Odanın tabanı temizlenirdi ve duvarları tertemiz yıkanırdı.私はそのまま部屋を掃除し、床を拭いた。
Dördüncü duvar anlayışının babası oldu.四男の康長は旗本となった。
Şehirlerin dış duvarların taşdan yapılmıştır.都市の外壁は石造りである。
Gram-pozitif hücre duvarının önemli bileşenlerinden biri de lipoteikoik asittir.グラム陽性菌の細胞壁の主要な構成成分はリポタイコ酸である。
Deprem Panium duvarlarına ağır hasar verince, şehir düştü.この地震でパニオンの城壁は深刻な損傷を受け、この都市は降伏した。
Duvarların uzunluğunun yüz adım olduğunu görür.しかし、径百余歩とは魏時代の尺度では40メートル程度であるとの指摘もある。
Güneşten hoşlandığı için gölgeli duvar kenarlarında gelişemez.液体状のため日向にいると蒸発してしまうらしく、日陰を好む。
Ev tamir işlerinde çalışan babasının yanında, duvar kağıdı ve boyama işlerinde çocuk yaşlarda çalıştı.幼少時は便利屋の子として、住宅塗装や壁紙貼りなど、父の仕事を手伝った。
Aslında bölgedeki en dayanıklı İspanyol binaları da İnka duvarlarının üzerine inşa edilenler olmuştur.実際、最も美しい洋タンスは壁の中に消えてしまった。
Hapishanenin duvarları yıkılıp kaybolur ve Marguerite'nin ruhu gökyüzü cennetine çıkar.そのとき牢獄の壁が開いてマルグリートの魂が昇天してゆく。
Polis duvarı yıkınca, kadının cesedini ve cesedin kafasının üzerinde oturan kediyi bulur.異変に気付いた警察の一団が壁を取り壊しにかかると、直立した妻の死体と、その頭上に座り、目をらんらんと輝かせたあの猫が現れる。
Çiftin gölgesi arkadaki duvara yansıyor.^ 来迎壁は、仏堂の須弥壇背後の壁。
Referans: "Inou Mononokeroku"daki tuhaf duvar çizimi.[1]参考:『稲亭物怪録』より、『稲生物怪録』にある壁の怪異[21]
13 Ağustos - Berlin Duvarı'nın yapımına başlandı.8月13日——柏林墙开建。
Devrim ve Napolyon devirlerinde, Yahudiler ile Hıristiyanlar arasındaki güçlü duvarların çoğu yıkılmıştır.在法国大革命战争和拿破仑时期,许多犹太人和基督徒之间的壁垒遭到推翻。
Bunun sonucu, hücre duvarı zayıflar ve bakteri parçalanır.这导致细胞壁失去强度并且细菌破裂。
Bu çift duvarlar bir metrenin üzerinde bir kalınlıkta olup gizli merdivenleri ve kuyusu vardır.双层墙的厚度超过1米,里面藏有秘密的楼梯和一座水井。
Birlikleri Pommernstellung kuvvet hattını (Pomeranya Duvarı) yararak ilerledi.然後軍隊試圖用對空鳴槍來驅散他們。
Duvarlara resim çizilmiştir.車站牆壁以圖畫裝飾。
Berlin Duvarı'nın yıkılmaya başlanması.柏林墙被拆除。
Duvarın inşaatından 1989'a kadar geçen dönemde, sadece 5,000 kişi Berlin Duvarı'nı geçerek iltica edebildi.柏林墙修建后在1961至1989年间这类逃亡被大幅限制下来,约有5000人在此期间尝试翻越柏林墙。
Şato, çift duvarla bağlantılı olan iki yapı içerir.城堡由两座长建筑组成,通过一道厚的双层墙连接在一起。
Hapishanenin duvarları yıkılıp kaybolur ve Marguerite'nin ruhu gökyüzü cennetine çıkar.监狱的高墙被打开,玛格丽特的灵魂得以升天。
Chris Gueffroy (21 Haziran 1968 - 6 Şubat 1989) Berlin Duvarı'nı geçmeye çalışırken öldürülen son kişi.克里斯·格弗罗伊(德語:Chris Gueffroy,1968年6月21日-1989年2月6日)是最后一名在在试图翻越柏林墙离开东柏林前往西柏林的途中被射杀的人(英语:Death at the Berlin Wall)。
1999 yılında da mekanın etrafına bir duvar inşa edilmiştir.约1927年,大楼周围加建围墙。
Duvarlarının içinden nehir geçer.士兵通过河道在墙下方行进。
Güneydoğuda bu duvarlar yüksek kum tepelerindedir.这些沟的东部是高原。
Birçok bilim insanı duvarın, M.Ö. 387 yılındaki Galyalı akınları ve istilalarının ardından yapıldığına inanır.许多学者相信城墙修建于公元前387年被高卢人征服之后。
Özellikle bu tür bölgelerdeki yatakhaneler, yemekhanelerin etrafı istihkâm duvarıyla çevrilmektedir.這些山小屋的客廳與客房內多掛著御嶽神社的掛軸。
Doğu Alman hükümeti, duvarın kaldırılmasına onay vermişti.东德军队正式下令拆除柏林墙。
Sanherib, Kudüs'ü kuşatıp şehrin duvarına ulağı Rabşakeh'i gönderdi.求你按你的美意善待锡安,建造耶路撒冷的城墙。
Duvar Gazetesinin dışında aylık bültenler de yayınlandı.除《中廣午餐新聞》維持1小時外。
Beş müşteri duvar boyunca, resmin solundan sağına kadar sıralanır.五線譜中,附點記在符头右側。
Avluyu 2 metrelik parmaklıklı dış duvarlar çevrelemektedir.周围筑约2米厚的夯土围墙。
Yıkılan kale duvarlarının bir örneği doğu-batı istikâmetinde yeniden inşa edilmiştir.已經建成了高的城牆東部已經進行翻新。
Duvarlarında kullanılan taşlar Mekke tepelerindeki granit taşlardandır.眼中的寶石是石榴石。
Yeni bir duvar kağıdı eşlik eder (Windows XP Bliss'den esinlenmiştir).其引入了一个新的壁纸(灵感来自Windows XP布利斯),一个桌面主题和皮肤。
Ev, duvarları olmadan tasarlanmıştı.他的创作不仅限于墙壁。
İsrail, bu duvarin, Filistinli teröristlerin İsrail’e geçmesini engelleyecek bir yöntem olduğunu bildirdi.以色列称这个障碍是必须的,来防止巴勒斯坦袭击者进入以色列城市。
1961-1989 yılları arasında doğu sınırları Berlin Duvarı ile bölünmüştür.在1961年至1989年的柏林分裂时期,车站正好处于柏林墙下方。
Burada yerleşimin etrafına duvarla çevirerek güvenlikli bir alan oluşturmaya çalıştı.為了方便監工,他於工地附近蓋建簡陋棚屋,並以此為家。
Zamanımıza sadece antik şehrin duvar kalıntıları kalmıştır.现在是旧城墙唯一幸存的城门。
Geminin duvarında yazının olmadığını görürler.但在現實中,這艘船上的水手看不見這道牆。
Daha sonra da bahçenin etrafı, içindekiler zarar görmesin diye duvar, ağaç ya da tel çitlerle çevrilir.在戶外愛撫或其他身体亲密的动作,由於所處地點不一,未必能確保私領域的區隔。
Hani onlar duvardan Davud'un ibadet yeri olan "mihrâba" tırmanmışlardı" (es-Sâd, 38/21).曾經因為黛西加入雷族使伴侶雲尾特別關心而吃醋。
Çünkü güvenlik duvarı onları durdurur.即築城壁止住其內。
Bununla birlikte, arkeolojik araştırmalar kalenin bir perde duvarına sahip olduğunu göstermektedir.在施工过程中,考古专家还在西侧坛墙上发现了一段明代坛墙遗存。
Sakız duvarı iki defa kazınarak temizlenmiştir.該橋在日治時期曾被沖斷兩次。
1526 - Duvar resimleri tamamlandı.1526年城墙又一次被加固。
Bu test, hücre duvarlarının türüne göre çok farklı olan iki bakteri tipini ayırmakta son derece faydalıdır.通过这种测试我们可以区分两种细胞壁结构不同的细菌。
Başlangıçta kıstakta, kentin kuzeyinde bir duvar ördüler.初,城中郭外,一望丘墟。
Bu tür başka taşların bir bölümü yeni caminin duvarlarına 1972 yılında yerleştirilmiştir.原点石屋于1972年增设围墙。
Dayanma duvarı da denir.亦稱女牆。
Resmin sol üst kısmında bir duvar saati ve bir resim bulunmaktadır.靠西墙摆放一条案,案上有一只座钟。
Duvarların yapım tekniği ikinci tabakada olduğu gibidir.北仑二期工程的建设模式与一期工程类似。
1961'de Berlin Duvarı ile Batı Berlin'den ayrılmıştır.1961年-柏林圍牆建立。
Yani, duvar kağıdı tek ve çift yönlüdür.雙語詞典有單向及雙向之分。
Dışarıdaki kişilerin evin duvarlarına yumrukla vurduğunu duyar.她就曾在自家厨房的窗边听到枪声。
Duvarlara işlenmiş 80 sahnede 240 insan figürü yer alır.教堂的墙壁上绘制了89幅壁画,内中有240个人物。
Çıksalın'da Seferad mezarlığının yanında bir duvarla ayrılmış Karay mezarlığı bulunmaktadır.墓地旁紧邻的教堂内为他设有一块纪念匾。