Ana içeriğe geç
Sözlük

duvar ile cümle

duvar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Etrafındaki korkuluk duvarları yılların tahribatıyla harap olmuştur.Spesielt murene er skadet av flomvann i årenes løp.
Bunun sonucunda duvar incelir, balon gibi şişerek damarın genişlemesine yol açar.Gassen vil i stedet blåse opp vommen som en ballong.
Birden tüm kulübeler, resmi daireler, tapınaklar ve şehir duvarları yıkıldı.Hytter, embedshus, templer og bymurer raste plutselig sammen.
Kerpiç duvarlı olan yapı tek katlıdır.Litt av kjellermuren er det eneste som er igjen.
2 yaşındaki Drusilla başının bir duvara çarpması sonucu ölmüştür.Drusilla ble myrdet ved at «hennes hode ble slått mot en vegg.»
Gençliğinde duvar örme işinde çalıştı.Der brukte ungdom i bygda å gå på epleslang.
Asla pes etmez ve duvarı kazmaya başlar.Etter en stund stopper de og han begynner å grave en grav.
Sonunda bir boşluk bulundu ve duvar kırıldı.All innredningen var borte, og en vegg var hogd vekk.
Kule denize o kadar yakındı ki dalgalar duvarlarına kadar ulaşıyordu.Denne ligger så nært havet at bølgene slår inn.
İki eski ilçe Doğu Berlin'de kalıyordu, Berlin Duvarı yıkılmadan önce.Begge bydelene lå i tidligere Øst-Berlin.
Üçüncü Çağ'ın sonlarında kuleden geriye sadece birkaç yarım duvar kalmıştı.Av det tidligere middelalderanlegget gjenstå bare enkelte steinmurer i forgården.
Kilisenin duvarları fresklerle süslenmiştir.Veggene i kirken har alltid vært hvite.
Duvarlar beyaz boyalıydı ve boyalı keten duvar kumaşları ile kaplı da olabiliyordu.Veggene ble malt hvite og kunne bli dekket av veggtepper av farget lin.
Bu görüşmeden kısa süre sonra Berlin Duvarı inşa edildi.I løpet av kort tid ble Berlinmuren reist.
Romalılar şehirlerini taştan duvarlarla korurlardı.Romerne holdt området i mellom murene.
Yangın, Romalılar döneminden kalma kent duvarlarının içinde kalan Orta Çağ Londrası'nı tahrip etmiştir.Brannen brente ned middelalderens City of London på innsiden av den gamle romerske bymuren.
Duvarları kargirdir.Innvendig er veggene panelt.
Kapısı güney duvarında bulunmaktadır.Skipet har en dør i veggen mot sør.
Şato, çift duvarla bağlantılı olan iki yapı içerir.Slottet består av to ringmurer med bygninger innenfor.
Geleneksel duvarcılık için yoğun bir emek verilmesi gerekiyordu.De ønsket seg et brudd med tradisjonell kunst.
Duvarlara resim çizilmiştir.Veggene er prydet med veggmalinger.
Yazılı Kanyon'un dik duvarlarına yazılıdır ve bu kanyona Yazılı Kanyon denmesinin sebebi budur.Vulkanen Poás ligger i kantonen, og kantonen er oppkalt etter denne.
Hadrian Duvarı'nı güçlendirdi ve Antoninus Duvarı'nı yeniden ele geçirdi.Hadrians mur ble oppgitt og Antoninus' mur ble bygd lenger nord.
Duvar üzerinde yer yer saray ve tapınaklara da rastlanır.På hver side av palasset finnes også et tempel.
St. Bartholomew's Hospital)'nin duvarında asılıdır.Smith på St. Bartholomew's Hospital.
Duvardan bahçeye atlar.Den ble kåret til hagen.
Janice, dolap duvarındaki bir delikten kaçmıştır ve Santa Monica'daki bir yetimhaneye yerleşmiştir.Janice telah melarikan diri melalui lubang di dinding lemari dan pindah ke panti asuhan di Santa Monica.
Şehirlerin dış duvarların taşdan yapılmıştır.Tembok-tembok dari kota-kota tersebut dibuat dari batu.
Bazıları kendileri iple şehir duvarlarından sarkıtarak ya da atlayarak kaçmaya başladılar.Sisanya bunuh diri dengan melompat dari dinding kota atau menyerah.
Theodosiopolis'i bypass ederek, Satala'ya doğru yola çıktı ve kampını şehir duvarlarından biraz uzakta kurdu.Melewati Theodosiopolis, dia menuju Satala, dan mendirikan kemahnya agak jauh dari tembok kota.
Şair, şu iki satırlık son şiirini, kendi kanı ile, yattığı hücrenin duvarına yazmıştır.Dikatakan bahwa dia menulis puisi ini di dinding penjaranya menggunakan darahnya sendiri.
Yer döşemeleri ve duvarları, çok enfes bir harçla sıvanmıştı.Tiang-tiang dan dindingnya dihiasi dengan hiasan yang indah.
Fakat bu birlik içeri girer girmez bütün binanın duvarları çöktü.Ya, di seluruh Eropa, tembok ini akan runtuh.
Ölümlerin hızı, kişilerin duvardaki gaz deliklerine ne kadar yakın olduklarına göre değişirdi.Kecepatan mati para korban bergantung pada seberapa dekat mereka dengan ventilasi gas beracun tersebut.
Duvar pencereleri iki sıradır.Pintu dinding tengah (Lawang Tawing Halat) berjumlah 2 buah.
Kule denize o kadar yakındı ki dalgalar duvarlarına kadar ulaşıyordu.Area tersebut ditutup dengan dinding bambu sampai hampir tepi pantai.
Bu tabakaya üçüncül (tersiyer) duvar denir.Atau bisa disebut dinding Privasi 3.
Birlikleri Pommernstellung kuvvet hattını (Pomeranya Duvarı) yararak ilerledi.Kemudian dia memerintahkan pasukannya untuk mengubur jenasah-jenasah tersebut.
Bir gün duvara giderek orada çalışanlardan kendisine bir dörtlük yazması için yardım etmelerini istedi.Ia pergi ke dinding, dan bertanya kepada seorang petugas di sana untuk menulis puisi baginya.
Bakteri hücre duvarı, diğer organizmalardan farklı olarak peptidoglikandan oluşmaktadır.Dinding sel bakteri berbeda dari organisme lain.
Çıksalın'da Seferad mezarlığının yanında bir duvarla ayrılmış Karay mezarlığı bulunmaktadır.Dia dikuburkan di Baqi’, bersebelahan dengan kuburan istri-istri Nabi yang lain.
On altı tanesi duvarlara bitişik olan kırk paye, caminin üst örtüsünü taşımaktadır.Sebanyak 40 lobang tembok ditembus oleh jalan untuk kendaraan.
Analiz edilen gaz bileşikleri, sabit faz ile kaplı olan kolon duvarları ile etkileşime girer.Senyawa dalam fasa gas yang dianalisa berinteraksi dengan dinding kolom, yang dilapisi dengan fasa diam.
Bu kapı duvarı üzerinde 5 kapı vardır.Dinding barat terdapat lima gerbang.
Çevresi yüksek duvarlarla çevrilmiş durumdadır.Kompleks ini dikelilingi oleh tembok yang tinggi.
Sistem, Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla Alman yeniden birleşmesi sonrası tamamiyle tekrar kullanıma açıldı.Sistem ini dibuka seluruhnya setelah runtuhnya Tembok Berlin, dan reunifikasi Jerman.
Sakız duvarı iki defa kazınarak temizlenmiştir.Bangunan pabrik Krümmel hancur dua kali.
Mescidin batı duvarında adak penceresi vardır.Candi Gatotkaca berdenah bujursangkar dengan pintu berada pada dinding sisi barat.
Mikoplazma (Mycoplasma) hücre duvarı bulunmayan bir bakteri cinsidir.Mycoplasma adalah genus bakteri yang tidak memiliki dinding sel.
İnsanlar mağara duvarlarına resimler yapmaya başlamışlardır.Bersamaan dengan itu dtemukan lukisan-lukisan di dinding gua.
İlkin stadın çevresi taş duvarlarla çevrildi.Selain itu, situs ini pada mulanya dikelilingi oleh tembok.
Ev, duvarları olmadan tasarlanmıştı.Bangunan ini terbuka tanpa dinding.
Duvarlarla çevrili tekke külliyesinin büyük ve gösterişli bir giriş kapısı vardır.Pada dinding utama yang menghadap kiblat terdapat mihrab dan mimbar di tengahnya.
Surların beden duvarları daire planlı burçlarla desteklenmiştir.Dindingnya dibobol sesuka hati oleh para penyewa.
Bununla birlikte, arkeolojik araştırmalar kalenin bir perde duvarına sahip olduğunu göstermektedir.Penggalian arkeologis menunjukkan sisa-sisa sebuah dinding yang mengelilingi halaman.
Duvar üzerinde yer yer saray ve tapınaklara da rastlanır.Suatu teras bertembok memuat kuil dan istana.
Bu görüşmeden kısa süre sonra Berlin Duvarı inşa edildi.James tiba tepat saat Tembok Berlin telah dibangun.
Pompeii'deki harabe Roma yapılarının duvarlarında birçok pornografik görüntüye rastlanabilir.Ada sejumlah lukisan porno di tembok-tembok reruntuhan bangunan Romawi di Pompeii.
Kale halen 4 kuleli büyük duvarlarla çevrilidir.Tails juga dikelilingi oleh empat burung kuning bertenaga super.
Bazıları sulkusun bir duvarından diğerine geçer.Mereka bertiga akan melewati sebuah tantangan tertentu melawan tembok berlubang.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod