Ana içeriğe geç
Sözlük

duyar ile cümle

duyar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Oberon Puck’ın raporunu duyar.Видавництво «Брайт Букс».
Bu yüzden sanayi entelektüel anlamda başarıya ihtiyaç duyar.Коротко кажучи, успіх вимагає емоційної зрілості.
Daha sonra Zinovy'nin döndüğünü duyar.І що станеться, коли пам'ять Юу повернеться?
Bir süre sonra Hasan'ın öldüğü haberini duyarlar.Через кілька днів Асуна дізнається що він загинув.
Duymadan duyar çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir..Ми не чуємо її голосу, тому що не розмовляємо з нею.
Ancak evcil hayvanların duyarlılığı biraz daha farklıdır.Ставлення до тотемних тварин буває різним.
Özellikle kıyı çizgileri bu değişimlere karşı duyarlıdır.Особливо ці зміни помітні у прибережних регіонах.
Fakat son zamanlarda aileler bu hususta daha duyarlı hale gelmiştir.Проте вже в ті часи все більше схилявся до народовців.
Bol ışığa, az suya ihtiyaç duyar.Воліє до помірно прозорих водойм.
Önce hepsi ziyaretçiye karşı cinsel istek duyarlar.Найперше — це максимум уваги відвідувачам.
Mekanizmayı yöneten bilgisayarlar genellikle düşük kesilme gecikmelerine gerek duyarlar.Комп'ютери, що контролюють обладнання, зазвичай не потребують високої латентності переривання.
Gözleri bozuk olduğu için gözlüğe ihtiyaç duyar.Очі прикривали окулярами.
Dijital kameralar ışığa duyarlı elektronik görüntü sensörü kullanır.Замість фотоплівки у цифрових фотокамерах використовується електронна світлочутлива матриця.
Babası onunla gurur duyar.Ваша Батьківщина вами пишається!
Tom Mary'ye saygı duyar.Том поважає Мері.
Ardından arkasından bir ses duyar ve ürker.Naopak sluch a čich má vyvinutý.
O gece, karanlıkta Josh'ın acı çığlıklarını duyarlar ancak onu bulamazlar.V noci slyší Joshovy skřeky, ale nejsou schopni ho najít.
Babası onunla gurur duyar.Matka je na něj hrdá.
Grup, ormanda fısıltılar duyar.V lese je slyšet hlasy (sbor Koks žydras).
Sayısal imzalar, doğum günü akınına duyarlı olabilmektedirler.Digitální podpisy mohou být náchylné na narozeninový útok.
Ve sesini duyarlar.Vtom uslyší jejich tón.
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Tyto testy nejsou tak citlivé na časové hledisko, jelikož pro stanovení diagnózy nevyžadují živé bakterie.
İnsan hem korkar hem heyecan duyar.Lidwinna je vyděšena a rozrušena.
Duymadan duyar çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir..Všecko se jí líbí, jen když to nepochází ode mě.
O gece, diğer garip seslerle birlikte gülüşen çocuk sesleri de dahil olmak üzere çeşitli sesler duyarlar.Další noc opět slyší zvuky, včetně zvuku dětí.
Bu sebeple de darbelere daha duyarlıdır.Jsou proto hůře přístupné.
Işığa karşı aşırı duyarlıdırlar.Je velmi citlivý na světlo.
Daima kendisinden şüphe duyar.Svou vinu však vždy popíral.
O sırada dışarıda bir ses duyarlar.Na jednou je z dola slyšet hluk.
Kulakları, en küçük hışırtıyı işitebilecek duyarlıktadır.Nepřehlédnutelné jsou jeho velké uši, které jsou schopny zachytit i ten nejslabší zvuk.
Kobaylar geniş alanlara ihtiyaç duyar.Řekomyši jsou velcí zavalití hlodavci.
Hızır eski kulağı kesiklerdendir, her şeyi duyar.Jindy má dlouhé uši, aby vše slyšela.
O anda Tanrı’nın sesini duyar.Kdo je z Boha, slyší Boží řeč.
Giuseppe Verdi'nin aksine Donizetti, politik olaylara karşı oldukça duyarsızdı.Na rozdíl od své sestry se Šarlota rozhodla příliš se nevměšovat do politických záležitostí.
Ailesini sever ve kızıyla son derece gurur duyar.Svoji rodinu miluje a velmi k ní přilne.
Sonra gelen bir helikopterin sesini duyarlar.Po chvíli přilétá americký vrtulník.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Hrabě jej odzbrojí a před odchodem jej urazí.
Bir süre sonra Kate bir ses duyar.V tom za sebou Karen uslyší známý zvuk.
Sert kışlara dayanıklıdır, fakat bahar donlarına duyarlıdır.Odrůda dobře odolává jarním mrazům, vůči zimním mrazům je ovšem citlivá.
Gençlik yıllarında sinemaya büyük ilgi duyar sık sık sinema setlerine giderdi.V mládí během školních let jej okouzlilo kino, které často navštěvoval.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.Od vesnice k vesnici začaly v noci nepřetržitě vyzvánět kostelní zvony.
Boyaya duyarlı güneş hücrelerinin karasızlığı başlıca zorluk olarak tanımlanmıştır.Konstrukce dostatečně velké sluneční clony bude problematická.
Peki bir futbolcu neden dövüş sporlarına ilgi duyar?Co potřebuje sportovec k úspěchu?
Diğerlerinin hislerine ilgi duyarım.Musíme brát ohledy na ostatní.
Projeksiyon ekranı yerine duyarkatlı bir yüzey konulmuştur.Na místě nálezu byla ukotvena pamětní deska.
Kuyruğundan rahatsızlık duyar.Jejím opakem je nepřízeň.
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.Jsem patriot a jsem na to hrdý.
Bütün evcil hayvan türleri coccidial enfeksiyonlara karşı duyarlıdırlar.Pediokaktusy jsou náchylné k plísňovým chorobám.
SPI, benzer seri iletişim biçimlerinden daha fazla tele ihtiyaç duyar.Není potřeba tolik kabelů jako u plně propojené sítě.
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.Nevíme, zda ji rozdáváme nebo ztrácíme.
Miles, yolda fısıltılar duyar.Cestou slyšel řinčení.
PPD’ye karşı aşırı duyarlık fazladır.Zkratka PPP má více významů.
Çarlık Ordusu'ndan gelmiş olmasına karşın Stalin ona güvenir ve saygı duyardı.Jeden z důvodů byl také ten, že Stalin maršála respektoval a obdivoval.
İnsanlar bazı yetenekleri söz konusu olduğunda farklı, biricik iyi olmaya ihtiyaç duyarlar.Při dělání některých činností se vám zvyšuje stejnojmenná dovednost.
Kişi alerjik ise, seftriakson kullanılabilir veya penisilin duyarsızlaştırılması denenebilir.Pokud je osoba na penicilin alergická, může být použit ceftriaxon nebo se může provést pokus o desenzitizaci.
Kişilere ve olaylara aşırı duyarlılık.Významné osobnosti a témata.
Bol ışığa, az suya ihtiyaç duyar.Ke zdárnému růstu potřebuje dostatek světla.
İlk birkaç gün yeni doğan yavru ayakları üstünde çok dengeli duramaz ve annesinin desteğine gereksinim duyar.În primele câteva zile, nou-născutul este instabil pe picioare și are nevoie de sprijinul mamei sale.
Topyekûn savaş sadece silahlı birliklere değil, bütün popülasyona ihtiyaç duyar.Războiul total presupune mobilizarea nu numai a forțelor armate, dar și a întregii populații.
Babası onunla gurur duyar.Tatăl său era încântat de el.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod