Dışarıdan sesler duyar.Buller hörs utanför.
Yumurtadan çıktıktan sonra yavru dokuz ay daha ebeveynlerinin korumasına ve beslemesine ihtiyaç duyar.Efter kläckningen får ungen vård, skydd och näring av föräldrarna i minst nio månader.
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.För många krävs det mer än ett läkemedel för att hålla hypertonin under kontroll.
Daima kendisinden şüphe duyar.Han har alltid varit självupptagen.
Çok duyarlı ve çoğu kez hasta bir çocuktu.Han var som barn klent byggd och ofta sjuk.
Olaylar hakkında endişe duyarım.Oroar sig för småsaker.
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Dessa tester är inte lika tidskänsliga eftersom de inte kräver levande bakterier för att ställa en diagnos.
Kişi alerjik ise, seftriakson kullanılabilir veya penisilin duyarsızlaştırılması denenebilir.Om en person är allergisk kan man använda ceftriaxon eller försöka med desensibilisering för penicillin.
Senta'nin eski erkek arkadaşı olan avcı Erik gelir ve Senta'nın dediklerini duyar.Sentas vän, jägaren Erik, kommer och blir förskräckt över vad Senta säger.
Oysa aynı değerlerdeki 200 ASA'lık film 100 ASA'lık filmden iki kat duyarlıdır.Sålunda är en film med känsligheten 800 ASA dubbelt så ljuskänslig som en film på 400 ASA.
Ama yozlaştırıcı dış etkilere karşı oldukça duyarlıdırlar.Därför är de känsliga för yttre påverkan.
Ama çoğunlukla onun yardımına ihtiyaç duyar.Ibland behöver han hjälp.
Ayrıca bazı ilaçlar ve uyuşturucu maddeler de duyarsızlığa yol açabilir.Även vissa mediciner och sjukdomar kan orsaka dålig andedräkt.
Bir canlı hücredeki tepkimelerin neredeyse tamamı yeterince hızlı olabilmek için enzimlere gerek duyar.Nästan alla processer inom den biologiska cellen behöver enzymer för att fortgå med tillräckliga hastigheter.
Ama IR'ye duyarlılıkları düşüktür.Ida skapar sig egna uppfattningar.
(Şeker Adasına kim ihtiyaç duyar?(Vem larmar här i kyrkan?).
Diğerlerinin hislerine ilgi duyarım.Visa respekt för den andres åsikter.
İnsan kulağı, 0-140 dB arası sesleri sorunsuz duyar.En människa utan hörselskador kan höra ljud mellan 0 och 130 dB, den så kallade smärtgränsen.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Det får även Kennet erfara och han är beredd att ge upp.
Biteviye çatışmaları çok sık annelerinin arabuluculuğuna ihtiyaç duyardı.Vad de hade gemensamt var mycket ofta problematiska relationer till sina mödrar.
Nadir bir kuş olup olgun ormanlar ile bol cansız odunlara ihtiyaç duyarlar.Det finns gott om fågelarter som kräver gamla skogar.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.En morgon blir vännerna i Sjumilaskogen väckta av ett mystiskt ljud.
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.Att centralasieninstitutet skulle bära mitt namn bereder mig stor glädje.
Bu nedenle çok tekrara ihtiyaç duyarlar.Den innehåller därför många upprepningar.
Pamina, Tamino’nun sadece resmini gördükten sonra kendisine âşık olmasından sevinç duyar.Pamina får se en bild av Tamino och blir förälskad i honom.
Ancak Freddie daha sonraları ise Sam'e ilgi duyar.Hon börjar äntligen känna igen efter att ha haft sex med Freddie.
Sayısal imzalar, doğum günü akınına duyarlı olabilmektedirler.Digitala signaturer kan vara föremål för en födelsedagsattack.
Bu bandın uç noktalarında duyarlılık düşüktür.Bandyintresset är genuint i denna trakt.
Üyeleri ütopyayı oluşturan bir dini geleneğe inanmak ve izleme ihtiyacı duyar.Polisen behöver veta religion för att kontrollera efterlevnad.
Nadir olarak iyoda karşı bazı kişilerde iyoda aşırı duyarlılık oluşabilir.Ibland kan bedövningen av olika orsaker fungera mindre bra.
Ayrıca köy ihtiyar heyeti bu konulara duyarsız kalmaktadır.Även övriga länsstyrelser har viss beredskap för dessa situationer.
Grup daha sonra ağaçların arasından gelen bir ses duyarlar ve orada küçük bir tavşanı yakalarlar.Vad händer då när man först ser en anka och sedan en kanin?
Her dart programı en azından bir isolate'e ihtiyaç duyar ki bu main isolate'dir.Varje kommutativ ring med enhet har minst ett primideal, en direkt följd av Krulls sats.
Erkekler güvenilmez ve duyarsızdırlar.Personen blir otroligt rädd och osäker.
Ayrıca bazı araçlar başka binalara da ihtiyaç duyar.Bilarna har även kopplingar med flera plattor.
Polly Litvanyalıdır ve bununla gurur duyar.Sly är en mästertjuv och är stolt över det.
Bu aşamada kuşlar yavruları için protein açısından yüksek gıdalara ihtiyaç duyarlar.Under denna fas behöver ungfåglarna dessutom animaliskt protein.
Birincil duyargalar (küçük ya da kısa duyargalar): (Lat.Первоцвітові або Первоцвітні (лат.
Kişilere ve olaylara aşırı duyarlılık.ВИДАТНІ ЛЮДИ ТА ПОДІЇ
Diğerlerinin hislerine ilgi duyarım.Я розглядатиму інтереси кожної людини.
Onunla çalışmaktan onur duyarız.Вони з радістю погодилися працювати з ним.
Tom ona büyük bir sempati duyar.До мене він ставився з великою симпатією.
İnsan hem korkar hem heyecan duyar.Його бояться і ненавидять, ним захоплюються.
Sayısal imzalar, doğum günü akınına duyarlı olabilmektedirler.Цифровий підпис може бути чутливий до атаки «днів народження».
Dışkısını tutmak veya bırakmaktan haz duyarlar.Вони можуть перешкоджати тобі зайти або вийти.
Bu sebeple de darbelere daha duyarlıdır.Проте і результат роботи вражає більше.
Edmondo bu planı duyar ve Des Grieux'a bunu ifşa eder.Той погоджується і пускає де Ґріє на борт.
O sırada ordan geçmekte olan bir gardiyan sesi duyar.У ту ніч собака Саяки щось почула зовні.
Pekiştirmeli öğrenme akıllı bir keşif mekanizmasına ihtiyaç duyar.Описана задача навчання з підкріпленням вимагає розумних механізмів дослідження.
Bu tahliller, teşhis koymak için canlı bakterilere ihtiyaç duymadıklarından zaman duyarlı değildir.Ці тести нечутливі до часу, оскільки для них не потрібні живі бактерії, щоб поставити діагноз.
Kuzular da koyunlardan daha duyarlıdır.Кози більш скоростиглі у порівнянні з вівцями.
Irkı sıcak bir yaşam alanına ihtiyaç duyar.Островитянова, а також із Теплостанським проїздом.
Silah her mermi atışı sonu şarja ihtiyaç duyar.Для кожного пострілу стрільцю необхідно натискати спусковий гачок.
Torunlarının duyarsızlığına üzülür.Велику увагу приділяли Гнєдіни вихованню племінника.
Bu çalışmalar sonucunda “Düzensiz Duyarlı Simülasyon Kuramı”nı geliştirmiştir.І це працює, особливо завдяки чудовому виконанню «Desafinado».
Yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.Я певен, що Ти допомагатимеш нам.
İletişim tüm tarafların üzerinden bilgi alışverişi yapılacak ortak bir dili anlamalarına ihtiyaç duyar.Кожному гарантується право споживати інформаційну продукцію засобів масової інформації будь-якою мовою.
Grup, ormanda fısıltılar duyar.На наступний день вони почули шепіт в лісі.
Genç hayvanlar, ergin ve yaşlılardan daha duyarlıdırlar.Молоді тварини чутливіші, ніж дорослі.
Pamina, Tamino’nun sadece resmini gördükten sonra kendisine âşık olmasından sevinç duyar.Агнімітра закохався, побачивши її зображення на картині.