Ana içeriğe geç
Sözlük

dururlar ile cümle

dururlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Feryat edip dururlar orada: "Rabbimiz, çıkar bizi de önceden yaptığımızdan başka şey yapalım.And they shall be screaming in it; “Our Lord!
O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.In it descend the angels and Jibreel, by the command of their Lord – for all works.
Ve bunlar Kitap'ı da okuyup dururlar.So too the ignorant say the like of them.
Güneş'i ve Ay'ı da boyun eğdirmiştir. Bunların tümü belirlenmiş bir vakte kadar akar dururlar.He subjected the sun and the moon, each one running to a term stated.
Öyle iken âhireti inkâr edenlerin kalpleri bu gerçeği de inkâr eder. Hep kibirlenip dururlar.And they who believe not in the world to come, their hearts deny, and they have waxed proud.
Onlar ki, nefislerine zulmedip dururlarken melekler canlarını alır.whom the angels take while still they are wronging themselves.'
Onlar sizi gözetleyip dururlar.Those who wait about you.
Onlar, sizin ahvalinizi gözetip dururlar.Those who wait about you.
İnananlardan öyle erler vardır ki, Allah'a verdikleri sözde sadakatle dururlar.Of the believers are men who have fulfilled that which they covenaned with Allah.
Bunların tümü belirlenmiş bir vakte kadar akar dururlar.He has subjected the sun and the moon (to continue going round)!
Nice ülkeler var ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet verdim.And many a township did I give respite while it was given to wrong-doing.
Bundan dolayı şüphe içinde bocalayıp dururlar.So in their doubts they waver.
Ve bırakır onları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.And He leaves them blundering in their transgression.
Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar, bu yüzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı.But they defied the command of their Lord, so the lightning struck them as they looked on.
Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyar; o zaman yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar.And warn them of the Day of Imminence, when the hearts are at the throats, choking them.
O, sapanları taşkınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakır.And He leaves them blundering in their transgression.
Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.But they defied the command of their Lord, so the lightning struck them as they looked on.
Onların kalbleri hep işkillidir. Bundan dolayı şüphe içinde bocalayıp dururlar.Their hearts are full of doubts, so they waver in their doubts.
Sizi hoşnud etmek için ALLAH'a yemin edip dururlar.They swear to you by God to please you.
Yahut (yataklarında) dönüp dururlarken kendilerini yakalamayacağından..?Or that He will not seize them during their activities?
O vakit onlar ateş içinde çekişir dururlar.Just imagine when they will remonstrate with one another in Hell.
Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.So a blast of sound struck them and they were unable to do anything but stare.
Bunun üzerine kendilerini, bakıp dururlarken yıldırım yakalayıp, çarptı.So a blast of sound struck them and they were unable to do anything but stare.
Sırf fesat çıkarmak için dünyanın her tarafında koşup dururlar. Allah müfsitleri sevmez.Whenever they kindle the fire of war, God extinguishes it.
Ayrıca onların bundan öte birtakım kötü işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar.Moreover, there are other deeds besides this which they do.
Ayrıca onların bundan başka birtakım pis işleri daha var ki onları işler dururlar.Moreover, there are other deeds besides this which they do.
Jardie ve ekibi, Mathilde'yi buldukları Paris caddesinde dururlar.Jardie and his team pull to a stop on a Paris street, where they have located Mathilde.
Antarktika soğunundan korunmak için birbirleri ile çok yakın dururlar.Sie stehen dicht beieinander, um sich vor der antarktischen Kälte zu schützen.
Sonra Sûr'a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarından kalkıp bakınıp dururlar."Doch als er sie aufsucht, findet er sie vor, wie sie ihren Kopf selbst bis zum Tode an die Wand schlug.
Diğer kötülük ruhları tekrar canlandırma çemberinin dışında dururlar ve sonsuza kadar tabiatta dolaşırlar.Andere böse Geister stehen außerhalb des Reinkarnations-Kreislaufes und leben ewig in der Natur.
Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar.Bei danach abgeschlossenen Versicherungen werden Abschläge gebildet.
Genelde fazla kurak olan bölgelerden uzak dururlar.Sie reichen oft weit über das Mündungsgebiet hinaus.
"Yıldızlar neden böyle uzak dururlar bize?Warum in die Ferne schweifen?
Tüm karıncalar geceler boyunca toprağı kazıp dururlar.Blindgänger hält Seelze die ganze Nacht wach.
Seferde Padişahın solunda dururlardı.Rechts sah ich den Opa liegen.
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Elles s’y trouvent toujours depuis lors.
Yolda giderken nakil aracının motorunda bir arıza çıkar ve bir köprünün altında dururlar.Lors du trajet pour la prison, la camionnette tombe en panne et s'arrête sous un pont.
Kalan çocuklar ise sırayla dururlar.Mais les petits finissent par s'interposer.
Bir yerde dururlar.Il reste sur place.
Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar.Lorsque d'autres modalités auront été développées, elles l'emporteront sur l'enfermement.
Gömülmeyen ruhlar yüz yıl havada gezinip dururlardı.Ils furent bientôt rejoints par une centaine d'autres créateurs en mal d'espace.
Seferde Padişahın solunda dururlardı.Il siégeait à la droite du duc.
Grevy zebraları nadiren bir kaç aydan fazla grup olarak birarada dururlar.Los grupos de este tipo de cebras raramente permanecen juntos durante más de unos cuantos meses.
Yan dalcıkları çengellidir ve bu tüyler dik dururlar.Por la tarde se salan los jamones y se adoban los lomos.
Ordu kurup namımızı artırırsak gruba katılırlar ve isyanın sonuna kadar yanınızda dururlar.Si matan a tu soldado vuelves a revivir hasta que se acabe la partida.
Tüm karıncalar geceler boyunca toprağı kazıp dururlar.Tontos del culo irrumpían en casa a todas horas de la noche.
Giğılı ve haberci birlikte kalenin yanında dururlar.Paperone e sorelle prendono possesso del Forte.
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Da allora ha sempre continuato a farne parte.
"Yıldızlar neden böyle uzak dururlar bize?Отчего исполнители главных ролей так переигрывают?
"Yıldızlar neden böyle uzak dururlar bize?"لماذا يعاني رواد الفضاء من دوار الفضاء؟".
Yazortası arifesinde, Cerin Amroth'da dururlarken birbirlerine evlilik sözü verdiler.Retribuiu o amor de Aragorn, e no monte de Cerin Amroth comprometeram-se a casar com o outro.
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Todos os dias ele fazia assim.
Bu sırada askerî üniforma giymekte olan kişiler gerekli olduğu şekilde selam dururlar.Aqueles presentes com os uniformes devem prestar a devida vénia.
Liam ve Franklin aynı zamanda Rahip John'ın otoritesinin de karşısında dururlar.Mercier en Franklin dagen het gezag van broeder John uit.
Sonra Sûr'a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarından kalkıp bakınıp dururlar."Toen haar zijn afgehouwen hoofd gebracht werd, was haar wrok nog zo hevig, dat zij hem de ogen uitstak.
Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar.Zijn ze in de sluitpositie aangekomen, dan worden ze afgezonken.
Küçük koalalar ağaç dalının ucuna daha çok yaklaşabilirken büyük koalalar ağaç gövdesine daha yakın dururlar.Een gevelde boom wordt in stukken geknaagd, hoe dikker de boom hoe korter de stukken.
O yüzden o günden beri de öyle yapar dururlardı.Daar is hij sindsdien altijd gebleven.
"Yıldızlar neden böyle uzak dururlar bize?Dlaczego religie są tak trwałe?
Yan dalcıkları çengellidir ve bu tüyler dik dururlar.Boki odwłoka i zapiersia pomarszczone.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod