Bu dört kenardaki duvar aynı şekilde üst üste ağaçlar koyarak, yukarıya doğru yükseltilir.Ces tours étaient voûtées en cul-de-four au rez-de-chaussée et planchéiées à l'étage supérieur.
1920 yılında inşa edilen şehitlik, etrafı duvarlarla çevrili büyük bir anıt biçimindedir.La restauration commencée en 2000 l'a entourée d'un mur en pierres.
Hamak, evde, karşılıklı iki duvara asılabilir.Elles sont accessibles par deux rampes parallèles à la muraille.
Avlu, yüksek duvarlarla dışarıdan soyutlanır.Les fossés sont maçonnés de hauts murs.
Dolayısıyla 3 metre boyundaki duvarda 8-9 sıra kayrak taştan oluk değişik bir mimari tarz yaratır.Il faut compter huit à neuf pieds par mètre carré pour avoir un beau massif.
Geniz sol medial duvarı.Télécabines du Sun Moon Lake.
Asıl köşk katında ise duvarlar mermer kaplamaların ardında gizlenmiştir.Les murs en travertin sont dissimulés derrière des plaques de marbre.
Batıdaki kemerler, mihrabın bulunduğu duvarla son bulur.Les collatéraux sont terminés à l'Est par des absidioles creusées dans le mur.
Duvarda bir harita var.Hay un mapa en la pared.
Bu duvar o duvardan daha uzundur.Esta pared es más alta que esa.
Duvarda bir resim var.Hay una pintura en la pared.
Duvar grafiti dolu.El muro está repleto de graffiti.
Bu duvar yeşile boyanmıştır.Este muro está pintado de verde.
Onların duvarına bak.Mira en su muro.
Duvarların kulakları, kapıların gözleri vardır.Las paredes tienen orejas, las puertas tienen ojos.
Odasının kırmızı duvarları var.Su habitación tiene paredes rojas.
Duvarın iç kısmı beyaz, dış kısmı ise yeşil renkte.La pared es blanca por dentro y verde por fuera.
Hiç dinlemiyorsun. Sana laf anlatmak duvara konuşmak gibi.¡Nunca escuchas, hablar contigo es como hablar con la pared!
Bu duvarı kim inşa etti?¿Quién construyó esta pared?
Çarpıcı bir örneği Kafe duvarı yanılsamasıdır.Un ejemplo sorprendente es la ilusión de la pared del Café.
Dmitry Pozharsky'nin mezarı, katedral duvarının altındadır.La tumba de Dmitri Pozharski queda junto al muro de la catedral.
Duvarlar sadece gizliliği değil, ayrıca güneşe karşı korumayı da sağlamak üzere tasarlandı.Los muros no sólo proporcionan privacidad sino que además protegen del sol.
Hani onlar duvardan Davud'un ibadet yeri olan "mihrâba" tırmanmışlardı" (es-Sâd, 38/21).Cuando David llegó al Arca (señalando a Jesús entre su pueblo), había alabanza y adoración verdadera.
Şehirlerin dış duvarların taşdan yapılmıştır.Los muros externos de las ciudades están hechos de rocas.
2003 Nisanında Sloan Büyük Duvarı denen yeni bir büyük ölçekli yapı keşfedildi.En abril de 2003, se descubrió otra estructura a gran escala, la Gran Muralla de Sloan.
Hem Blackthorne hem de düşmanları gelen mermileri engellemek için duvarlara basabilmektedir.Tanto Blackthorne como sus enemigos pueden usar los muros para eludir los disparos.
530'da Persler duvarlarının önünde yenildi.En 530 los persas fueron derrotados ante sus murallas.
Bu duvarda da kapı açıklığı bırakılmıştır.En esta parte del muro se abre una puerta.
Duvar, duvar!Noia, Muros.
Peki neden seyirciyle performans arasındaki duvarı yıkmıyor ve bunu dev bir partiye dönüştürmüyor?Entonces, ¿por qué no intentar derribar el muro entre artista y audiencia y dar una fiesta rave gigantesca?
Radyasyon sadece çarpışmalar kabarcık duvarları arasında olduğu zaman üretilir.La radiación solo podía ser generada en colisiones entre muros de burbujas.
Bakteriyel hücre duvarları peptidoglikan (eski metinlerde mürein olarak adlandırılırdı)'dan oluşur.Las paredes celulares bacterianas están hechas de peptidoglicano (llamado antiguamente mureína).
Arya ve Gendry, Yoren'in eşlikçileriyle Duvar'a doğru yola çıkarlar.Arya y Gendry salen con la caravana de Yoren, con destino al Muro.
İdam edildikten sonra bedeni sığındığı kilisenin duvarlarına atılmıştır.Tras su muerte, su cuerpo fue arrojado sobre el muro de la iglesia que la había acogido.
Şapelin güney duvarı, 1481 – 1482 yılları arasında yapılan Musa'nın Hikâyeleri ile dekore edilmiştir.La pared sur está decorada con los frescos de La vida de Moisés, pintados entre 1481 y 1482.
Duvarlar hala görülebilimektedir.Se pueden observar dos murallas.
Nehirden geçebilenlerin yolu yüksek ve kalın ahşap duvarla kesildi.Los que pasaron por el río llegaron a la pared de madera que era alta y gruesa.
Swift duvara yaslanıp ağlar.Mientras el vídeo comienza, Swift está contra una pared y llora.
Kilise, duvarlar badana edildiğinde 18nci yüzyıla kadar dekore edilmeden kalıyordu.La iglesia permaneció sin decoraciones hasta el siglo XVIII, cuando los muros fueron enyesados.
Birinci duvar ise halen durmaktadır.La primera pared de fortaleza todavía queda.
Bu keseciklerin duvarlarında kılcal damarlar yayılır.En ellas se ven los huecos horadados en sus gruesos muros.
Eğer baloncuklar eşit büyüklüğe sahipse ortak duvarları düzlemseldir.Si las pompas son de igual tamaño, la pared será plana.
Puerta del Sol, onbeşinci yüzyıldan kalma Madrid'i saran şehir duvarlarının kapılarından biriydi.La Puerta del Sol fue en sus orígenes uno de los accesos de la cerca que rodeaba Madrid en el siglo XV.
Duvar resimleri 2,100 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır.Los murales, cubren un área de 2100 metros cuadrados.
Dışarıdaki kişilerin evin duvarlarına yumrukla vurduğunu duyar.Por la noche es ella la que oye extraños golpes en su pared.
Bu duvarların bir kısmı günümüze kadar gelebildi.Parte de la muralla ha sobrevivido hasta nuestros días.
Yangın, Romalılar döneminden kalma kent duvarlarının içinde kalan Orta Çağ Londrası'nı tahrip etmiştir.El fuego destruyó el centro de la ciudad medieval dentro de la vieja muralla romana de Londres.
Duvarlara tırmanabilirler.También puede escalar paredes.
Etrafı dört sütunla kuşatılmış dört duvar halindedir.Con descendencia en que siguieron dichos cuatro títulos.
Şehir duvarının kalıntıları.Las murallas de la ciudad.
Bu sırada ön duvar ve ona paralel dizilen yedi sütun üstüne bir tavan yapılmıştır.Y que si alguien abriera la de alquitrán arderían siete parroquias situadas alrededor.
Sol orbitalin orta duvarı.Cara medial de la órbita izquierda.
Duvar Resmi Atölyesi’nde Mustafa Pilevneli ile çalıştı.Ella trabajó en el Taller de Pintura Mural, bajo el dirección de Mustafa Pilevneli.
Dünya'dan yaklaşık olarak 300 milyon ışık yılı uzaklıkta, Gökada duvarı'nın merkezindedir.Localizado a 300 millones de años luz de la Tierra, esta se encuentra en el centro de la Gran Muralla.
Diğer organizmalarda olduğu gibi; bakteri hücre duvarı, bakteriye yapısal bütünlük sağlamaktadır.Como en otros organismos, la pared celular bacteriana proporciona integridad estructural a la célula.
Berlin Duvarı'nın yıkılmaya başlanması.La Caída del Muro de Berlín.
Duvarlara işlenmiş 80 sahnede 240 insan figürü yer alır.Un total de 89 escenas con 240 imágenes humanas están pintadas en la pared de la iglesia.
1901de duvarlar yıkılarak yerine şehre bir çevre yolu yapıldı.En 1903 comenzaron a derribarse las murallas que rodeaban la ciudad.
Yerleşke içinde dağcılık sporunda çeşitli yarışmaların düzenlendiği tırmanma duvarı yer almaktadır.En las cercanías de Arco hay innumerables áreas de escalada deportiva.
Onun altında ise duvarın tüm genişliğini kaplayan teofani sahnesi bulunur.En él se encontró la única aspillera que hay en toda la muralla.