Ana içeriğe geç
Sözlük

duruş ile cümle

duruş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Artık mirasına dürüst olmamaya başladı; Walt Disney'e dürüst olmamaya başladı.It was no longer true to its heritage; no longer true to Walt Disney.
Çünkü artık kendine dürüst değil.Because it is no longer true to itself.
Dürüst No, onu gördüm.No. Honestly, I saw him.
Dürüst olmak gerekirse, o çok uzun süre beyin ölümü olmuştur edilir.To be honest, he's been brain dead for too long.
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Straightforward, fair trial, full investigation.
Sonunda, duruşmanın tekrarı için verilen dilekçeyi kabul ettiğine dair kararını verdi.At the end of it, he made the judgment that he was going to grant the petition for a retrial.
Sevgilisi, o duruşmada iken hamileydi.He -- His girlfriend was pregnant when he went to trial, right?
Okuloma birlikte gülebildiğim ve dürüstçe konuşup tartışabildiğim bir insandı.Okuloma was a person I could argue with, laugh with, and truly talk to.
Ama kendinizi bir anlığına onun yerine koyun, ...dürüst bir insan olarak.But... ...put yourself in his position for a minute, you as a man of your word.
Ne kadar sürer? Doğru dürüst cevap istiyorum. Bilemezler!Roger that.
Tamamıyla dürüst olmak psikolojik olarak önemli bir değer.I think psychological value is great to be absolutely honest.
Ne kadar dürüstsünüz?How honest are you?
Ve ben Stewart Brand'in duruşunu savunmak istiyorum.And I want to support Stewart Brand's position.
Duruşma başlayabilir.The prosecution may begin.
Pirate Bay davasına bakan temyiz mahkemesinin duruşması bugün başladı.The trial in the Court of Appeal against the Pirate Bay began today.
Kanımca yeni duruşma sistemi gerçekten çok kötü.I think the new court system is really bad.
Yok oldular, dürüstçe söylüyorum ki elimdeki tek şey kartpostallardı.They disappeared, quite honestly, and all I got was postcards.
Sizden tekerleklerinizi düzeltmenizi istiyorum: duymak istediğiniz övgü hakkında dürüst olun.I want you to true your wheels: be honest about the praise that you need to hear.
Çünkü, dürüst olmak gerekirse gerçekten iki akorla çalınanan hiçbir şarkı bilmiyorum.Because to be honest, I don't even know any songs with just two chords.
Onlar-si olmak iyi vizyon vücut duruş iletişim kurmak için kullandıkları bu yüzdenBut they have other communication systems they use.
Dürüst olmak gerekirse, çevreci bakış açısıyla, karides çiftlikleri doğaya son derece zararlı.Shrimp farms are a scourge on the earth, frankly, from an environmental point of view.
Biri her zaman dürüst.One is always honest.
Ve düşündüm ki bilirsin işte, ismimle bir duruş sergilemek istedim.And I thought You know, I want to try and make some kind of statement with my name.
Hani havalı bir adam gibi... Ama sergilediğim duruşun ne olduğunu bir türlü çözemedim...And be like this cool guy... but I never really figured out what that statement was...
Hayatımın 31 yılını dürüst ve vakur geçirdim!I've been discreet and aloof for 31 years.
Hapiste duruşmamı beklerken hücre arkadaşımI beat someone up when I was 17. And I was in prison awaiting trial, and my cellmate said to me,
Duruşma zamanım yaklaşıyor.He said, "I've got a tribunal coming up.
Duruşmasına gittim.So I went to his tribunal.
Duruşundan, kendisiyle gurur duyduğu belli oluyor.He's rather full of himself actually.
Duruştan da tahmin edebileceğiniz gibi, kendinden emin bir çocuktum - ve sebepsiz yere değil.You can tell by the power squat, I was a very confident boy -- and not without reason.
Bir ţeyi dođru dürüst yapabilsen.Go away Cengiz!
Eğer memur dürüst biriyse, rüşvet vermekten tutuklanmak gibi büyük bir ceza alırsınız.If the officer is honest, you get a huge penalty of being arrested for bribery.
Ve sizinle çok dürüst olacağım.And I'm going to be really honest with you.
Gerçek hayatta burada gördüğümüz duruşun olması imkansız.And it's an impossible kind of pose. It's not really contrapposto
Baban şahsî işlerinde gereğinden fazla dürüst!Your father is too honest for his own good!
Dürüst olmak gerekirse, sen hangi bölümü istersen okuyabilirsin, değil mi?To be honest ,you could go anywhere you please as long as you want to, right?
Ayrıca, yere daima Süpermen'in havadaki duruşuna benzer bir edayla iniyorlar.And then they always land in the sort of superman skydiving posture.
Dürüst olmak gerekirse, Seung Jo'ya kıyasla, Joon Go ile daha iyi görünüyorsun!Hey, honestly speaking, instead of Baek Seung Jo, you look much better with Bong Joon Gu.
Bu kez, dürüstçe söylüyorum, evimi terketmem gerekse bile,This time, honestly, even if I have to leave my home,
Çin, geçtiğimiz 30 yıldan bu yana, dünyanın en büyük fakirlik karşıtı duruşunu sergilemiştir.China is the world's greatest anti-poverty program over the last three decades.
Düzgün bir ailem, görünüşüm ve zekam olmadığını... Bu kadar dürüst olmana gerek yoktu.I know that my family background, my physical appearance and my brains are all crap.
Haklısın, dürüstlük.The key thing.
Yani en önemli şey dürüstlük.So the most important thing is integrity.
Dürüstlükten sonra en önemli ikinci şey ne? Bakalım bunu bilebilecek misiniz?What's the second most important thing?
Peki, dürüstlük ve tutku: oradaki en önemli iki şey.Integrity, passion: the most important things.
"Hey, ben çok dürüstüm, bana yatırım yapın," diyemezsiniz. Değil mi?You can't say, "I've got integrity, invest in me!"
Peki, dürüstçe söyleyebilirimWell I can honestly say
Duruşuna bakın, olağanüstü.Look at her posture; it's remarkable.
Üstelik bu durum karşısında alışılmadık bir duruş sergiliyordum.And yet, I had an unusual position toward this.
Dürüstçe söylemeliyim ki bunun gerçekleşmesi henüz mümkün değil; çünkü çok uzun sürer.I have to say honestly this is not something yet the building can do because it takes too long.
Eğer çok dürüst olursan o zaman hani için üzücü olacakIf you're too honest then it'll be bad for Ha Ni so...
Çünkü algılama, sizin ona karşı duruşunuzu şekillendirir.Because perception leads to your response to it.
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi.'I HAVE tasted eggs, certainly,' said Alice, who was a very truthful child; 'but
Bazı fesat anlamına ZORUNLU veya başka bir dürüst gibi adını imzalanmış olurdu adam. "You MUST have meant some mischief, or else you'd have signed your name like an honest man.'
Ve sonunda, insan deneyinin özgünlüğünü, dürüstlüğünü ve saflığını vurgulayan yaklaşım.And then another which emphasizes the authenticity of human experience -- and honesty, and rawness.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.They are ruthless, they are honest, but they're full of energy and fun.
Umarım hepiniz bu yolculukta bana katılırsınız, çocuklara dokunur ve dürüst olursunuz.I hope you will join me in this magic carpet ride, and touch children and be honest.
Bu okulların bazen ders kitapları olmuyor ve doğru dürüst bir müfredatları bile bulunmuyor.They don't even have a textbook sometimes, and they don't even have a proper curriculum.
Oksijen tupleri dogru durust calismadi fakat, ilkini kac kere yaptik?The oxygen tanks didn't quite work right.
Hayır. Dürüst.[Q.]
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod