Reformasyon Duvarı, Cenevre.Muro dos Reformadores, em Genebra
Duvarların örülmesi 15 yıl sürmüştür.As ocas chegam a durar 15 anos.
Duvar boyunca çeşitli hendek, kale vb tahkimat takviyesi de yapılmıştır.As paredes internas estão caídas em alguns lugares, formando uma pilha de tálus ao longo da base ocidental.
İzmir alsancak pasaport vapur iskelesinin arka duvarında ve körfez içindeki mendirekte de gözlemlenmiştir.Roteiro Roadmaster foi encontrado nos quartos traseiros e dentro do enfeite de convés.
Cami, duvarla çevrilidir.Mario é posto contra a parede.
Pencerelerin büyütülmesi ancak duvar alanının azaltılmasıyla mümkün olmuştur.Eles estão amarrados de tal maneira que só podem ver a parede do fundo da caverna.
Geleneksel duvarcılık için yoğun bir emek verilmesi gerekiyordu.Não tardaria a vir uma vertiginosa queda livre para a tradicional agremiação.
İstanbul'da duvarlara Alemdar aleyhine yaftalar asıldı.Construção de muro com gabiões no Iraque.
Cihaz bir duvara monte edilebilir veya varsayılan olarak tekerlekli dikey bir stand üzerine kurulabilir.O dispositivo pode ser montado em uma parede ou, por padrão, ser montado em um suporte vertical com rodas.
Bu park Hadrian Duvarı'nı içine almakta ve İskoçya sınırlarına kadar erişmektedir.Encontra-se próximo da Muralha de Adriano e foi construído para guardar a fronteira com a Escócia.
Diğer yandan lağımcılar hisar duvarının dibine bir delik açtılar.A explosão abriu um buraco na parede do edifício.
Böylece kentin dışını kuşatan kesintisiz bir duvar oluşturulmuştur.Ele propunha uma cidade em forma de parede que poderia se estender infinitamente.
Kapısı güney duvarında bulunmaktadır.Uma outra porta rasga-se no muro Sul.
Büyük Galeri’nin başlangıcında, sağda duvara oyulmuş, günümüzde kapalı halde bulunan bir boşluk bulunur.À direita desta porta está o portal principal, fechado atualmente.
Mikroskop altında hücre duvarlarını ve çekirdeklerini tanımlamak amacıyla da kullanılır.É algumas vezes usado para definir paredes celulares ou núcleos sob o microscópio.
Jon, istediğini yapınca Yabanıllar onu Duvarın Ötesindeki Kral olan Mance Rayder'a götürür.Jon o faz e é levado à presença de Mance Rayder, o selvagem Rei Além-da-Muralha.
Resim duvarda asılı.O retrato está pendurado na parede.
Resim duvarda asılıdır.O quadro está pendurado na parede.
Duvara bir tablo asmak için çivi çaktım.Eu preguei um prego na parede para pendurar um quadro.
Biri duvara ismimi yazdı.Alguém escreveu meu nome na parede.
1943'te 30 Polonyalı tutuklu, binanı duvarında kurşuna dizildi.In 1943 werden 30 Poolse gijzelaars geëxecuteerd bij de muur van het Godshuis.
Duvarın önemli bir kısmı, özellikle orta bölümü, halen ayaktadır.Toch staat een groot deel van de muur nog overeind, vooral in het middengedeelte.
Duvarlara tırmanabilirler.Men mag op de muren lopen.
Bu duvarda da kapı açıklığı bırakılmıştır.In de muur bevindt zich een open poort.
İkinci özellik ise sahne duvarının (scaenae frons) zengin bir biçimde dekore edilmesidir.Het podium en de podiummuur (scaenae frons) waren rijkelijk versierd.
Yahudiler ise Batı Duvarı (Ağlama Duvarı) kenarında bulunan kendi sinagoglarına çekilmişlerdi.Joden dragen daarom buiten vaak een hoed, in plaats van (of over) een keppel die binnenshuis gedragen wordt.
Haşhaşilerin liderlerinin cesetleri Şam kalesi duvarlarından asıldılar.De lichamen van de zelfmoordenaars zullen echter aan hun nieuwe boomlichamen worden opgehangen.
Berlin Duvarı'nın yıkılmaya başlanması.Aanvang van de bouw van de Berlijnse Muur.
Hani onlar duvardan Davud'un ibadet yeri olan "mihrâba" tırmanmışlardı" (es-Sâd, 38/21).Toen Davids faam groeide onder het volk pleegde Saul een aantal aanslagen op hem, waarop David vluchtte.
Yerleşim alanında, dış ve iç duvarla çevrilmiş; ana girişi batıda olan dört giriş vardır.De nederzetting had vier ingangen door de binnen- en buitenmuren, met de hoofdingang op het westen.
Duvar boyamaları değişik dönemlere aittir.De gebrandschilderde ramen dateren van verschillende periodes.
Değirmenlerden günümüze yalnızca yıkık duvarları kalmıştır.Van de molen blijven vandaag de dag enkel nog overwoekerde muurresten over.
Duvarlara resim çizilmiştir.Op de muur bevindt zich een muurschildering.
Bu duvarlardan günümüze çok az bir kısmı kalmıştır.Van de muren is slechts een klein deel overgebleven.
Bu görüşmeden kısa süre sonra Berlin Duvarı inşa edildi.Korte tijd daarop viel de Berlijnse Muur.
Burada kısa süre önce Fokidalılar bir savunma duvarı yapmıştı.Hierbij werd wel een enkele verdedigingsmuur opgebouwd.
Casper: Dost canlısı bir hayalet.Duvardan geçme,uçma ve görünmezlik gücü vardır.Casper beschikt als spook over de mogelijkheid om te vliegen, onzichtbaar te worden en door muren te lopen.
Bunlar, diğer taşların önünde bir duvar oluştururlar.Hieronder volgt een overzicht van de staande stenen.
Sonunda bir boşluk bulundu ve duvar kırıldı.De grens was definitief open en de Muur was gevallen.
Chris Gueffroy (21 Haziran 1968 - 6 Şubat 1989) Berlin Duvarı'nı geçmeye çalışırken öldürülen son kişi.Het laatste slachtoffer was Chris Gueffroy op 6 februari 1989 aan de Berlijnse Muur.
Çıkıp duvarın üzerine oturmuştur.Die valt neer tegen de muur.
Kütüphanenin duvarları 18. yüzyıl çinileri ile süslenmiştir.De hoeken zijn geverfd met Chinese lak uit de 18e eeuw.
Duvar, duvar!Een stoep of muur.
Bu sırada şato duvarlarına yaklaşırlar.Zo geraakten ze tot bij de kasteelmuren.
Bu güne kadar korunan en eski kağıt duvar kağıdı 1509'a dayanıyor.De oudst bewaard gebleven vermelding van het kasteel stamt uit 1509.
İkinci bölüm: Duvarların kulağı var mı?De muren hebben oren.
Fransıca'da: un muret = küçük bir duvar.In Frankrijk is een anse een kleine baai.
Sucre duvarı yıkmaya yollanır.Donatello kan tegen muren opklimmen.
Oda girişinin sağında duvara monte edilmiş genişçe bir veya iki tahta (tabaklık) vardı.Op het afgeknotte schilddak bevinden zich aan de linkerkant twee achthoekige schoorstenen.
Eserde duvarlarda görülen tablolar da bu süreçte yapılmıştır.De "Walls of the Missing" zijn in deze periode gemaakt.
Çok kalın kale duvarları bulunmaktadır.Hij zal dikke muren doorklieven.
Duvardan bahçeye atlar.Van het kastje naar de muur sturen.
Platformu destekleyen göz alıcı duvarlar günümüze kadar varlığını sürdürebilmişlerdir.De banden met de dahliakwekers uit de Bollenstreek duren voort tot op de dag van vandaag.
Şehrin eski duvarları hala izlenebilir.Overblijfselen van de oude stad zijn nog steeds zichtbaar.
Mücadelesiz altı çete üyesi ve bir ziyaretçileri duvara dizilip tarandı.Het boerengezin en een toevallige bezoeker werden tegen de muur gezet.
Kapısı güney duvarında bulunmaktadır.De poort bevindt zich in de zuidelijke sectie van de muur.
Busch duvar ustası Friedrich Busch ve eşi Emma’nın oğlu olarak Kiel’de dünyaya geldi.Busch werd geboren als zoon van metselaar Friedrich Busch en zijn vrouw Emma.
İç duvarları sıvanmıştır.De buitenmuren zijn gewit.
Mişkanın duvarları melek resimleriyle bezeli kumaştan yapılmıştı.Op het plafond van het gebouw zijn beelden geschilderd van dansende engelen.
Doğu duvarında iki penceresi vardır.In de oostelijke muur zijn nog twee ramen ingebracht.