Ana içeriğe geç
Sözlük

duyar ile cümle

duyar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Oğluyla gurur duyar.Está muy orgullosa de su hijo.
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.Éste, que teme, le pide que se siente así replica.
Daha sonra Zinovy'nin döndüğünü duyar.Más tarde ella oye a Zinovi que vuelve.
Senta'nin eski erkek arkadaşı olan avcı Erik gelir ve Senta'nın dediklerini duyar.El cazador Erik, anterior novio de Senta, llega y la oye.
Ailesini sever ve kızıyla son derece gurur duyar.A pesar de eso, ama a su familia y está muy orgulloso de su hija.
Johnson ayrıldıktan biraz sonra bir tüfek sesi duyar ve Johnson'un vurulmuş olduğu içine doğrar.Después de irse, Minnie oye un disparo y así sabe que han disparado a Johnson.
Çok uzaktaki şeyleri duyar ve görebilirler ayrıca karanlıkta da görürler.Lo verán, lo escucharán, y dirán: "Fijémonos en otra persona.
Çok duyarlı ve çoğu kez hasta bir çocuktu.Estaba débil y, a menudo enferma.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar.Las personas que van a los campos de noche, escuchan a una mujer llorar.
Sayısal imzalar, doğum günü akınına duyarlı olabilmektedirler.Las firmas digitales pueden ser susceptibles de un ataque de cumpleaños.
Bilginlerin hepsi Konfüçyüs'e büyük saygı duyar ve onu örnek bilirler.Todos los intelectuales veneran a Confucio y lo tienen por ejemplo.
Virüs özellikle sodyum hipoklorit içeren dezenfektanlara çok duyarlıdır.El virus es sensible a desinfectantes, en especial al hipoclorito de sodio.
Erkekler güvenilmez ve duyarsızdırlar.Son impasibles y sensatos.
Kuzular da koyunlardan daha duyarlıdır.Sabía más sobre ovejas que las mismas ovejas.
Örneğin toplumsal sınıfları oluşturma gibi kontrole ihtiyaç duyar.Ahí se le asigna como tarea impartir clases de educación cívica.
Çünkü abisi ona her zaman saygı duyardı.Los hermanos siempre lo admiraron.
Harry çığlıklar duyar ve bayılır.Eddie escucha la lucha y grita.
Süper simetri süper eşe sahip olabilmek için gravitona ihtiyaç duyar.La supersimetría necesita que el campo creado por el gravitón tenga una superpartícula compañera.
Ve sesini duyarlar.Se oyen voces.
Dışarıdaki kişilerin evin duvarlarına yumrukla vurduğunu duyar.Por la noche es ella la que oye extraños golpes en su pared.
Sonra, onlara doğru birinin geldiğini duyarlar.Lo que quieren es que uno les diga que sí, que van bien, que uno los acolite.
İnsanların büyük bölümünün kulakları bu derece duyarlı değildir.El oído humano no es muy sensible a la fase.
Üst katta Cordelia'nın çığlıklarını duyar ve oraya koşar.El Doctor oye el grito de Donna y llega corriendo.
Ana madde: Aşırı duyarlılık Aşırı duyarlılık, vücudun kendi dokularına zarar veren bir bağışıklık yanıtıdır.La hipersensibilidad es una inmunorespuesta que daña los tejidos propios del cuerpo.
Ford ve adamları Falstaff'i evde ararken paravana arkasından gelen bir öpüşme sesi duyarlar.Al regresar de su búsqueda de Falstaff, los hombres oyen un beso detrás de la pantalla.
Salak!“ der ya da John öyle duyar.Él dice: 'Hey, Jude —Hey, John—'.
Zack'e ilgi duyar.Zak le tiene mucha admiración.
Yaşlı adam Kenshi'ye minnet duyar.Ella parece preocuparse mucho de Kenzaki.
HIV, enfeksiyöz forma geçebilmek için HIV-1 protease denilen proteolitik bir enzime gereksinim duyar.El VIH depende de una enzima proteolítica denominada proteasa VIH-1 para ser plenamente infeccioso.
Faskin proteini kalsiyuma duyarsızdır ve monomeriktir.La proteína es transmembranal y monomérica.
Araştırmaları çok duyarlı değildi ve sadece daha küçük, daha yakındaki bir süperkümeyi ortaya çıkardı.Pero al no disponer más datos he querido dar una fecha menos aproximada pero más segura.
Kısa bir süre sonra bir dizi kamyonetin kaza alanına doğru yaklaştığını duyarlar ve saklanırlar.Oyendo una multitud acercarse, se esconden.
Bu iyileşmeyi adanın bir mucizesi olarak görür ve adaya büyük hayranlık duyar.La primera temporada fue una auténtica locura, que bien recuerdan en las Islas.
Kişilere ve olaylara aşırı duyarlılık.Complejidad de las situaciones y personajes.
Bir ara oradan uzaklaştığında herkesin onunla ilgili fısıldaştığını duyar ve hiddetle yukarı, odasına çıkar.Al despertar, oye que alguien la llama desde abajo.
Oysa aynı değerlerdeki 200 ASA'lık film 100 ASA'lık filmden iki kat duyarlıdır.Así, una película de 400 ASA, tiene el doble de sensibilidad que una de 200 ASA.
Alerjik reaksiyon doza bağlı değildir, kişinin aşırı duyarlılığına bağlıdır.Las amatoxinas actúan lentamente, no importa lo elevada que sea la dosis.
Çünkü “Er Kulaktu” / “Çir Kulaktı” (Yer Kulağı) onu duyar.Copulativos (y, e, ni): Ella habla y él escucha.
Bu nedenle çok tekrara ihtiyaç duyarlar.Además son muy repetitivas.
Ölüm Defteri'ne dokunan her insan Ölüm Tanrısını görür ve sesini duyar.Todo hombre sería capaz de oír la voz de Dios y seguirla.
Bazı hastalıkların insanlarda duyarsızlığa yol açtığı gözlenmiştir.Se ha comprobado que algunas de éstas pueden infectar a humanos.
Başka bir köyden gelen bir yolcu mezarlığın yanından geçerken mezarın birinden çocuk ağlaması duyar.Un paseante oye el llanto de un niño dentro de un viejo castillo.
Ayrıca bazı ilaçlar ve uyuşturucu maddeler de duyarsızlığa yol açabilir.Las gotas óticas y ciertos medicamentos también pueden llevar a que se presente esta condición.
Aniden bir ses duyar.Entonces oyen un grito.
İnsan hem korkar hem heyecan duyar.La persona puede sentirse hinchada y estresada.
Tanıştığı her kadın ona hayranlık duyar.Todo el mundo con el que se encuentra, se niega a comunicarse con ella.
Diğerlerinin hislerine ilgi duyarım.Es perceptiva de los sentimientos de otras personas.
Ancak Freddie daha sonraları ise Sam'e ilgi duyar.Pero se aferra a seguir detestando a Mark.
Ekledik...parmak şıklatmayı duyar duymaz şarkıya aşık oldu."«El corazón se me disparó al oír el canto.
Ardından arkasından bir ses duyar ve ürker.Produce sonidos sordos y graves.
Edmondo bu planı duyar ve Des Grieux'a bunu ifşa eder.Edmondo escucha casualmente de los planes de Geronte y avisa a Des Grieux.
Hızlı ve daha duyarlıdır.Es más rápido y seguro.
O sırada dışarıda bir ses duyarlar.Se escucha ruido fuera.
Jack tökezler ve Claire'in çığlığını duyar, o sırada Ethan'la karşılaşır.Claire oye un grito y se da cuenta que Rani está siendo atacada por zombies.
Pekiştirmeli öğrenme akıllı bir keşif mekanizmasına ihtiyaç duyar.El problema de aprendizaje de refuerzo como se describe requiere mecanismos de exploración inteligente.
Yine de RAID kontrol birimleri çoğunlukla özel sürücülere gereksinim duyar.Sin embargo, las controladoras RAID necesitan controladores software específicos.
Ertesi gece, Doug mutfakta bir gıcırtı duyar.En el siguiente día, el vaivoda recibe la llave de la ciudad.
Toplum yalnızca bilişsel değil, fakat duygusal ve harekete geçiren becerilere de ihtiyaç duyar.La sociedad necesita todo tipo de habilidades que no son sólo cognitivas, son emocionales, son afectivas.
Burt, tesadüfen hakaretleri duyar ve Finn'i duyarsızlığından ötürü öfkeyle azarlar.Burt escucha las palabras de Finn, enojado reprende a Finn, y lo echa fuera.
Bunun için özellikle Cansu’ya karşı çok duyarlıdır.Esta última medida afectará especialmente a Hugo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
duyar ile cümle - Sayfa 17 - duyar kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App