Açıkça ve dürüstçe.De façon ouverte et honnête.
Açıkça ve dürüstçe.Deschis şi sincer.
Açıkça ve dürüstçe.In modo aperto e onesto.
Açıkça ve dürüstçe.터놓고 솔직하게.
Açıkça ve dürüstçe.Otwarcie i szczerze.
Açıkça ve dürüstçe.Открыто и честно.
Açıkça ve dürüstçe.בפתיחות ובכנות.
Açıkça ve dürüstçe.بصراحة وصدق.
Açıkça ve dürüstçe.でも 率直に話す心の 準備はできているでしょうか?
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARICONDICIONES DE TRABAJO JUSTAS Y EQUITATIVAS
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARICONDIZIONI DI LAVORO GIUSTE ED EQUE
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARIDIREITOS DAS CRIANÇAS
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARIHET RECHT OP EIGENDOM
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARINALEŻYTE I SPRAWIEDLIWE WARUNKI PRACY
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARIOIKEUDENMUKAISET JA KOHTUULLISET TYÖOLOT JATYÖEHDOT
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARIPRIMERANÉ A SPRAVODLIVÉ PRACOVNÉ PODMIENKY
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARIPROTECTION DES CONSOMMATEURS
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARIRÄTTVISA ARBETSFÖRHÅLLANDEN
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARIRECHT, EINE EHE EINZUGEHEN UND EINE FAMILIE ZU GRÜNDEN
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARIRETFÆRDIGE OG RIMELIGE ARBEJDSFORHOLD
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARISLUŠNÉ A SPRAVEDLIVÉ PRACOVNÍ PODMÍNKY
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARITISZTESSÉGES ÉS IGAZSÁGOS MUNKAFELTÉTELEK
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARIVARSTVO POTROŠNIKOV
ADİL VE DÜRÜST ÇALIŞMA KOŞULLARIΠΡΟΣΤΑΣΙΑ ΤΟΥ ΚΑΤΑΝΑΛΩΤΗ
A: Dürüst olmak gerekirse Grand Prix'i hayatımı tamamen değiştirdi şeklinde görmüyorum.Если честно, я не рассматриваю Grand Prix как что-то, что полностью изменило мою жизнь.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.A bolondokat megcsúfolja a bûnért való áldozat; az igazak között pedig jóakarat van.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.A culpa zomba dos insensatos; mas os retos têm o favor de Deus.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Blázen přikrývá hřích, ale mezi upřímými dobrá vůle.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Bláznom sa posmieva obeť za hriech; ale medzi úprimnými je záľuba.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Cei nesocotiţi glumesc cu păcatul, dar între cei fără prihană este bunăvoinţă. -
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Dårer spottes av sitt eget skyldoffer, men blandt de opriktige råder Guds velbehag.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.De oförnuftiga bespottas av sitt eget skuldoffer, men bland de redliga råder gott behag.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Die Narren treiben das Gespött mit der Sünde; aber die Frommen haben Lust an den Frommen.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Fra gli stolti risiede la colpa, fra gli uomini retti la benevolenza
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Hulluja pilkkaa vikauhri, mutta oikeamielisten kesken on mielisuosio.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Każdy głupi nakrywa grzech, a między uprzejmymi mieszka przyjaźó.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Kẻ ngu dại bỉ báng tội lỗi; Nhưng người ngay thẳng có được ơn của Ðức Chúa Trời.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Kẻ ngu_dại bỉ_báng tội_lỗi ; Nhưng người ngay_thẳng có được ơn của Ðức_Chúa_Trời .
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.미련한 자는 죄를 심상히 여겨도 정직한 자 중에는 은혜가 있느니라
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Les insensés se font un jeu du péché, Mais parmi les hommes droits se trouve la bienveillance.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Los insensatos se mofan de la culpabilidad, pero entre los rectos hay buena voluntad
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Med Dårer driver Skyldofret Spot, men Velvilje råder iblandt retsindige.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Neumni se smejejo krivdi, odkritosrčni pa so si dobrohotni.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Orang bodoh tidak peduli apakah dosanya diampuni atau tidak; orang baik ingin diampuni dosanya
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Οι αφρονες γελωσιν εις την ανομιαν εν μεσω δε των ευθεων ειναι χαρις.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Глупые смеются над грехом, а посреди праведных - благоволение.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Приносът за грях се присмива на безумните, А между праведните има Божие благоволение.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.אולים יליץ אשם ובין ישרים רצון׃
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.الجهال يستهزئون بالاثم. وبين المستقيمين رضى.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.愚 妄 人 犯 罪 、 以 為 戲 耍 . 〔 或 作 贖 愆 祭 愚 弄 愚 妄 人 〕 正 直 人 互 相 喜 悅
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.愚妄 人 犯罪 、 以 為戲耍 . 〔 或 作贖 愆祭 愚弄 愚妄人 〕 正直 人 互相 喜悅
Ah! Sinir bozucusun. Doğru dürüst anlat!أه , انت محبطة , اخبريني بوضوح
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi."J'ai goûté des œufs, certainement", dit Alice, qui était un enfant très véridiques, "mais
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi.저는 확실히, 계란 한가 '매우 진실 어렸을 앨리스는 말했다;'하지만
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi."Я попробовал яйца, конечно же," сказала Алиса, которая была очень правдивым ребенком; ", но
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi."Я спробував яйця, звичайно ж," сказала Аліса, яка була дуже правдивим дитиною; ", але
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi."יש לי טעם של ביצים, בוודאי," אמרה אליס, שהיה ילד אמיתי מאוד: "אבל
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi."لقد ذاقت البيض ، وبالتأكيد ،' قال اليس ، الذي كان طفلا صادقة جدا ، 'ولكن
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi.女の子はかなり同じくらい蛇がそうであるように、あなたが知っている卵を食べる。"
(Alkışlar) Harikasınız. Bu doğru duruş pozisyonu.Voici la bonne posture.