Ana içeriğe geç
Sözlük

duyar ile cümle

duyar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Yine de C4 fiksasyonu ATP formundaki enerji girişine C3'den daha çok ihtiyaç duyar.Contudo, estes passos adicionais requerem mais energia na forma de ATP.
O sırada dışarıda bir ses duyarlar.Nesse instante, os três ouvem um barulho.
Ailesini sever ve kızıyla son derece gurur duyar.Adora a filha, e se dá muito bem com ela.
Tyreese bir süre sonra Mika'nın tabancasının sesini duyar.Em seguida, ele ouve o disparo da arma de fogo de Mika, ao longe.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.Cedo, nas manhãs de Elul se ouve o som do shofar.
Robin: Çevreye duyarlıdır.Universos Sensíveis.
Kişi, başarı sonrası bundan büyük gurur duyar."O resultado é profundamente satisfatório."
Ve sesini duyarlar.Então a voz é ouvida.
Olaylar hakkında endişe duyarım.Relato dos acontecimentos.
Deneyime açık olan insanlar, entelektüel olarak meraklı, sanatı takdir eden ve estetiğe duyarlı kişilerdir.As pessoas com elevada abertura são intelectualmente curiosas, apreciadoras da arte, e sensíveis à beleza.
Ertesi gece, Doug mutfakta bir gıcırtı duyar.No dia seguinte, o Xá fez um grande durbar na capital.
Duyargaların 3. segmenti kırmızı renkte, 4 segmenti ise kırmızımsı kahverengindedir.Na quarta parte, sobre campo dourado, há quatro faixas vermelhas verticais.
Bol ışığa, az suya ihtiyaç duyar.Necessita de pouca água e boa drenagem.
Jack tökezler ve Claire'in çığlığını duyar, o sırada Ethan'la karşılaşır.Noah estava na escola e ouve Claire gritar.
Kuraklığı orta derecede duyarlı fakir topraklara adapte olabilir.Alternativamente poderia ter se enriquecido na Terra através de meteoritos condríticos.
O anda Tanrı’nın sesini duyar.Em seu amor, Deus elege.
Daima kendisinden şüphe duyar.Sempre se deve desconfiar.
Görme algıları harekete çok duyarlıdır ve gördükleri her şeyi ağır çekimde algılarlar.É um animal muito atento e percebe tudo o que ocorre ao seu redor.
Bütün üreticiler, tedarik zincirindeki müşterilerinin taleplerinin tam olarak karşılanma gereksinimi duyarlar.Todos os bens dos envolvidos devem ir a leilão.
Ama çoğunlukla onun yardımına ihtiyaç duyar.E muitas vezes conseguirá o que precisa.
Ayrıca, frekansı çok düşük uzun dalga alt sesleri de duyarlar.Musaranhos também usam a localização, a partir de pulsos sonoros de curta duração e alta frequência.
Birincil duyargalar (küçük ya da kısa duyargalar): (Lat.Os mínimos são mostrados (entre parênteses).
Genellikle, Swabianlar lehçelerinden gurur duyarlar.Os plebeus são geralmente destratados pelos nobres.
Günlerden bir gün kızının çığlığını duyar.Um pouco depois, eles ouvem os gritos de uma mulher chorando.
Dışarıdan sesler duyar.Os sons que vêm da rua.
İnsanlar yemeğe ihtiyaç duyarlar.O povo precisa de comida.
Gündüz kelebeklerinin duyargaları (anten) çıplak olduğundan bu hassaslıktan mahrumdurlar.Bij hun dagelijkse kleding hoorde een muts gemaakt van huiden.
Ancak 'yarattığı' bu şeyden ürker ve yaptığından pişmanlık duyar.Toen deze de wereld schiep verwijderde hij zichzelf uit hetgeen hij gecreëerd had.
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.En Zijn barmhartigheid is van geslacht tot geslacht over degenen, die Hem vrezen.
Mystere’e karşı büyük bir ilgi duyar.Daarmee is ook sprake van een grote interesse voor mystiek.
Aniden bir ses duyar.Opeens horen ze een geluid.
Lamb ve Polykarp Kusch elektronun manyetik momentini duyarlı biçimde saptayabilmekteydiler.Lamb en Polykarp Kusch konden precies zekere elektromagnetische eigenschappen van het elektron vaststellen.
Babası onunla gurur duyar.Zijn ouders zijn bijzonder trots op hem.
Topyekûn savaş sadece silahlı birliklere değil, bütün popülasyona ihtiyaç duyar.Een totale oorlog is een oorlog waarin niet uitsluitend de legers, maar de gehele maatschappij meevecht.
Yumurtadan çıktıktan sonra yavru dokuz ay daha ebeveynlerinin korumasına ve beslemesine ihtiyaç duyar.Dan verlaat het jong het nest en wordt nog eens negen maanden door de ouders bewaakt en gevoederd.
Üyeleri ütopyayı oluşturan bir dini geleneğe inanmak ve izleme ihtiyacı duyar.Leden moeten het katholieke geloof belijden en ervan getuigen.
Onunla çalışmaktan onur duyarız.Het is goed samen te werken.
Olaylar hakkında endişe duyarım.Bezorgd over de moeilijkheden daarbij.
Işığa duyarlıdır, bundan dolayı oldukça koyu renkle kapalı kaplarda saklanmalıdır.De stof is lichtgevoelig en moet dus in goed gesloten, donker gekleurde potten bewaard worden.
Düzenli suya ihtiyaç duyar.Ze heeft een normale waterbehoefte.
Ancak Freddie daha sonraları ise Sam'e ilgi duyar.Niet veel later geeft Frank James zich over.
Kendisi Emily Dickinson'ın yazınsal duyarlığının ve kültürünün gelişmesine katkıda bulunmuştur.Zelf had ze een tekst van Emily Dickinson.
Polisin biri, bir telefon sesi duyar.Een man luistert het gesprek af.
Tanıştığı her kadın ona hayranlık duyar.Hij kreeg grote waardering van allen die hem gekend hadden.
Pineolasit hücreleri ışığa duyarlıdır.Zilverhalogeniden zijn gevoelig voor licht.
Özellikle ortadaki adam (MitM) saldırılarına karşı duyarlı değildir.Hij speelt vooral als (aanvallende) middenvelder.
Fakat Joe gittikten sonra pişmanlık duyar.Maar wanneer Kate weg is krijgt hij spijt.
Artık gelecek kaygısı taşır, özellikle çevresindeki insanlara karşı daha duyarlı olmaya başlar.Dawes begint zich steeds vreemder te gedragen tegenover mensen in zijn omgeving.
Kemiklerinin düşmesinden utanç duyar.Hij valt van zijn bezem.
Sonuncusu apaçıktır ki bilyelerin çıtlama seslerini duyarız.Alsof je de vliegen kunt horen zoemen.
O gece Mia ve John uyurken Mia, komşularının evinden bir çığlık sesi duyar.Die nacht schrikt Mia wakker van herrie bij de buren.
Daima kendisinden şüphe duyar.Zelf had hij ook voortdurend twijfels.
Çevreye duyarlı makineler üretir.Zijn zich bewust van subtiele signalen in de omgeving.
Tom ona büyük bir sempati duyar.Hij vat sympathie voor hen op.
Kırmızı lahana iyi gübrelenmiş bir toprağa ve yeterince neme ihtiyaç duyar.De plant doet het goed op matig voedselrijke grond met voldoende vocht en een goede afwatering.
Gün ışığı ve UV'ye de duyarlıdır.Vaak als zichtbaar licht, maar ook als UV.
Ayrıca bazı araçlar başka binalara da ihtiyaç duyar.Naast nieuwe woningen is er ook ruimte nodig voor voorzieningen.
Irkı sıcak bir yaşam alanına ihtiyaç duyar.Om in leven te blijven heeft hij een warme vochtige ruimte nodig.
Balıkların yetiştirildiği tanklar iyi kalitede suya ihtiyaç duyar.Kweken van de vis stelt hoge eisen aan de waterkwaliteit.
21 DIN duyarlılığı "21°" şeklinde yazılmaktaydı.De groepsnaam werd aanvankelijk aangekondigd als "21".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod