Duruşma başlayabilir.Oskarżyciel może zaczynać.
Duruşma başlayabilir.Penuntut bisa mulai.
Duruşma başlayabilir. Pirate Bay bilgisayarlarının arasında-Žalobce může začít. je pravdou, že kromě počítačů Pirate Bay-
Duruşma başlayabilir.Ο εισαγγελέας μπορεί να αρχίσει.
Duruşma başlayabilir.Обвинението може да започне.
Duruşma başlayabilir.Преследование может начаться.
Duruşma Cumartesi başladı ve Pazartesi günü sona erdi.De rechtszaak duurde van zaterdag tot en met maandag.
Duruşma Cumartesi başladı ve Pazartesi günü sona erdi.Der Gerichtsprozess begann am Samstag und endete am Montag.
Duruşma Cumartesi başladı ve Pazartesi günü sona erdi.El juicio comenzó el sábado y terminó el lunes.
Duruşma Cumartesi başladı ve Pazartesi günü sona erdi.Le procès a commencé samedi et s'est terminé lundi.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Cel care vorbeşte întîi în pricina lui, pare că are dreptate, dar vine celalt, şi -l ia la cercetare. -
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Den, der taler først i en Trætte har Ret, til den anden kommer og går ham efter.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Den som först lägger fram sin sak har rätt; sedan kommer vederparten och uppdagar huru det är.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Den som taler først i en rettsstrid, synes å ha rett; men så kommer motparten og gransker hans ord.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Ein jeglicher ist zuerst in seiner Sache gerecht; kommt aber sein Nächster hinzu, so findet sich's.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.El primero que aboga por su causa parece ser justo, pero viene su prójimo y lo pone a prueba
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Igaza van annak, a ki elsõ a perben; mígnem eljõ az õ peresfele, és megvizsgálja õt.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Il primo a parlare in una lite sembra aver ragione, ma viene il suo avversario e lo confuta
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Käräjissä on kukin ensiksi oikeassa, mutta sitten tulee hänen riitapuolensa ja ottaa hänestä selvän.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.송사에 원고의 말이 바른 것 같으나 그 피고가 와서 밝히느니라
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Le premier qui parle dans sa cause paraît juste; Vient sa partie adverse, et on l`examine.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Người tiên cáo nghe như phải lẽ ; Song bên đàng kia đến , bèn tra_xét người .
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Người tiên cáo nghe như phải lẽ; Song bên đàng kia đến, bèn tra xét người.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.O que primeiro começa o seu pleito parece justo; até que vem o outro e o examina.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Pravičen se vidi, kdor je prvi v pravdi svoji, dokler ne pride bližnji njegov ter ga izpraša.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Spravedlivým sa vidí ten, kto je prvý vo svojom spore; ale keď prijde jeho blížny, ide mu na dno.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Spravedlivý zdá se ten, kdož jest první v své při, ale když přichází bližní jeho, tedy stihá jej.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Sprawiedliwym zda się ten, kto pierwszy w sprawie swojej; ale gdy przychodzi bliźni jego, dochodzi go.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Ο πρωτολογων εν τη κρισει αυτου φαινεται δικαιος αλλ' ο αντιδικος αυτου ερχεται και εξελεγχει αυτον.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Който пръв защитава делото си изглежда да е прав, Но съседът му идва и го изпитва.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.Первый в тяжбе своей прав, но приходит соперник его и исследывает его.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.צדיק הראשון בריבו יבא רעהו וחקרו׃
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.الاول في دعواه محق. فياتي رفيقه ويفحصه.
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.先 訴 情 由 的 、 似 乎 有 理 . 但 鄰 舍 來 到 、 就 察 出 實 情
Duruşmada ilk konuşan haklı görünür, Başkası çıkıp onu sorgulayana dek.先 訴 情由 的 、 似乎 有理 . 但 鄰舍 來到 、 就 察 出實情
Duruşmadan sonra, sanıklar Ahvaz Şehrindeki İstihbarat Müdürlüğü Merkez Müdürlüğüne götürüldü.Después del juicio, los acusados fueron trasladados al Centro del Directorado de Inteligencia en Ciudad Ahwaz.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Älä väännä vääräksi keskuudessanne asuvan köyhän oikeutta hänen riita-asiassansa.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.A te szegényednek igazságát el ne fordítsd az õ perében.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Du må ikke bøje din fattige Landsmands Ret i hans Retssag.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Du skal ikke i nogen sak bøie retten for den fattige som bor hos dig.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Du skall icke i någon sak vränga rätten för den fattige som du har hos dig.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Du sollst das Recht deines Armen nicht beugen in seiner Sache.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.너는 가난한 자의 송사라고 공평치 않게 하지 말며
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.La judecată, să nu te atingi de dreptul săracului.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Não perverterás o direito do teu pobre na sua demanda.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Nepřevrátíš soudu chudého svého v jeho při.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Ne zavijaj pravice siromaku svojemu v pravdi njegovi.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Nezohneš súdu svojho chudobného v jeho pravote!
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Nie będziesz podwracał sądu ubogiemu twemu w sprawie jego.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Non farai deviare il giudizio del povero, che si rivolge a te nel suo processo
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız."No pervertirás el derecho del necesitado en su pleito
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Perlakukanlah orang miskin dengan adil kalau ia datang mengajukan perkaranya ke pengadilan
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Trong cơn kiện cáo, ngươi chớ phạm quyền lợi của người nghèo ở giữa vòng ngươi.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Trong cơn kiện_cáo , ngươi chớ phạm quyền_lợi của người nghèo ở giữa vòng ngươi .
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Tu ne porteras point atteinte au droit du pauvre dans son procès.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.U mag iemand in een rechtszaak niet benadelen, omdat hij arm is.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Δεν θελεις διαστρεψει το δικαιον του πενητος σου εν τη κρισει αυτου.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Да не изкривяваш правото на сиромаха между вас в делото му.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.Не суди превратно тяжбы бедного твоего.
‹‹Duruşmada yoksula karşı adaleti saptırmayacaksınız.לא תטה משפט אבינך בריבו׃