Ana içeriğe geç
Sözlük

duy ile cümle

duy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O, ona aşık ama duygularını gizlemeye çalışıyor.He is in love with her, but he tries to conceal his feelings.
O eleştiriye duyarlıdır.He is sensitive to criticism.
Eleştiriye çok duyarlı.He is very sensitive to criticism.
Ben onun hasta olduğunu duyuyorum.I hear he is ill.
Ben onun kötü sağlığı hakkında endişe duyuyorum.I am concerned about his poor health.
O, babasına saygı duyar.He respects his father.
O, babasının zengin olmasıyla gurur duyuyor.He is proud of his father being rich.
O, babasının fakir olmasından utanç duyuyordu.He is ashamed of his father being poor.
O, babasının rahatsızlığı ile ilgili endişe duymaktadır.He is concerned about his father's illness.
O, düşüncelere dalmışken, adının çağrıldığını duydu.While he was lost in thought, he heard his name called.
Onun başka bir iş aramaya başladığını duyuyorum.I hear he's just begun looking for another job.
Annesinin ölümünü duyduğunda ağlamaktan başka bir şey yapmadı.He did nothing but weep when he heard of his mother's death.
Onun yön duygusu yoktur.He has no sense of direction.
Beni duymamış numarası yaptı.He affected not to hear me.
Benim bahanelerimi duymazdan geliyordu.He was deaf to my pleas.
Gerçek duygusunu saklamada uzman oldu.He has become expert in hiding his true feeling.
O, sıkıntıya karşı gerçekten duyarsız.He is really dull to hardship.
Onun Mahjong'da çok iyi olduğunu duydum.I hear he is good at mahjong.
Kızının ölümünü duyunca tamamen yere yığıldı.He broke down completely on hearing of his daughter's death.
O, kızının mağaza soygunculuğu yaptığını duyduğuna şok oldu.He was shocked to hear that his daughter had shoplifted.
Ailesine saygı duymaz.He does not look up to his parents.
Hikayeyi duyunca çıldırdı.He went mad when he heard the story.
Beni duymasınlar diye sessizce yürüdüm.I walked quietly so that they would not hear me.
Onlar arkalarında bir ses duydular.They heard a noise behind them.
Konser salonunun ön sırasında oturdular ve orkestrayı açıkça duydular.They sat in the front row of the concert hall and heard the orchestra clearly.
Liderleri olarak John'a saygı duyuyorlardı.They looked up to John as their leader.
Haberi duyduklarına şaşıracaklar.They will be surprised to hear the news.
Onlar haberi duyduğuna şaşırmıştı.They were surprised to hear the news.
Onlar onu henüz duymadılar.They have not yet heard of it.
Hepsi onun ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.They all expressed regret over her death.
Onlar bizden daha duygusallar.They are more emotional than we.
Bizden daha duygulular.They are more emotional than we.
Onların hepsi ona saygı duyarlar.They all respect him.
Onlar liderlerine saygı duydular.They looked up to their leader.
Onlar onun aşağı geldiğini duydular.They heard him come downstairs.
Liderleri olarak ona saygı duyuyorlar.They looked up to him as their leader.
Onlar ona saygı duyuyorlar.They respect him.
Onlar barış için endişe duyuyorlar.They're anxious for peace.
Kızlarının nişanını duyurdular.They announced the engagement of their daughter.
Onlar kızları ile gurur duyuyorlar.They are proud of their daughter.
O gerçekten kolayca kaybolur. Onun yön duygusu yok.She gets lost really easily. She's got no sense of direction.
Onun bir Amerikan vatandaşı kadar akıcı bir biçimde İngilizce konuştuğunu duydum.I heard her speaking English as fluently as a citizen of the USA.
Ben sık sık onun bu şarkıyı söylediğini duydum.I often heard her sing that song.
Haberi duyduğunda, o şaşırmış olabilir.She may have been surprised when she heard the news.
Ben sık sık onun piyano çaldığını duyarım.I often hear her play the piano.
Onun piyano çaldığını hiç duydunuz mu?Have you ever heard her play the piano?
Onun İngilizce konuştuğunu duydun mu?Have you heard her speaking English?
Onun İngilizce konuştuğunu duysaydın onu bir Amerikalı sanırdın.If you heard her speak English, you would take her for an American.
Onun şarkı söylediğini duyabiliyor musun?Can you hear her singing?
Onun şarkı söylediğini duydum.I heard her singing.
Yöneticiyi eleştirdiği duyuldu.She was heard to criticize the manager.
Biz onun çığlık attığını duyduk.We heard her cry.
Onun evlendiğini birinden duydum.I heard from someone that she got married.
Onun yardım için bağırdığı duyuldu.She was heard to cry for help.
Onun mutfaktan seslendiğini duydum.I heard her calling from the kitchen.
Onun bekar olduğunu duymaktan dolayı mutluyum.I'm glad to hear that she is unmarried.
Onun bekar olduğunu duyduğuma sevindim.I'm glad to hear that she is unmarried.
Onun evli olduğunu duymamız bizi hayal kırıklığına uğrattı.We were disappointed to hear that she had married him.
Onun kendi yatak odasında hıçkırarak ağladığını duyabiliyordum.I could hear her sobbing in her bedroom.
Onun için hâlâ bazı duygulara sahibim.I still have some feelings for her.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod