Ana içeriğe geç
Sözlük

duygu ile cümle

duygu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İnsani duyguları simgesel anlatımlarla sorgulayan eserler verdi.Eran parodias que escondían mensajes éticos.
Pathos dinleyicinin duygulanımıdır.El placer de la escucha.
Duygusal bir ortamda geçen maçta, MVP ödülü Magic Johnson'ın oldu.En un emotivo encuentro, Magic Johnson ganó el premio al MVP del partido.
Çok soğukkanlı gözükür ama aslında çok duygusaldır.Ella parece ser un poco fría, pero realmente tiene un buen corazón.
Şehvet cinsel istek duygusudur.Y la relajación es muy importante para el deseo sexual.
Hem içindeki araştırma duygusu hem Share'yi bulmak için ekiple Dünyaya döner.En la fase final del invento, preguntan por Perry.
Şarkının minör tonunda olması, şarkıya çok tensel ve şehvetli bir duygu veriyor.La lentitud en sus canciones hace que éste género cree una atmósfera extremadamente pesada y única.
Bununla beraber, bir durumda üstün olmayan herhangi kimse dahi bu duyguyu yaşayabilir.En este, incluso un hombre alto no sobreviviría.
Ünlem Cümlesi bir duyguyu ifade eder.Casa tomada expresa una sensación de invasión.
Ünlü tezkireci Latîfî tarafından şiirlerinde duygu olmadığı gerekçesiyle eleştirildi.Rawat ha sido criticado por una falta de contenido intelectual en sus discursos públicos.
Duygularına göre kafasını değiştirir.Esto parece haber alterado su mente por completo.
Bernthal, Shane'in programdaki muhtemelen en duygusal karakter olduğunu ileri sürer.Bernthal llamado Shane "probablemente es el personaje más emotivo en la serie televisiva."
Ben fahişe olmak için yaratılmamışım, hassas ve duygusalım.Nuestro fenómeno no es genital, es más de sensibilidad, de actitud.
Bu karışık duygular içerisinde dönüp dururken, kendisini ailesinin evine kapatır.Cuando ella se desmaya, él la lleva al hogar de su familia.
Kâbus en genel olarak uyurken kişiye güçlü bir duygusal rahatsızlık veren rüyalardır.El acostarse del lado del corazón ocasiona malos sueños.
Ancak Neşe ile tanıştıktan sonra aralarında duygusal bir yakınlaşma başlar.A pesar de ello, continúa con él y comienza a haber una atracción sentimental entre ellos.
Ama duygularını açığa vuramazlar.Incapaz de mostrar sus emociones.
Bu toprakların üzerinde yeşermiş her duygu var bu şarkılarda." dedi.¡Creí que ya había suficientes lágrimas en esta canción!”.
Milli duyguları yüksek vatansever insanlardır.Los machos son altamente territoriales.
Duygusal elegeianın kurucusudur.Mercadotecnia de sensaciones.
Bu yalnızlık duygusundan farklı bir durumdur.Vos no conocés esta terrible sensación de soledad...
Ayrıca Cemal eserde yenilmişlik duygusunun hakim olduğunu vurgular.También indican que están orgullos de su celibato.
Tarif edilemez duygular içindeyim.Las sensaciones son indescriptibles.
Duygusal dengesizlik olarak da adlandırılır.También se les denomina anémonas incrustantes.
Çok iyi yön duyguları vardır.Sé que tengo muy buenos instintos.
Duygusal olarak bir anda üzüntüden sevince değişmesi görülebilir.A nivel personal, me siento indescriptiblemente triste.
Toplum yalnızca bilişsel değil, fakat duygusal ve harekete geçiren becerilere de ihtiyaç duyar.La sociedad necesita todo tipo de habilidades que no son sólo cognitivas, son emocionales, son afectivas.
Sevinç duygusu bizi sarmıştı".«“Me agarró una alegría inmensa”».
Buna rağmen, duygusal durumların oluşturulmasında, davranışın rolü önemlidir.Sin embargo, debido a circunstancias personales, debe abandonar el papel.
Rus sömürgeciliğine karşı Türklük duygusu ile Kazak halkının milli şuurunu yükseltmeye çalışır.No es de extrañar, por tanto, que el vector ruso en la Política Exterior de Tayikistán se esté reforzando.
Ellerde soğukluk ve sanki eriyip gidiyormuş gibi bir duygu var.En las manos se pueden sentir hormigueos y quizás frío.
Pişmanlığa benzeyen bu duygu tamamen öznel bir duygudur.La denuncia como el sentimiento, es pura sensibilidad.
İnsanlar onun hakkında iyi şeyler düşünmezler ama o çok duygusaldır.No sabe qué es, pero será fantástico.
Tanrı'nın bana ihsan ettiği yeteneğim aracılığıyla onlara biraz olsun 'kaçış duygusu' vermek amacım.Y sin embargo, doy gracias a Dios por su bondad que me ha dado tiempo para arrepentirme.
Aşk, harika bir duygu, herkese hayatında günün birinde gelir.L'amore, un sentimento meraviglioso, arriva per tutti a un certo punto della vita.
Senin duygularını incitmek istemiyorum.Non voglio ferire i tuoi sentimenti.
Tom'un duygularını incittiğimi düşünüyorum.Credo di aver ferito i sentimenti di Tom.
Hâlâ mizah duygusuna sahip olduğunu gördüğüme memnun oldum.Mi fa piacere vedere che hai ancora il tuo senso dell'umorismo.
Tom bazen çok duygusal olur.Tom a volte è troppo emotivo.
İnsanlar seni hiç aşırı duygusal olarak suçlar mı?La gente ti accusa mai di essere troppo emotivo?
İnanılmaz bir duyguydu.Era un sentimento incredibile.
Güzel, görünüşe göre Tom için romantik duyguların var.Bene, a quanto pare provi qualcosa per Tom.
Buna ulaşmak için yazarın her bir duyguyu ve fikri dikkatlice hesaplamasının gerekli olduğunu düşünüyordu.A tal fine, ritenne che lo scrittore dovesse calcolare accuratamente ogni sentimento e ogni idea.
Aklın istifadesi yanında nefis, hayal, vehim, heva gibi his ve duyguların da istifadesi gözetilmiştir.Il sapore è intenso, avvolgente, penetrante.
Ben bir İtalyan olarak duygularaim çaresiz bir tutku gibidir."Io la sentirò all'italiana, con passione disperata.»
Suçluluk duygusuna kapılan Bobby, bir gün annesinin kendisini kabul edeceğini umarak kuzenine taşınır.Colpito dal senso di colpa, Bobby si allontana con sua cugina, sperando che un giorno sua madre lo accetterà.
Bu yüzden de, sessel ve duygusal katmanları ayrı ayrı görmek ve saymak çoğu zaman zor." dedi.Di conseguenza, gli strati sonori ed emotivi sono spesso difficili da indagare separatamente ed a numerarli".
Beck'e göre yanlı bilgi işleme süreci depresif duygudurumunda bir faktördür.Secondo Beck, il processare informazioni in maniera non-imparziale è un fattore nella depressione.
Hiçbir zaman da duygularını hissettirmemiştir.Egli non fece mai mistero di questi suoi sentimenti.
Allah onlara "Size şehvet duygusunu verseydim siz insanlardan daha çok günah işlerdiniz" demiş.Disse: «Se potessi disporre di forza contro di voi, se solo potessi trovare saldo appoggio...».
Eldeki bütün işaretler Maxwell'in daha o yaşta bitmeyen bir merak duygusuna sahip olduğunu göstermiştir.Tutti gli indizi suggeriscono che Maxwell avesse un'instancabile curiosità fin da bambino.
DSM-IV-TR'e göre ise iki adet tipik belirti bulunur: depresif duygudurum ve anhedoni.Secondo il DSM-IV-TR, vi sono due principali sintomi depressivi: l'umore depresso e l'anedonia.
Bu en çok duygusal travmalar açısından önemlidir.Questo è molto importante in termini di trauma emotivo.
Bu şiire eşlik eden melodi de ihtişamı ve zafer duygusunu hissettirir.Anche la melodia tradizionale che accompagna il poema trasmette un senso di grandezza e trionfo.
Figürlerindeki pozlar ve duygular Canovanınkilerden daha resmi ve serttir.Le pose ed espressioni delle sue figure sono molto più rigide e formali di quelle di Canova.
Kaçışları, ikisinin de daha önce bilmediği duyguları ateşler.Entrambi "trascinati da un impulso più profondo della ragione, di cui non avrebbero saputo dare ragione.
Füruğ Ferruhzad şiirlerinde derin bir yalnızlık duygusu dikkat çeker.A volte si avverte nelle sue liriche un doloroso senso di solitudine esistenziale.
Fakat duygular sıklıkla korundu.Le anse sono frequentemente zigrinate.
İsmail ile duygusal bir yakınlaşma yaşamıştır.Ha una relazione sentimentale con Isabel.
Tanrı'nın bana ihsan ettiği yeteneğim aracılığıyla onlara biraz olsun 'kaçış duygusu' vermek amacım.Alzati, perché Dio desidera rivelarti un grande segreto».
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod