Ana içeriğe geç
Sözlük

duyar ile cümle

duyar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onunla çalışmaktan onur duyarız.إنه لشرفٌ العمل معك.
Pekiştirmeli öğrenme akıllı bir keşif mekanizmasına ihtiyaç duyar.التعليم المعزز يتطلب ذكي استكشاف الآليات.
Mayer böylece ekolojik duyarlığı artırmayı amaçladı.ويهدف ماير إلى زيادة الاهتمام بالبيئة.
Ahmet'e ilgi duyar.فتضغط لاستمالة أحمد .
Clay, rozetler ve madalyalarla bezeli amaçsız ve duyarsız bir bireydir.Clay هو شخص بلاهدف أو احساس حاصل على شارات وميداليات .
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.أنا لو كنت أقوم بالبقال لشعرت بالغرور مع هؤلاء .
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.جو تتراكم عليه الأحزان ويقرر أن يترك الملاكمه.
Sonuncusu apaçıktır ki bilyelerin çıtlama seslerini duyarız.قل إنك تسمع الطبول البعيدة..
Ancak on yıl sonra, şiirde şiirsellik, duyarlılık, duygu, süslem ve imge aranır oldu.إلا أنه بعد 10 سنوات أصبحو يبحثون عن الشعرية والحسية والشعورية والزخرفة والتخيلية في الشعر.
Değişiklik ancak dikkatli ve duyarlı bir "semptomatik okuma" ile açığa çıkarılabilir.يمكن الكشف عن هذا التحول بواسطة "قراءة عوارضية" متأنية.
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.أن المار عليهم يحسبهم أيقاظًا، وأن الكلب نائم وكأنه يحرسهم، فإذا مر عليهم أحد خاف وفرّ منهم.
Ardından arkasından bir ses duyar ve ürker.("السمع والطاعة!")، وتراجع من ترينتينو.
ARMUTLU YARIMADASI’NDA MANYETİK DUYARLIK ÇALIŞMALARI.نظريّة الشّعْر عند سعيد عقل.
Elbise dolabı içinden gelen bir tıkırdı duyar.ثم سمي جيبًا الكيسُ المخاط باللباس إلى داخله.
Tiyatro ve operaya ilgi duyardı.فانتازيا للأوبرا والأوركسترا.
Savaş günü gelince, Jacob Edward ve Bella'nın konuşmalarını duyar.عندما عاد من الحرب سمع يعقوب عن علاقة ادوارد وبيلا ، وعلم بزواجهما.
Denizyıldızları ve diğer derisi dikenliler deniz kirliliğine karşı duyarlıdırlar.أهالي المعدية وإدكو يستغيثون من تلوث البحر.
Kişi henüz konuya duyarsızlaşmamış fakat tavırları umursamazcadır.لا داعي لأن يقلق المخرج حول أي شيء باستثناء أفكاره.
Örneğin toplumsal sınıfları oluşturma gibi kontrole ihtiyaç duyar.وفي الوقت نفسه لديها القوة علي وضع المعايير الخاصة بالمجتمع.
Şiirlerinde insancıl bir duyarlık ve gözüpek bir gerçekçilik görülür.في هذا الكتاب ستقرأ أسماء وهمية وأحداثًا واقعية.
Duyarga : On altı segmentten ibaret bir çift anten bulunmaktadır.ولكن تذكر – هم مجرد إثني عشر أرخون قوى.
Çünkü “Er Kulaktu”/“Çir Kulaktı” (Yer Kulağı) onu duyar.وَكَانَ عَالِمًا مُقْرِئًا فَصِيحًا فَقِيهًا فَرَضِيًا شَاعِرًا كَبِيرَ الشَّأْنِ».
Babası onunla gurur duyar.فيقرر أبوها انه متبرء منها.
Torunlarının duyarsızlığına üzülür.انتبه للحساسية التي يعاني منها طفلك.
Çünkü “Er Kulaktu” / “Çir Kulaktı” (Yer Kulağı) onu duyar.ويجيء على قياس قول قطرب أن يقول في سميع: إنه الذي يسمع السر وسامع: في كل شيء.
Hastalığa daha çok genç atlar duyarlıdır.المراهقون هم أكثر عرضة للأمراض النفسية.
Ancak 'yarattığı' bu şeyden ürker ve yaptığından pişmanlık duyar.A distinção dá-se no imanente, entre o que gera e o que é gerado.
Calgary'da çok güçlü bir terörizm karşıtı duyarlılık vardı.Em Calgary, havia um forte sentimento antiterrorismo.
Rick, tuzağın nasıl çalıştığını anlatırken, yardım çığlığı atan bir adamın sesini duyarlar.Enquanto Rick explica como a armadilha funciona, eles ouvem um homem gritando por ajuda.
Little Women, Hepburn'ün kişisel favori filmlerinden biriydi ve kendi performansıyla gurur duyardı.Little Women era um dos filmes favoritos pessoais de Hepburn e ela ficou orgulhosa de seu desempenho.
Ancak fizikçiler elde edilen sonucun fiziksel olarak anlamlı olmasına gerek duyar.Os físicos, no entanto, requerem que o resultado final seja fisicamente significativo.
O gece, karanlıkta Josh'ın acı çığlıklarını duyarlar ancak onu bulamazlar.Naquela noite, eles ouvem Josh gritando na escuridão, mas não são capazes de encontrá-lo.
Peki bir futbolcu neden dövüş sporlarına ilgi duyar?Por que pessoas estão indo a este estádio de futebol para tentar suicídio?
Çoğu insan, hipertansiyonu kontrol altında tutmak için birden fazla ilaca ihtiyaç duyar.A maioria dos pacientes necessita de mais do que um fármaco para controlar a hipertensão.
Sonra gelen bir helikopterin sesini duyarlar.Quando chega um helicóptero.
Diğerlerinin hislerine ilgi duyarım.Fala sobre os sentimentos das pessoas.
Michonne, çalılıkların arasından gelen bir ses duyar ve ne olduğunu kontrôl etmek için oradan ayrılır.Michonne ouve um barulho vindo da floresta e vai investigar.
Bugün anneleri duyarım onlar gey toplumuyla hiçbir şekilde çalışmak istemez.Eu ouço as mães dizerem hoje que não hão de trabalhar com a comunidade gay, essas coisas.
Yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.Eu fiquei muito feliz em ajudar!
Duyarlılık genelde görünür sisteme ve kullanılan dedektörler ile filtrelere bağlıdır.A sensibilidade normalmente depende do sistema óptico, detectores e filtros utilizados.
Aniden bir ses duyar.De repente, ele ouve um choro.
Dizi, devlet ve büyük şirketleri, işçileri istismar eden duyarsız varlıklar olarak sunmaktadır.Retrata o governo e as grandes corporações como entidades insensíveis, que se aproveitam do trabalhador comum.
Oğluyla gurur duyar.O seu filho é o seu orgulho.
O tam bir vampir değildir, ama kana ihtiyaç duyar ve diğer vampirler kadar da güçlüdür.Ela não tinha fraqueza à luz solar, mas provavelmente precisava de sangue como os outros vampiros.
Konfüçyüs, o zamanlar mevcut sınıf ilişkilerine karşı duyarlılığı tavsiye etti.Confúcio defendia uma sensibilidade à realpolitik das relações de classe na sua época.
Zack'e ilgi duyar.Zak - Adora atenção.
Sayısal imzalar, doğum günü akınına duyarlı olabilmektedirler.Assinaturas digitais podem ser suscetíveis a um ataque do aniversário.
Her organizma gibi, deniz memelileri de viral enfeksiyonlara karşı duyarlıdırlar.Mamíferos marinhos também são suscetíveis a infecções virais.
Ve insan terleyince suya ihtiyaç duyar.Derretendo-se a terra, obtém-se água.
Johnson ayrıldıktan biraz sonra bir tüfek sesi duyar ve Johnson'un vurulmuş olduğu içine doğrar.Depois de sair, Minnie ouve um tiro e descobre que Johnson havia sido ferido.
Teiresias: "Erkek bir zevk duyarsa, kadın onun dokuz mislini duyar" diye buyurmuş.Tirésias decidiu a questão: "se dividirmos o prazer em dez partes, a mulher fica com nove e o homem com uma."
Tom ona büyük bir sempati duyar.É evidente que Catherine tinha um grande afecto por ele.
ARMUTLU YARIMADASI’NDA MANYETİK DUYARLIK ÇALIŞMALARI.Refeição Divina. in Bestiário Ilustríssimo.
Ailesi İslâmî duyarlılığa sahip bir aileydi.Sua família é de origem muçulmana.
RAID’in donanım uygulaması en azından özel amaçlı üretilmiş bir RAID denetim birimine ihtiyaç duyar.Uma implementação de RAID em hardware requer pelo menos uma controladora especialmente dedicada para isso.
Ayrıca bazı ilaçlar ve uyuşturucu maddeler de duyarsızlığa yol açabilir.O uso de certas drogas ou álcool também podem ser factores desencadeadores.
Oğluna karşı müthiş bir güven duyar.Tem altas expectativas em relação ao seu filho.
Işığa karşı aşırı duyarlıdırlar.É sensível à luz.
Babası onunla gurur duyar.Sally fica triste com seu pai.
Hızlı filmler ise daha duyarlı olduklarından daha az ışıkla çekim yapabilirler.Outros permitem a captação com menos luz.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod