Ana içeriğe geç
Sözlük

durmak ile cümle

durmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu kolonların büyük bir kısmı hala ayakta durmaktadır.Multe dintre aceste structuri încă stau în picioare.
Anısına çok sayıda anıt dikildi ve Teksas'taki radyo istasyonlarında şarkıları durmaksızın çaldı.Au fost ținute multe comemorări în numele ei iar posturile de radio din Texas au pus melodiile ei non-stop.
Şehrin duvarları ve bazı Hıristiyan Kiliseleri ile birçok kalıntılar hala durmaktadır.Orașul are mai multe moschei și biserici creștine.
Ve onlardan uzak durmak istersiniz.Ba e chiar preferabil să le ții la distanță.
Ağaçların tepesinde durmaktadır.Ei bine, acum el e sus, în copac.
Durmaksızın devam eder."Întrebarea persistă.”
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Vechimea bisericii este disputată.
Saçaklar ve balkon, payandalar tarafından sağlanan destekle ayakta durmaktadır.Corul și sala sunt sprijinite de contraforturi cu trepte.
İnsan figürü, ayakta durmakta ya da bir dizi üzerine oturmaktadır.Personajele sunt statice sau în mișcare, încadrate în peisaj, sau așezate pe etaje sugerând adâncimea.
Dönmek, durmak ve park etmek yasaktır.Mobilitatea între stări și schimbarea statutului sunt interzise.
Durmak zorundasın.Trebuie să te opreşti.
Üç kısmındaki fresklerin bir bölümü durmaktadır.Apszisát belül három rétegben borítják freskók.
Burada biraz durmak gerek.Beleengedni magunkat egy pillanatba.
Dönmek, durmak ve park etmek yasaktır.Körforgalmú úton megfordulni és hátramenetet végezni tilos.
Günümüzde ise yerlerinde orduevi durmaktadır.Napjainkban is a katonaság birtokolja.
Sunnydale Lisesi iblislerin krallıklarına açılan bir "kapı" olan "Cehennem Ağzı" üzerinde durmaktadır.Dawn maga a „Kulcs”, amely kinyithatja a pokol száját.
Günümüzde, Kaiping'de yaklaşık 1,833 diaolou ayakta durmakta ve Taishan'da ise yaklaşık 500'ü ayaktadır.Az eredeti manga még most is fut hetente (vagy kéthetente) a Kodashán, és több, mint 485 kötete van.
Bu arada durmaksızın alkol almaktadır.Ezután abszolút alkoholt kell rájuk önteni.
Yönetmen elden geldiğince kurgudan uzak durmak için uzun kaydırmalara yönelir.Célja, hogy nekifutásból elrugaszkodva a lehető legtávolabbra ugorjon a távolugró.
Ve onlardan uzak durmak istersiniz.A tied pedig az, hogy elkotródj az utamból.
Sözcük anlamı 'bir ağaç gibi ayakta durmak'tır.Azt vallotta, hogy „A versnek olyannak kell lennie, mint egy szobornak”.
Kalıntıları halen durmaktadır.Maradványai védettek.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Csak a templom maradt épen.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Az asztalon virág.
Tedavi kesildiğinde yan etkiler de durmaktadır.A hatékony kezelésekkel a pontszám csökken.
Artık daha canlı ve hevesli durmaktadır.A hím tartózkodóbb és szeszélyesebb.
Halen ayakta durmakta ama harap bir şekildedir.Kiábrándultan, de valahol mégsem reménytelenül.
Bunun yerine durmak için mekanik bir fren kolu bulunur.Ezt egy mechanikailag erős tartószerkezet rögzíti az épület tetejéhez.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Itse kirkosta on jäljellä vain peruskiviä.
Dönmek, durmak ve park etmek yasaktır.Seisominen ja liikkuminen voi olla kiellettyä.
Bu zıtlıklar arkasında ise "bir olan" hep durmakta olup tanrı adıyla anılır.On siis pakko olla jotain, joka on aina, ja tätä sanotaan Jumalaksi.
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Kirkon kivirunko jäi pystyyn.
Günümüz itibarıyla 2.229 tapınak ve pagoda halen ayakta durmaktadır.Kirkon palveluksessa on 2811 pastoria ja 2611 evankelistaa.
Yaz aylarında gurbetçilerin getirdiği kaynak sayesinde ilçe ayakta durmaktadır.Kylällä edelleen kesäaikaan lipotaan Perämerestä lähtöisin olevia siikoja.
Yeşil bir perde ise asılı şekilde durmaktadır.Kyljessä erottuu vihreä laikku.
Bu kolonların büyük bir kısmı hala ayakta durmaktadır.Osa tästä joukosta päätti jäädä paikoilleen.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Τις τελευταίες 70 ημέρες έβρεχε αδιάκοπα.
Bunun sebebi genetik hata ve çok ayakta durmak sayılabilir.Έτσι ήταν ικανός να διαπράξει σημαντικά σφάλματα και σοβαρά λανθασμένους υπολογισμούς.
Hollanda, Fransayla omuz omuza durmaktadır.Στον ώμο έχει κρεμασμένη τη φαρέτρα.
İkili durmaksızın yeni şarkılar yazmaya ve kayıt etmeye başladı.Τα καινούρια τραγούδια αρχίζουν και ηχογραφούνται μέχρι που ...
Bunun anısına şehrin meydanında heykeli halen durmaktadır.Υπάρχει αναμνηστική πλάκα και αυτού του γεγονότος στην πλατεία.
Çünkü öncelikle hukuk ve ahlak ayrımı üzerinde durmaktadır.Απλά τονίζει την καταρχήν διακριτότητα δικαίου και ηθικής.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Τρεις γυναίκες κάθονται μπροστά σε ένα τραπέζι.
Bina atıl durumda durmaktadır.Το κτίριο είναι ετοιμόρροπο.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Σώθηκε μόνον ο ναός.
Bu kalenin kulelerinden biri bugün hala ayakta durmaktadır ve ziyaretçilere açıktır.Et af tårnene på denne borg står stadig og er åben for turister.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Konstruktionen af de andre tre broer er færdig.
General Guderian'ın ordusu, 29 Ekim'de kentin görüş mesafesinde durmak zorunda kaldı.Guderians hær måtte stoppe indenfor synsvidde af byen den 29. oktober 1941.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.Udover de to mænd er en kvinde og en mand blevet anholdt.
Bina atıl durumda durmaktadır.Stenen er i hel tilstand.
Tipik bir demo partisi bir hafta sonu boyunca durmaksızın sürer.En turnering spilles typisk over en weekend.
Burada biraz durmak gerek.Bli en stund
Durmaksızın devam eder."Og udviklingen fortsætter.'
Hemen ardından bu ödül yine masanın üzerinde durmaktadır.Her efter bliver der dog stille om bandet igen.
Taş döşeme yol bugün bile hala bozulmadan durmaktadır.Enden op mod Tagensvej er i dag ret stille.
Bu ikiliden uzak durmak için her şeyi yapmaya hazırdır.Hun gør alt for at splitte de to .
Dönmek, durmak ve park etmek yasaktır.Det er forbudt å snu, rygge, stanse eller parkere.
Günümüzde, Kaiping'de yaklaşık 1,833 diaolou ayakta durmakta ve Taishan'da ise yaklaşık 500'ü ayaktadır.I dag (2010) kjenner man til 1833 som finnes i Kaiping og omkring 500 i Taishan.
Durmaksızın devam eder."Kommer nærmere hele tiden …».
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.I parløp går en kvinne og en mann sammen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod