Ana içeriğe geç
Sözlük

duyar ile cümle

duyar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Grup, ormanda fısıltılar duyar.Es wären dabei immer viele Laute und Geräusche im Wald zu hören.
Drakula dışarıdan bir ses duyar ve pencereden çıkarak duvardan yürüye yürüye aşağı iner.Svenja erwacht, steht auf und schaut aus dem Fenster.
İngiltere şairleriyle gurur duyar.L'Angleterre est fière de ses poètes.
Babası onunla gurur duyar.Son père était fier d'elle.
O gece, diğer garip seslerle birlikte gülüşen çocuk sesleri de dahil olmak üzere çeşitli sesler duyarlar.Ils entendent à nouveau des bruits étranges cette nuit-là, y compris ceux d'enfants qui rient.
Örneğin M16A2 sık sık temizlenmeye ihtiyaç duyar ve 7.000-8.000 mermi arası namlu ömrü bulunur.Le M16A2 doit être nettoyé souvent, et la vie de son canon atteint approximativement 7 000-8 000 coups.
İmparator ona büyük güven duyar.L'empereur semble lui faire confiance.
Oğluyla gurur duyar.Elle est très fière de son fils.
Simgeler duyarlılığın "üstün gerçekliğine" ulaşmaya yardımcı olurlar.Les symboles permettent d'atteindre la « réalité supérieure » de la sensibilité.
Ve sesini duyarlar.J'entends leur voix.
Birbirimizin başarılarıyla gurur duyarız."Je suis extrêmement fier du travail de chacun »,,.
Sayısal imzalar, doğum günü akınına duyarlı olabilmektedirler.Les signatures numériques peuvent être vulnérables à une attaque des anniversaires.
Aniden bir ses duyar.Soudain on entend du bruit.
Anormal galyum taramalarının duyarlılığının %60 ila %100 olduğu bildirilmiştir.La sensibilité d'un scanner au gallium anormal serait comprise entre 60% et 100%.
Deidara yarattığı sanattan çok gurur duyar.Il est très impressionné par le jardin que l’artiste a créé.
Arıların duyargaları o kadar hassastır ki 2 km mesafeden balın kokusunu alırlar.Ceux qui sont pourvus d'odorat peuvent sentir ce parfum à des kilomètres à la ronde.
Kurşun stifnat özellikle kıvılcım ve statik elektrik deşarjına duyarlıdır.Le styphnate de plomb est très sensible au feu et aux décharges d'électricité statique.
Bol ışığa, az suya ihtiyaç duyar.Elle demande très peu d'eau mais nécessite beaucoup de lumière.
Argon, azota hassas olan havaya duyarlı bileşiklerin sentezinde kullanılır.L'argon est utilisé pour la synthèse de composés sensibles à l'azote atmosphérique.
Zeynep'e ilgi duyar.We’re listening to Zeppelin.
Arabalara ve modaya ilgi duyar.Avec exposition des voitures et mode de l'époque.
İkincil duyargalar: (Lat.Le premier (lat.
Maksimum duyarlık aydınlık ortamda 555 nm dalga boyundaki ışığadır.La sensibilité maximale correspond à un rayonnement de 555 nm.
Bu reaksiyonlara "aşırı duyarlılık" ya da "alerji" adı verilir.Il nomma cette réaction d’hypersensibilité « allergie ».
Zack'e ilgi duyar.Zack est quelque peu orgueilleux.
Kişi, başarı sonrası bundan büyük gurur duyar."Mais il se trouve qu'on a été très satisfaits du résultat ».
Alex garaj kapısını açıldığını duyar, bu yüzden kapatmak için garaja gider.Alex continue de parler à Ben et entend le garage ouvert.
Bilginlerin hepsi Konfüçyüs'e büyük saygı duyar ve onu örnek bilirler.Les lettrés vénèrent Confucius et le prennent comme modèle.
Jace bazen cilveli ve duyarsız olabiliyor.Skunk peut parfois être paresseux et impatient.
Michonne, çalılıkların arasından gelen bir ses duyar ve ne olduğunu kontrôl etmek için oradan ayrılır.Michonne entend un bruit dans les buissons et va vérifier.
Tom ona büyük bir sempati duyar.Il ressent une très forte affection pour elle.
Diğerlerinin hislerine ilgi duyarım.L'Esprit des autres.
Ailesine büyük bir sevgi ve bağlılık duyardı.Il fait preuve de beaucoup d'attachement et de respect pour ses parents.
Birincil duyargalar (küçük ya da kısa duyargalar): (Lat.Dans le premier, Certeza humana (litt.
Sert kışlara dayanıklıdır, fakat bahar donlarına duyarlıdır.Il résiste bien aux froids rigoureux en hiver, mais il est très sensible aux gelées de printemps.
Bir süre sonra Hasan'ın öldüğü haberini duyarlar.Ils reçoivent alors la nouvelle de la mort d'Hasan Kûtchek.
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.Yet fear her, O thou minion of her pleasure!
Onunla çalışmaktan onur duyarız.Il se dit privilégié de pouvoir travailler avec eux.
Peki bir futbolcu neden dövüş sporlarına ilgi duyar?Un terrain de football est ouvert aux sportifs.
İçedönük bir kişi olarak bilinir, ünlü olmasından rahatsızlık duyar.Today one is famous for being famous.
Ölüm defterine dokunan her insan Ölüm Meleğini görür ve Ölüm Meleğinin sesini duyar.Pour les articles homonymes, voir Angels of Death et Ange de la mort.
Edmund Husserl'ın felsefi fikirlerine ilgi duyar.Ja transcendentalne w filozofii Edmunda Husserla.
Genç hayvanlar, ergin ve yaşlılardan daha duyarlıdırlar.Les jeunes accordent plus d’importance à un environnement sain que les personnes âgées.
Bu dönemdeki eserlerinde toplumsal sorunlara karşı duyarlılığının arttığı gözlemlenir.Il développe un intérêt croissant pour les problèmes sociaux de son époque.
Kedilerden hiç hoşlanmaz, fakat farelere sempati duyar.Il n'aime pas Link mais apprécie Fay.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Le Comte a tout entendu et se désespère.
Kırmızı lahana iyi gübrelenmiş bir toprağa ve yeterince neme ihtiyaç duyar.L'érable à sucre a besoin d'un sol riche, profond et assez frais.
Bu yapıtlar şairin romantik duyarlılığını olgunlaştırmıştır.L'auteur réalise ainsi une biographie romancé du poète.
Bir süre sonra Kate bir ses duyar.Au loin, il entend un glas.
Ama IR'ye duyarlılıkları düşüktür.Elle ressent des sentiments profonds pour Eike.
O sırada dışarıda bir ses duyarlar.Soudain on entend des cris au dehors.
Yardım alan insanlar ise topluma daha yapıcı bir biçimde hizmet etmeye heves duyarlar."Mais ceux qui croient vouent à Dieu un amour plus grand encore ».
Korkaktır ve kadınlara büyük ilgi duyar.Il est toujours affable et s'intéresse aux autres.
Örneğin toplumsal sınıfları oluşturma gibi kontrole ihtiyaç duyar.Il rentre donc dans une analyse des classes sociales.
Clara,fare sesi sesi duyarak uyanır.Cet oiseau siffle quand il vole.
Penisilinlere aşırı duyarlı olduğu bilinenlerde kontrendikedir.Allergie connue aux pénicillines.
Sana saygı duyardım bilirsin, sen yine de kalbimi kırdın.Me rompiste el corazón aún sabiendo que te respetaba.
Firavun da olayı duyar ve Musa’nın idâmını ister.El Profeta Musa concluyó: "¡Quiera Alláh ser misericordioso con Musa!
Charlie, sonunda birisinin müzik geçmişini hatırlamış olmasından mutluluk duyar.Charlie está aliviado de que finalmente a alguien le resulte familiar su antecedente musical.
O gece, karanlıkta Josh'ın acı çığlıklarını duyarlar ancak onu bulamazlar.Esa noche, oyen a Josh gritar en la oscuridad, pero no son capaces de encontrarlo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod