buluuyor, hastalanıp ölebiliyorlardı.Eles sentem emoção, podem comer, beber, lutar, chorar, adoecer e morrer.
Kötü duygulardan beslenirler.Alimenta-se de sentimentos depressivos.
Duygularımı tarif edemiyorum.Não encontro palavras para exprimir as minhas emoções.
İsmail ile duygusal bir yakınlaşma yaşamıştır.Ela tem uma forte relação com Iris.
Bir gizem duygusunun bulunduğu şarkı, yumuşak ve yavaşça çalan bir piyano ile başlamaktadır.A canção possui uma sensação misteriosa e se inicia suave e lenta com uma instrumentação de piano.
Bernthal, Shane'in programdaki muhtemelen en duygusal karakter olduğunu ileri sürer.Bernthal chamado Shane "provavelmente o personagem mais emocional no show".
Duygularının derinliği, ifadesinin kudreti bakımından Beethoven'i hatırlatır.O uso contante de tenuto reflete a preocupação de Beethoven em dar ênfase à expressividade.
Buna karşılık Madonna, "Hiçbir şekilde turne kimsenin duygularını incitmiyor.A turnê, em nenhum forma fere os sentimentos de ninguém.
Figürlerindeki pozlar ve duygular Canovanınkilerden daha resmi ve serttir.As poses e expressões de suas figuras são muito mais rígidas e formais que as de Canova.
Samimi duygulardan uzaklaşma.Não se aproxime das ameixas dirigíveis.
Genellikle derin duygusal yaşantılara doğru gidiş söz konusudur.O interessante é que sempre é colocado em foco casos de sentimentos profundos.
Sohbetlerinde "İnsanlar yerine biz duygu sahibi olsaydık sürekli ibadet ederdik" diyorlardı.«Disse também Deus: Façamos o homem à nossa imagem, conforme a nossa semelhança.»
Doğrudan duygularımı yansıttığım müziklerimin öfkeli bir yönü olduğunu düşünüyorum."Eu acho que há um aspecto de raiva na minha música que reflete diretamente meus sentimentos naquele momento."