Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Mas tendo ouvido Jacó que no Egito havia trigo, enviou ali nossos pais pela primeira vez.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Men da Jakob fikk høre at det var korn i Egypten, sendte han våre fedre dit første gang;
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Men da Jakob hørte, at der var Korn i Ægypten, sendte han vore Fædre ud første Gang.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Men när Jakob fick höra att bröd fanns i Egypten, sände han våra fäder åstad dit, en första gång.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Mikor pedig meghallotta Jákób, hogy Égyiptomban van gabona, elküldé elõször a mi atyáinkat.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Mutta kun Jaakob kuuli Egyptissä olevan viljaa, lähetti hän meidän isämme sinne ensimmäisen kerran.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Pero al oír Jacob que había trigo en Egipto, envió a nuestros padres la primera vez
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Ακουσας δε ο Ιακωβ οτι υπηρχε σιτος εν Αιγυπτω, εξαπεστειλε πρωτην φοραν τους πατερας ημων
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.А Яков, като чу, че имало жито в Египет, изпрати първи път бащите ни;
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Иаков же, услышав, что есть хлеб в Египте, послал туда отцов наших в первый раз.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Почувши ж Яков, що є пшениця в Єгипті, післав отцїв наших найперш.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.וישמע יעקב כי יש שבר במצרים וישלח שמה את אבותינו בפעם הראשונה׃
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.ولما سمع يعقوب ان في مصر قمحا ارسل آباءنا اول مرة.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.雅 各 聽 見 在 埃 及 有 糧 、 就 打 發 我 們 的 祖 宗 、 初 次 往 那 裡 去
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.雅各 聽見 在 埃及 有糧 、 就 打發 我 們 的 祖宗 、 初次 往那 裡去
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.A však nedal vám Hospodin srdce k srozumění, a očí k vidění, a uší k slyšení až do tohoto dne.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.Dar Domnul nu v'a dat minte să pricepeţi, nici ochi să vedeţi, nici urechi să auziţi, pînă în ziua de azi.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.I uczyni im Pan, jako uczynił Sehonowi, i Ogowi, królom Amorejskim, i ziemi ich, które wygładził.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.그러나 깨닫는 마음과 보는 눈과 듣는 귀는 오늘날까지 여호와께서 너희에게 주지 아니하셨느니라
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.Maar de HERE heeft u tot op vandaag geen begrijpende harten, horende oren of ziende ogen gegeven!
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.Mas até hoje o Senhor não vos tem dado um coração para entender, nem olhos para ver, nem ouvidos para ouvir.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.Pero hasta el día de hoy Jehovah no os ha dado corazón para entender, ni ojos para ver, ni oídos para oír
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.Tetapi sampai hari ini Ia belum memungkinkan kamu mengerti semua yang kamu alami itu
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.Toda GOSPOD vam ni dal srca, da bi umeli, in oči, da bi videli, in ušes, da bi slišali, do tega dne.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.но до сего дня не дал вам Господь сердца, чтобы разуметь, очей,чтобы видеть, и ушей, чтобы слышать.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.но до тоя ден Господ не ви даде сърце за да разбирате, очи за да виждате и уши за да слушате.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.ולא נתן יהוה לכם לב לדעת ועינים לראות ואזנים לשמע עד היום הזה׃
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.ولكن لم يعطكم الرب قلبا لتفهموا واعينا لتبصروا وآذانا لتسمعوا الى هذا اليوم.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.但 耶 和 華 到 今 日 沒 有 使 你 們 心 能 明 白 、 眼 能 看 見 、 耳 能 聽 見
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.但 耶和華 到 今日 沒 有 使 你 們心 能 明白 、 眼 能 看 見 、 耳 能 聽見
Nöbetçi serviste yalnızca acil tedaviye gereksinim duyan çocuklara sağlık hizmeti sunulmaktadır.En el centro de urgencias atenderán únicamente a los niños que necesiten ayuda urgente.
Nöbetçi serviste yalnızca acil tedaviye gereksinim duyan çocuklara sağlık hizmeti sunulmaktadır.Päivystyksessä hoidetaan vain ne lapset, jotka tarvitsevat kiireellistä apua.
Nöbetçi serviste yalnızca acil tedaviye gereksinim duyan çocuklara sağlık hizmeti sunulmaktadır.På jourmottagningen vårdas endast barn som är i akut behov av hjälp.
Nöbetçi serviste yalnızca acil tedaviye gereksinim duyan çocuklara sağlık hizmeti sunulmaktadır.Seuls les enfants nécessitant des soins urgents sont pris en charge par le service d’urgence.
Nöbetçi serviste yalnızca acil tedaviye gereksinim duyan çocuklara sağlık hizmeti sunulmaktadır.В дежурном отделении ведут прием только тех детей, которым нужна срочная помощь.
Nöbetçi serviste yalnızca acil tedaviye gereksinim duyan çocuklara sağlık hizmeti sunulmaktadır.في مناوبة الطوارئ تتم معالجة أولئك الأطفال فقط الذين هم بحاجة إلى مساعدة مستعجلة.
Nuppi, yakınlarının uyuşturucu kullanımından endişe duyan gençlere de yardım eder.Nuppi ger också stöd till ungdomar som oroar sig för rusmedelsbruket hos någon närstående person.
Nuppi, yakınlarının uyuşturucu kullanımından endişe duyan gençlere de yardım eder.Nuppi también apoya a jóvenes que estén preocupados por las adicciones de sus personas allegadas.
Nuppi, yakınlarının uyuşturucu kullanımından endişe duyan gençlere de yardım eder.Nuppi tukee myös nuoria, jotka ovat huolestuneita läheistensä päihteiden käytöstä.
Nuppi, yakınlarının uyuşturucu kullanımından endişe duyan gençlere de yardım eder.Nuppi青少年中心(Nuortenkeskus Nuppi)为染上毒瘾、上网成瘾或赌博成瘾的青少年提供援助。援助中心同样为担心家人染上毒瘾的青少年提供援助。
Nuppi, yakınlarının uyuşturucu kullanımından endişe duyan gençlere de yardım eder.Центр также помогает молодёжи, обеспокоенной тем, что их близкие употребляют алкоголь и наркотики.
Nuppi, yakınlarının uyuşturucu kullanımından endişe duyan gençlere de yardım eder.نوبّي يدعم أيضاً الشباب القلقين بشأن استعمال المقربين منهم للمسكرات أو المخدرات.
Ölümünü duyan Başkan Lee Young Chan... ...aileye taziyelerini sundu.Lee Young Chan miniszterelnök, a halálhírt halva mély fájdalmát fejezte ki a család felé.
Ölümünü duyan Başkan Lee Young Chan... ...aileye taziyelerini sundu.الرئيس كيم يقدم تعازيه لموت رئيس داي هان بارك دونغ جاي
Olup bitenleri duyan Hasor Kralı Yavin, Madon Kralı Yovava, Şimron ve Akşaf krallarına,Da Kong Jabin af Hazor hørte herom sendte han Bud til Kong Jobab af Madon og Kongerne af Sjimron og Aksjaf.
Olup bitenleri duyan Hasor Kralı Yavin, Madon Kralı Yovava, Şimron ve Akşaf krallarına,하솔 왕 야빈이 이 소식을 듣고 마돈왕 요밥과 시므론 왕과 악삽 왕과
Olup bitenleri duyan Hasor Kralı Yavin, Madon Kralı Yovava, Şimron ve Akşaf krallarına,Quando Iabin, re di Cazor, seppe queste cose, ne informò Iobab, il re di Madon, il re di Simron, il re di Acsa
Olup bitenleri duyan Hasor Kralı Yavin, Madon Kralı Yovava, Şimron ve Akşaf krallarına,To gdy usłyszał Jabin, król Hasor, posłał do Johaba, króla Madon, i do króla Symron, i do króla Achsaf,
Olup bitenleri duyan Hasor Kralı Yavin, Madon Kralı Yovava, Şimron ve Akşaf krallarına,To když uslyšel Jabín, král Azor, poslal k Jobábovi, králi Mádon, a k králi Simron, a k králi Achzaf,
Olup bitenleri duyan Hasor Kralı Yavin, Madon Kralı Yovava, Şimron ve Akşaf krallarına,А асирийският цар Явин, като чу това, прати до мадонския цар Иовава, до симвронския цар, до ахсафския цар
Olup bitenleri duyan Hasor Kralı Yavin, Madon Kralı Yovava, Şimron ve Akşaf krallarına,ויהי כשמע יבין מלך חצור וישלח אל יובב מלך מדון ואל מלך שמרון ואל מלך אכשף׃
Olup bitenleri duyan Hasor Kralı Yavin, Madon Kralı Yovava, Şimron ve Akşaf krallarına,فلما سمع يابين ملك حاصور ارسل الى يوباب ملك مادون والى ملك شمرون والى ملك اكشاف
Olup bitenleri duyan Hasor Kralı Yavin, Madon Kralı Yovava, Şimron ve Akşaf krallarına,夏 瑣 王 耶 賓 聽 見 這 事 、 就 打 發 人 去 見 瑪 頓 王 約 巴 、 伸 崙 王 、 押 煞 王
Olup bitenleri duyan Hasor Kralı Yavin, Madon Kralı Yovava, Şimron ve Akşaf krallarına,夏瑣王 耶賓 聽見這 事 、 就 打 發人 去 見瑪頓 王約巴 、 伸崙王 、 押煞王
Onun söylediklerini duyan iki öğrenci İsanın ardından gitti.A počuli ho to hovoriť tí dvaja učeníci a išli za Ježišom.
Onun söylediklerini duyan iki öğrenci İsanın ardından gitti.Aqueles dois discípulos ouviram-no dizer isto, e seguiram a Jesus.
Onun söylediklerini duyan iki öğrenci İsanın ardından gitti.Cei doi ucenici l-au auzit rostind aceste vorbe, şi au mers după Isus.
Onun söylediklerini duyan iki öğrenci İsanın ardından gitti.E i due discepoli, sentendolo parlare così, seguirono Gesù
Onun söylediklerini duyan iki öğrenci İsanın ardından gitti.És hallá õt a két tanítvány, a mint szól vala, és követék Jézust.
Onun söylediklerini duyan iki öğrenci İsanın ardından gitti.Hai môn đồ nghe lời đó, bèn đi theo Ðức Chúa Jêsus.