O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Od tamtej pory śniłem, że spotka mnie to samo.
"Yıldızlar neden böyle uzak dururlar bize?Varför måste man leva fjättrad på detta vis?
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Od té doby s nimi stále vystupuje.
Yolda giderken nakil aracının motorunda bir arıza çıkar ve bir köprünün altında dururlar.Menekülés közben lehajtanak az útról és a kocsi elakad egy híd pillérénél.
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Azóta ilyen a hangom.. .
Bu sırada askerî üniforma giymekte olan kişiler gerekli olduğu şekilde selam dururlar.Azok, akik egyenruhában vannak, megfelelő módon tisztelegniük kell.
Diğer kötülük ruhları tekrar canlandırma çemberinin dışında dururlar ve sonsuza kadar tabiatta dolaşırlar.Uskottomat taas lähetetään suoraan kiirastuleen, jonne he jäävät ikuiseksi ajaksi.
Cümle alem şehir donanmasına hazır dururlar.Τα σκάφη αναψυχής μπορούν να ελλημενιστούν στη μαρίνα της πόλης.
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Siden da det har de holdt seg der.
Tartışma ve riyâdan hoşlanmaz; dedikodu, gıybet ve zulümden uzak dururlar.Dapat tertawa dan bergembira secara bebas, dan mampu menghayati penderitaan dan kedudukan tanpa lupa diri.
Âyine çocukların katıldığı da olur; bununla birlikte çocuklar âyin sırasında oturmazlar ve ayakta dururlar.Apabila tidak dikaruniai seorang anak, adipati dapat mengangkat seorang penerus (libertas affectandi).
Sonra Sûr'a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarından kalkıp bakınıp dururlar."Ketika mereka mengangkat muka, maka tampaklah kepada mereka tabut itu, lalu bersukacitalah mereka melihatnya.
Yan durumlu çiçek kurulları başak halinde dik dururlar.Những cành ngọn sắp ra hoa cũng bị chúng gây hại nặng.
Partnerler bu şekilde karşılıklı olarak 69 sayısındaki 6 ve 9 numaraları gibi ters çevrili olarak dururlar.Những người tham gia ở tư thế đảo ngược lẫn nhau như các con số 6 và 9 trong số 69, nên tư thế có tên này.
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Từ đó họ luôn hòa đồng.
Bu konudaki düşüncesi şöyleydi: "Elleriniz köpekler gibidir, daha önce oldukları yerlere geri dönüp dururlar.皮膚はジェイミー曰く「真珠かオパールのよう」で皮膚は薄く頭蓋骨が透けて見えるようである。
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.それからずっとやったわけです。
İkisi de dururlar ve arkaya bakmaya çalışırken trenler geçmeye başlar ve birbirlerini göremezler.二人は互いに背を向けながらバックの態勢になり、電車の移動もあって互いに突き合うかのごとく、出し入れを開始してしまい、そして互いに絶頂を迎えてしまう。
Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar.階層が下がった場合は隠し曲が再度ロックされたりすることがある。
Yan dalcıkları çengellidir ve bu tüyler dik dururlar.岩壁附有把手,挑戰者在這裡捉住。
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.直到那一天為止 我都是這麽想的。
Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar.清兵入關後,回鄉隱居。
İçki içmezler, oruç tutarlar ve cinsellikten uzak dururlar.姑與所私飲,並欲污之,命妙鳳取酒,挈瓶不進。
Yetenekli hükümdarlar, niyetlerini gizleyip dışarıya doğru kayıtsız gibi dururlardı.大師宿儒,其立身行己,靡不措意於斯。
Sonra Sûr'a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarından kalkıp bakınıp dururlar."他死後,朝臣們為他建造雕像,高高在上,使他可看見所有事物。
Bu konudaki düşüncesi şöyleydi: "Elleriniz köpekler gibidir, daha önce oldukları yerlere geri dönüp dururlar.둘째는 묶어 간략히 하는 이치이니, 계경에, ‘이와 같은 온갖 것을 간략히 하여 한 무더더기로 한다’라고 하는 말씀과 같다.
Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar.방계손이 많으면 파별로 따로 정한다.
"Yıldızlar neden böyle uzak dururlar bize?제주도민들은 왜 이 기간에 이사를 했을까.
Kalan çocuklar ise sırayla dururlar.그러나 아이와 수망아지들은 남아 있었다.
İkisi de dururlar ve arkaya bakmaya çalışırken trenler geçmeye başlar ve birbirlerini göremezler.철로의 반대편에서 둘은 발걸음을 멈추고 뒤를 돌아보지만, 지나가는 기차가 그들의 눈앞을 가로막는다.
Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar.לאחר כמה פרקים חוזרים וממשיכים לצאת בסתר.
"Yıldızlar neden böyle uzak dururlar bize?למה לא נהגו אחרים כך ?"
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.תמיד חשבתי כך, עכשיו אני יודע.
"Yıldızlar neden böyle uzak dururlar bize?Zašto su zemljoradnici bili zainteresirani za zvijezde?
Tüm karıncalar geceler boyunca toprağı kazıp dururlar.Ponoči je vsaka krava črna.
Kalan çocuklar ise sırayla dururlar.Vaikai meta vienas paskui kitą eilės tvarka.
Diğer kötülük ruhları tekrar canlandırma çemberinin dışında dururlar ve sonsuza kadar tabiatta dolaşırlar.Jų kūnai bus atgaivinti amžinam tobulumui, sielos apvalytos ir vėl suvienytos su Dievu.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın. Onlar az bişey eğik dururlar.Berikutnya kalau Anda bertemu orang Arab Saudi, lihat baik-baik, mereka agak sedikit miring.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın. Onlar az bişey eğik dururlar.다음에 사우디인을 만나시면, 유심히 지켜보세요, 그들의 고개는 조금 꺽여있을 겁니다.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın. Onlar az bişey eğik dururlar.Następnym razem kiedy spotkacie Saudyjczyka, przyjrzyjcie się, są trochę przekrzywieni.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın. Onlar az bişey eğik dururlar.בפעם הבאה שתפגשו סעודי, תתבוננו בו היטב. הם קצת נוטים הצידה.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın. Onlar az bişey eğik dururlar.المرة المقبلة عندما ترون سعوديا , انظروا عن قرب , ستجدونه مائلا قليلا.
Bir dahaki sefere bir Sudi gördüğünüzde yakından bakın. Onlar az bişey eğik dururlar.「アブダル 大丈夫?」 「まぁ
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.A tešia sa znova a znova. Takto to pokračuje; jednoducho ich vytvárajú. A potom, potom...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.Continuam a fazer isso, continuam a fazer estas coisas. E depois, depois, depois, e depois...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.Continuă să facă asta; continuă să facă aceste lucruri. Și apoi, apoi, apoi, si apoi...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.De bliver ved med at lave det.
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.De fortsätter göra det; de bara fortsätter tillverka de där sakerna. Och sedan, sedan, sedan, och sedan...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.E continuano a farlo; continuano a creare queste cose. E poi, poi, poi, e poi ...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.Ezt folytatod; egyre csak gyártod ezeket a dolgokat. És azután, azután, azután és azután...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.Họ tiếp tục lặp lại quy trình.
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.Ils continuent de faire ça; ils continuent de créer ces créatures. Et puis alors ...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.그것을 계속합니다; 이런것을 계속 만드는거죠. 그리고 그리고 그리고.....
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.Mereka terus melakukannya; mereka terus membuat dinosaurus baru. Dan lalu, lalu, lalu, dan lalu...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.Sie machen weiter; sie machen diese Dinge immer weiter. Und dann, dann, dann, und dann ...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.Siguen haciéndolo; siguen creando estas cosas. Y siguen... y siguen...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.Takhle to pokračuje; zkrátka je nepřestávají vytvářet. A potom, potom...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.Więc to kontynuują A wtedy, wtedy, wtedy...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.Ze blijven maar doorgaan. En dan, dan, dan, dan, dan ...
Bunları yapıp dururlar, bu şeyleri, sonra, sonra, sonra.Συνεχίζουν να το κάνουν· απλά συνεχίζουν να φτιάχνουν αυτά τα πράγματα. Και μετά, μετά, μετά, και μετά ...