Ana içeriğe geç
Sözlük

duygu ile cümle

duygu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Fritz duygularını açıklar ve ikisi de aşklarını itiraf ederler.Marge accetta, e i due si confermano nuovamente il proprio amore.
Çoğu maçta duygulanıp ağlar.È molto incline all'emozionarsi ed al pianto.
Bazen duygusal olur.A volte è infestante.
Koku insanlarında duygularını sakinleştirir.Il suo profumo calma le reazioni emotive delle persone.
Duygusal bir adamdır.È un uomo molto emotivo.
Pungmul Kore folk müziğidir ve anlam ve duygu ile doludur.Il pungmul è la musica popolare della Corea ed è piena di pathos.
İlk sanat duygularını babasının çalıştığı yapılar karşısındaki gözlemleriyle geliştirmiştir.Motivo per cui le sue prime opere sono state confuse con quelle del padre.
Dini duyguların seslendirilmesidir.Attraverso un appello religioso.
Oscar, Bea'ye aşıktır ama duygularını açıklayamaz.Ma quando Priya si innamora finalmente di Bhaskar, non gli rivela i suoi sentimenti.
Yalnızlık duygusu sıradan bir yalnız olma halinden farklıdır.Questo uccello discreto è piuttosto solitario.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.Sembra fredda, ma in realtà è piacevole e gentile.
Duygusal yetiler en çok burada işleme tabi olur.Il loro rapporto sentimentale procede volgendosi al meglio.
Bununla birlikte duygusal olarak kırılmıştım ki yazmaya yazmaya başladım.Voglia scusarmi se mi sono preso la libertà di scriverle all'improvviso.
Bilim insanları fillerin ne kadar duyguya sahip olduğu konusunda sıklıkla tartışırlar.La gente discute frequentemente le qualità dei pescatori con le torce.
Diğer el sanatlarında olduğu gibi motifler duyguların sembollerle ifadesi işlevini de görür.Come in altre sue opere pose attenzione a come cade la luce sui braccioli.
Güçlü sesi ve duygusal tarzı nedeniyle Blues'un Kraliçesi olarak anılır.Ritenuta come la Regina del Blues, per la sua voce ruggente.
Aile ortamının düzenli, duygu dışavurumunun düşük olması.Un'esistenza regolare la sua, con poco spazio per i sentimenti.
Grupla özdeşleşme, bireyin üyesi olduğu gruba yönelik aidiyet ve bağlılık duygusu olarak tanımlanmaktadır.Si valuta tuttavia insensata l'auto-attribuzione di un nome di gruppo o partito.
Uyku esnasında ağrı algılama duygusu kaybolmaz.Addormentatasi, al risveglio non sentì alcun dolore.
Glenn ise Maggie'nin hayatta olmasının, onun duygularından daha önemli olduğunu söyler.Diane sembra più preoccupata di come dirlo a Maggie che della gravità della patologia riscontrata.
İçimde öyle bir duygu vardı.Me lo immaginavo proprio così.
Sonra o duygular sanat hayatım boyunca devam etti.Continuò con questa tecnica per tutta la sua vita artistica.
Yetersizlik duyguları.Incapacità relativa.
Çünkü o zaman işin duygusu olmuyor.Questo per non avere problemi nel suo lavoro.
Pişmanlığa benzeyen bu duygu tamamen öznel bir duygudur.Il disgusto è un'emozione che indica un sentimento di repulsione.
Başlangıçta şairler duygularını ince ve müzikli bir dille şiire döktüler.All'inizio il ragazzo ha l'aria soddisfatta e sorridente.
Dokumaacının duygularını, karakterini ya da becerisini ayırt edebilmek güçtür.È difficile discernere l'emozione dal carattere o dall'abilità del tessitore.
İnatçı, güvenli ve efendisine karşı duyguludur.Si dimostra coraggioso, affidabile e affettuoso nei confronti del suo padrone.
Üstelik kitap Anna'nın duygusal fırtınalarına da ışık tutmaktadır.Nel letto però c'è anche il corpo imbalsamato di Anna.
Ancak Amerika’lı genç zannettikleri kadar duygusuz çıkmaz.L'americano infatti non è così ingenuo come appare.
Konya Ayaklanması Din duygusu kullanılarak kışkırtmalarla çıkmıştır.Lo stress fa emergere antagonismi personali.
Duygularını pek açığa çıkaran birisi değil.È una ragazza che difficilmente fa notare le proprie emozioni.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Il pensiero dei sensi.
Merhamet, acıma duygusudur.Passione della compassione.
Bu dizi aynı zamanda sevinç, üzüntü ve öfke gibi duyguları da içerir.Le sue tre teste rappresentano rispettivamente la gioia, la tristezza e la rabbia.
Onların da zekaları, duyguları, karakterleri ve sosyal ilişkileri vardı.Questo include la loro personalità, i ricordi e altre caratteristiche fisiche.
İzin verdiği duygular ise çoğunlukla öfke patlamalarıdır.I suoi attacchi speciali in genere coinvolgono esplosioni di energia potenti.
Fikirlerimiz depolanmış duygulardan kopya edilmiştir.Sono percepibili dai nostri sensi.
1955 yılında psikanaliz üzerine çalışmayı bırakmış , Akılcı Duygusal Terapi üzerine çalışmaya başlamıştır.Nel 1965 inizia a sperimentare l'uso della danza con pazienti in cura psichiatrica.
Bir süre sonra tüm otel sakinleride onlara katılınca komik ve duygusal olaylar başlar.Col tempo tutti i componenti del castello trovano la situazione normale e divertente.
Öykünün son sahnesi ise, anlatıcının suçluluk duygusunun sonucudur.La scena finale mostra invece in cosa sfoci il sentimento della sua colpevolezza.
Neşe diğer duygulara Riley'i mutlu etmesi için görev verir fakat Üzüntü'ye vermez.Rabbia: è l'emozione che assicura che Riley non subisca ingiustizie.
Tom duygularını nasıl ifade edeceğini bilmiyor.Том не знает, как выразить свои чувства.
Tom duygularını kontrol altına aldı.Том взял свои эмоции под контроль.
Alınacak bir karara son tahlilde akılla değil, duygularla varılır.Решение в конечном итоге определяется чувствами, а не интеллектом.
Duygusal bir düzeyde katılıyorum ama pragmatik düzeyde katılmıyorum.На эмоциональном уровне я согласен, но на прагматичном - не согласен.
Duygularını bastıramadı.Она не смогла заглушить свои эмоции.
Sözleri onun duygularını incitti.Его слова ранили её чувства.
Duygular atlar gibidir: ya sen bunları kontrol edersin ya da onlar seni dörtnala getirir.Эмоции, как лошади: либо ты ими управляешь, либо они несут тебя галопом.
Tüm akıl ve duygularınızı nefret sellerinde yok etmişsiniz.Весь ваш разум и чувства вы уничтожили в потоках ненависти.
Gençleşmek nasıl bir duygu?Каково оно, молодеть изо дня в день?
Tony suçluluk duygusuyla mahvolur.Тони охвачен чувством вины.
Hayatın Trajik Duygusu.О трагическом чувстве жизни.
Düşünce ve duyguların merkezi, beyin değil, kalp olarak görüldü.Сердце, а не мозг, считалось центром мыслей и эмоций.
Yanlı yorumlama yalnızca duygusal açıdan önemli konularla sınırlı değildir.Предвзятая интерпретация не ограничивается эмоционально важными темами.
Bazen duygusal olur.Порой сентиментален.
Bu özel sahne için, Chazelle şehrin ne kadar geniş olduğunun duygusunu vermek istedi.Конкретно в этой сцене, Шазелл хотел передать ощущение, насколько огромен город.
Fakat duygulu şeyler yazılmasına izin yoktu.За выдающуюся подачу сенсационного материала не присуждалась.
Benim için çok güzel bir duygu.Это очень приятное чувство.
Katy çok fazla duyguyla söylüyordu ve ilk defa koroyu dinlediğimde ürperdim.Кэти исполняет её так эмоционально, что у меня даже мурашки по коже побежали, когда я первый раз её услышала.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
duygu ile cümle - Sayfa 30 - duygu kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App