I. Mariamne'nin annesi Aleksandra duruşmaya katıldı ve öz kızını suçladı.Ibu Mariamne muncul dan memberatkan anaknya sendiri.
İlk duruşma 12 Haziran 2015 tarihinde gerçekleştirildi.Sidang pertama dilakukan pada 30 Juni 2009.
Tıknaz duruşu, kalın ve uzun postu onu şişman ve güçlü gösterir.Kombinasi dari postur kekar dan panjang, bulu lebat membuatnya tampak gagah dan empuk.
"Zenne: Dürüstlük bazen öldürür".Kadang satirnya positif membunuh."
Duruşmaya TCDD avukatı katılmadı.Sidang kasus e-KTP belum selesai.
Dürüst ve yumuşak huylu bir tanrıdır.Ia seorang raja yang adil dan lemah lembut.
Eyüp kitabı, "Dürüstler neden acı çeker?" sorusuna odaklanmaktadır.Kamila bertanya tentang kebenaran kalau Taufan (Fadil) mencintainya?
Bu duruşmalar, uluslararası askeri mahkemeden önce değil, ABD askeriye mahkemelerinden önce başladı.Ia diadili sebelum tibanya Pengadilan Militer Internasional.
Böyle bir dünyada dürüst olmak "budala" olmaktır.Hasilnya, dunia menjadi "tempat yang lebih cerah".
Çevirmen; Çiğdem Dürüşken.Penerjemah: Darusuprapta dan Sumarti Suprayitna.
Jestler: Bedensel jestler ve beden duruşu kendi içinde bir bilgi bulundurur.Apa yang dikenai pada objek dan fakta pula mengenai pewakilnya (nama).
Suudi Arabistan'da düzenlenen mahkeme duruşmalarında jüriler yoktur.Tidak ada partai politik yang diizinkan di Arab Saudi.
Felsefi duruşunu Mahayana'dan alır.Ini merupakan inovasi dari Mahayana.
Çinvat Köprüsü'nün görünümü geçen kişinin aşasına veya dürüstlüğüne göre değişir.Penampilan Jembatan bervariasi tergantung pada pengamat asha, atau kebenaran.
Duruşmada ilk cinayetini anlatırken soğukkanlıydı.Ia menjadi tersangka utama dalam kasus pembunuhan itu.
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.Bạn chỉ cần phải trung thực theo cách thông thường sau đó."
Arkadaşının dürüstlüğünü abartmak da zararlı olabilir ama küçümsemekten daha az zarar verir.Đánh giá quá cao lòng trung thực của người bạn đó cũng có thể gây tổn thất, nhưng ít hơn.
Modern dansta amaç, vücudun doğal duruşundan yararlanmaktır.Kết hợp trong múa ngẫu hứng sử dụng động tác tự nhiên của cơ thể.
Caligula duruşmalardan, fahişelikten ve evlilikten ağır vergiler almayı denemiştir.Caligula đánh thuế đối với các vụ kiện tụng, hôn nhân và tệ nạn mại dâm.
Dinsel törensiz dürüstlük, kabalığa dönüşür."Ngay thẳng mà thiếu lễ sẽ trở nên thô lỗ.".
Dik duruşun bir başka özelliği de yer çekimine daha az yüzey sunmasıdır.Một câu hỏi khác là tại sao Sao Hỏa lại quá nhỏ so với Trái Đất.
4), "dürüst ve çok namusluydu".4), ông đã "nổi bật và rất vinh quang".
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.Nếu không phán đoán thì ta không có sai lầm, mà cũng không có được chân lý.
Ben dürüstçe yardım etmeyi istiyorum.Ông nhờ Tô Đại giúp đỡ.
Gary Oldman, James Gordon rolüyle: Gotham şehrindeki dürüst polislerden biri.Gary Oldman trong vai James Gordon Một trong số ít những sĩ quan cảnh sát thanh liêm của thành phố Gotham.
Eğer yeni bir kanıt bulurlarsa, davayı bir sonraki duruşmada tekrar görüştürebilirler.Nó cũng có thể thẩm tra lại các vụ kiện nếu xuất hiện bằng chứng mới.
Akıllı ve dürüst bir öğrencidir ve arkadaşlarına bağlıdır.Cậu là một cậu bé thông minh và tận tâm với bạn bè của mình.
İyi tasarım dürüsttür.Lời Ngụy Trưng thật là xác đáng.
Savaş sanatlarında ise duruşların özel biçimleri de çalışılır.Nghệ thuật tác chiến không quân trong các loại hình chiến dịch.
O dürüst olmayı seçti.Cô quyết tâm phải làm thật tốt.
Ama Doğu Göktürk halkı, Çin'e her zaman zarar vermiş; dürüst davranmamıştır.Thứ nhất, đến gần Hitler không phải là việc dễ dàng; ông luôn được bảo vệ cẩn mật.
Kral derhal duruşma yapılmasını ve Elsa’nın sorguya çekilmesini emreder.Vương Cáo theo ý của quan khổng mục Lương Vấn (梁汶) và lệnh cho Vương Xử Trực phải lập tức giao chiến.
Böyle bir dünyada dürüst olmak "budala" olmaktır.Ở đây, "Thánh khiết" nên được hiểu là "thật sự giống Thiên Chúa".
Çinvat Köprüsü'nün görünümü geçen kişinin aşasına veya dürüstlüğüne göre değişir.Phạm vi miền Bắc Thái Lan thay đổi tùy theo quan niệm và tiêu chí.
Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor.Công đã không rời bỏ Lý Mật, và nay cũng sẽ không phụ Trẫm.
Bu grubun siyasi duruşu aşırı sağcı olarak bilinir.Quan điểm chính trị của ông cũng được xem là quá thân phổ.
Bu ülkenin bir geçmişi, tarihî duruşu var.Liệu lịch sử có một hướng đi?
Bu grupta bulunan herkes gerçekleri tümüyle bilmedikleri için doğru dürüst cevap veremezler.Thứ nhất là vì không ai có thế có toàn bộ thông tin chính xác.
İyi tasarım dürüsttür.良いデザインは正直だ。
Birden bir duruşmada İlhan’ı görür.御目見えを仰せ付けられれば有難き次第」と申し出た。
Bu yoldan sonra sadece dürüst olsanız da yeter" demiştir.あなたはあくまでその路線に固執している」。
Duruşma salonunda bayrak olacaktır.仮院にて法灯を継承す。
Doğru dürüst kar yoktu yani.もちろん本物の雪ではない。
Büyüyen karnım duruşlarımda sürekli bana meydan okudu!膨らみ続ける私のお腹は常に問題を引き起こしていた。
Eğer yeni bir kanıt bulurlarsa, davayı bir sonraki duruşmada tekrar görüştürebilirler.最高裁判所は、十分な新しい証拠が見つかった場合、事件を再審査することもできる。
Boksta duruş çok önemlidir.粘土層は とても大切である。
Bunun üzerine Lucas, duruşmadan sonra herhangi bir suçlama olmadan serbest bırakılır.フィッシュはその後、和解なしでこの訴訟を取り下げることになる。
Bu dürüstlük bazen başına bela bile olmaktadır.その無邪気さが時にトラブルを起こす。
Anlamı duruş.停滞を意味する。
Böyle bir dünyada dürüst olmak "budala" olmaktır.なのに世の中的には『コケた』ってことに。
Üstelik Heyerdahl daha doğru dürüst yüzmeyi bile bilmez.ただし、シラオネッタイチョウは泳ぎはうまくない。
11 Mart'ta talepleri kabul edilmezse hapishane yolunun görüneceği bir celse duruşma daha düzenlendi.翌30年3月2日に公判が開始され、11日刑が確定したが、高根屋米蔵が持ち逃げされた件は無罪になった。
Davanın görülmesine 13 Nisan 2015 tarihinde yapılacak ilk duruşma ile başlanacaktır.2005年4月21日、初公判が開かれる。
Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor.それ以来ずっと一途に夕哉を想い続けているが、彼にその本心を未だに気づかれていない。
Dürüst ve güvenilir.まじめで、誠実。
Ben dürüstçe yardım etmeyi istiyorum.実乃に好意を寄せる。
Bu grubun siyasi duruşu aşırı sağcı olarak bilinir.彼の政治姿勢は極めて右翼的なことで知られる。
Kariyeri boyunca dürüstlüğüyle tanındı.私のキャリアは、誠実さからできています。
Ayrıca yarış öncesi bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.また、レース前に1分間の黙祷がささげられた。
Jüri, karara vardıktan sonra duruşma salonuna döner ve kararı açıklar.陪審団が席に戻り、評決を発表する。