Ana içeriğe geç
Sözlük

duy ile cümle

duy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Başkalarının duygularına dikkat etmelisiniz.You should be careful of the feelings of others.
Birçok Amerikalı Caz'a ilgi duyuyor.Many Americans are interested in jazz.
Ben davulu duyuyorum.I hear the drum.
Taro güçlü bir sorumluluk duygusuna sahiptir.Taro has a strong sense of responsibility.
Lütfen yüksek sesle konuşur musun? Seni duyamıyorum.Could you speak up? I can't hear you.
Birçok Amerikalının mizah duygusu vardır.Most Americans have a sense of humor.
Birinin üst kata gittiğini duyduk.We heard someone go upstairs.
Birinin kapıyı çaldığını duydum.I heard someone knocking.
Birinin adımı seslendiğini duydum.I heard someone call my name.
Birinin kapı zilini çaldığını duydun mu?Did you hear someone ring the doorbell?
Ben, birinin arkadan adımı seslendiğini duydum.I heard someone call my name from behind.
Birinin ıslık çaldığını duydum.I heard someone whistle.
Kalabalıkta birinin adımı seslendiğini duydum.I heard someone call my name in the crowd.
Birinin anneme haberi söylediğini duydum.I heard someone tell my mother the news.
Küçük çocukları kaçıran insanlar hakkında duymak kanımı kaynatıyor.Hearing about people kidnapping little children just makes my blood boil.
Birisi tarafından adımın çağrıldığını duydum.I heard my name called by someone.
O, kimse onu duymasın diye parmak uçlarına basarak yürüdü.He walked on tiptoe so that nobody would hear him.
Biz hepimiz dünyada barış için özlem duyuyoruz.We are all longing for peace in the world.
Herkes ona saygı duyardı.Everybody looked up to him.
Kimse böyle bir şeyi yapmaktan rahatsızlık duymaz.No one will bother to do such a thing.
Hiç kimse onun gibi erkeklere saygı duymadı.No one respected men like him.
Bir çocuğun saygı duyabileceği bir babaya ihtiyacı var.A boy needs a father he can look up to.
Erkekler ve kadınlar birbirlerine saygı duymalıdır.Men and women must respect each other.
Depremden sonra komşularımın dehşetini duydum.I felt the terror of my neighbors after the earthquake.
Kardeşim İngilizce ve müziğe ilgi duyuyor.My brother is interested in English and music.
Ben telefonun çaldığını duydum.I heard the telephone ringing.
Ben telefonu duyuyorum.I hear the phone.
Telefonda Ryo'nun sesini duyunca heyecandan dilim tutuldu.I got all choked up when I heard the voice of Ryo over the telephone.
Bana bağırma. Seni iyi duyabiliyorum.Don't shout at me. I can hear you all right.
Doğu Afrika'da bazı kabilelerin süt ürünleri ile yaşadığını duydum.I hear some tribes in eastern Africa live on milk products.
Tokyo ve Osaka arasındaki mesafenin yaklaşık on kilometre olduğunu duydum.I heard that the distance between Tokyo and Osaka is about 10 km.
Tokyo ve Osaka arasındaki mesafe yaklaşık 10 kilometreymiş diye duydum.I heard that the distance between Tokyo and Osaka is about 10 km.
Taksi sürücülerinin bile Tokyo'da sık sık kaybolduğunu duyuyorum.I hear that even taxi drivers often get lost in Tokyo.
Bir sonraki duyuruya kadar mağaza kapalı.The store is closed until further notice.
Ben aynı şeyi çok sık duymaktan usandım.I am tired of hearing the same thing so often.
Aniden bir feryat duydum.All at once, I heard a cry.
Aniden garip bir ses duydu.Suddenly, he heard a strange sound.
Birdenbire, tiz bir çığlık duydum.All at once, I heard a shrill cry.
Aniden bir silah sesi duyduk.All at once we heard a shot.
Birden bir çığlık sesi duydum.All at once, I heard a scream.
Giriş sınavını başardığını duyuyorum. Tebrikler!I hear you passed the entrance exam. Congratulations!
Bir kedinin pencereyi tırmaladığını duyabiliyorum.I can hear a cat scratching at the window.
Kedilerin gözleri ışığa karşı çok duyarlıdır.Cats' eyes are very sensitive to light.
Kedilerin gözleri ışığa çok duyarlıdır.Cats' eyes are very sensitive to light.
Kediler sahiplerininkine paralel duygusal alışkanlıklar gösterir.Cats show emotional habits parallel to those of their owners.
Ne kadar yaşlanırsanız, uykuya o kadar az ihtiyaç duyarsınız.The older you get, the less sleep you need.
Onun yalan söylediğini hiç duymadım.I have never heard him lie.
Onun şarkı söylediği duyuldu.He was heard singing the song.
Onun Fransızca konuştuğunu duysan onu bir Fransız zannedersin.If you were to hear him speak French, you would take him for a Frenchman.
Yıllardır ondan duymadım.I haven't heard from him for ages.
Şimdiye kadar ondan bir kelime duymadım.I have not heard a word from him as yet.
Ondan hiçbir şey duymadım.I have heard nothing from him.
Sık sık onun kendi kendine mırıldandığını duyardı.She would often hear him grumbling to himself.
Onun İngilizce konuştuğunu duyan biri onu bir İngiliz zannedebilir.Hearing him speak English, one would take him for an Englishman.
Onun alt kata geldiğini duydum.I heard him coming downstairs.
Onun alt kata geldiğini duyduk.We heard him come downstairs.
O aşağıya inerken ayak seslerini duyduk.We heard him come downstairs.
Onun merdivenlerden aşağı gittiğini duydum.I heard him go down the stairs.
O, bir yardım çığlığı duyduğunda, bisikletiyle geçiyordu.He was passing by on his bicycle when he heard a cry for help.
Ben onun bir otomobil kazasında kötü yaralandığını duyunca çok şaşırdım.I am very much surprised to hear that he got badly injured in a motorcar accident.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod