Ana içeriğe geç
Sözlük

durmak ile cümle

durmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Konuştuğu sürece, ki bunu durmaksızın yapar, düşünmesine gerek kalmaz.Og hvis du under slike omstendigheter følger hans råd, trenger du ikke å gjøre noe mer.
Bunun sebebi genetik hata ve çok ayakta durmak sayılabilir.Han var dermed i stand til å gjøre viktige feil og alvorlige feilberegninger.
Bina atıl durumda durmaktadır.Hytta er fortsatt i god stand.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Ytterligere to broer er under bygging.
El Nusra Cephesine ise mesafeli durmaktadır.Temannya juga mengingatkan tentang kedudukan Nurul yang sudah mapan dengan gaji yang cukup besar.
(Merdivenler hala sapasağlam durmaktadır ve görülebilecek durumdadır.Peranginangin Tanjung di Penampen dan Berastepu.
Tarihi kalıntı olarak durmaktadır.Tafsir Sejarah Nagarakretagama.
Bina atıl durumda durmaktadır.Kini gedung bagian depan telah berdiri megah.
Sonra pompalama durmakta ve yerçekimi ile aracın tankına akmasına izin veriliyordu.Kemudian pemompaan dihentikan dan bensinnya masuk ke tangki pelanggan dengan gravitasi.
Nesneler durmaksızın varolup ardından yok olmaktadır.Makalah-makalahnya dihancurkan setelah ia wafat.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Maka dari itu, dibangunlah jembatan ketiga yang masih berdiri hingga saat ini.
Latince yazılmış olan kitap şu anda Dublin'de Trinity College kütüphanesine ait bir müzede durmaktadır.Kitab Kells kini dipajang secara tetap di Perpustakaan Trinity College, Dublin.
Bu yüzden Nartlar sürekli emegenlerle savaşıp durmaktadırlar.Ia selalu berseteru dengan para Jotun sehingga bertarung dengan mereka.
Yılda 51 sayı çıkararak günümüzde kitap incelemeleri üzerine durmaktadır.Terbit mingguan 51 kali per tahun, isinya sebagian besar adalah tinjauan buku.
Tula kentinin kalıntılarının büyük kısmı halen keşfedilmemiş halde, toprak altında durmaktadır.Kebanyakan wilayah kota hilir masih belum ditemukan.
Bu kolonların büyük bir kısmı hala ayakta durmaktadır.Banyak di antara batu tersebut masih berdiri sampai sekarang.
Seul metrosu'nun 1. hattı, Hwaseong'tan geçmekte olup Byeongjeom İstasyonu'nda durmaktadır.Tàu điện ngầm Seoul tuyến 1 chạy qua Hwaseong, dừng ở Ga Byeongjeom.
Bu nedenle 140 dost ayıcık sembol olarak da yan yana "el ele" durmaktadırlar.Vì lý-do này, 140 chú gấu Buddy Bears cũng đứng cạnh nhau trong tư-thế đầy ý-nghĩa - "tay nắm tay".
Jerry çünkü bir söz vermiştir ve sözünde durmak istemektedir.Tề Hoàn Công tức giận, muốn bỏ điều hứa.
Dönmek, durmak ve park etmek yasaktır.停止、Uターン、後退は禁止されている。
Denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyordu.4度目の通告がなされた後も、依然として被験者が実験の中止を希望した場合、その時点で実験は中止された。
İnsan doğasını tümden reddetmek insanı edimsel olarak umutsuzluğa götüren bir noktada durmaktır.人間時代には人間を奴隷とする魔王を討とうと単身魔王ガイに挑むも敗れる。
Tarihi kalıntı olarak durmaktadır.タイムが履歴として残る。
Birinci duvar ise halen durmaktadır.なお、星座は第1みずがめ座。
İblis’ten ve tüm kötülerden uzak durmak.アイオロスと戦うが無限破砕により敗れる。
Sözcük anlamı 'bir ağaç gibi ayakta durmak'tır.名前には、「理性が樹木のように茂るように」という意味が込められている。
Gezi teknelerinde ayakta durmak ve sallanmak yasaktır.泳いだりボートを浮かべたりする事は、禁止されている。
Burada biraz durmak gerek.ここでやめましょう。
Kuruluşundan bu yana, MSF bu kanıya karşı durmaktadır.その戦いの後、MPに記憶を消されてしまう。
Son cemaat yerinin kullanılış tarzı üzerinde durmak gerekir.先端部は用途に応じた形状に仕上げされる。
Projenin gerçekliği sır perdesi olarak durmaktadır.本尊の千手観音像は秘仏である。
Kara bir kedi modelin ayaklarının ucunda gerinerek durmaktadır.黒猫の姿をしており、二足歩行をする。
Sol tarafta ikinci en küçük kardeş olan sekiz yaşındaki Mary Louisa ayakta durmaktadır.2歳下の妹に後の女優クレア・マースロウがいる。
Günümüzde bu neden yüzünden başkan yardımcılığı boş durmaktadır.副会長は本日多忙!
Jerry çünkü bir söz vermiştir ve sözünde durmak istemektedir.それを見たジェリーはお言葉に甘えて落とすことにした。
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.2人の男と、男子、女子を1人ずつ抱えることになった。
Kötülüklerin ve acımasızlığın karşısında durmak.無邪気さと冷酷さを合わせ持つ。
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.我总是在桌子上放些花。
Denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyordu.如果經過四次回覆的慫恿後,參與者仍然希望停止,那實驗便會停止。
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.整日持續多雲有雨。
Üç şekil de birbirinin varyantı gibi durmaktadır.當然,三個選項是非常接近的,有時候也會讓參賽者難以選擇。
Burada biraz durmak gerek.现在,我们站在这里。
Müslümanları sağ-sol gibi kavramlarla açıklamaya karşı durmakta ve İslâm'ın kutsallığını vurgulamaktadır.由于穆斯林相信古兰经是神的启示,故意亵渎古兰经被穆斯林视为渎神行为。
Kalıntıları halen durmaktadır.鋐覆疏,具留之。
Anısına çok sayıda anıt dikildi ve Teksas'taki radyo istasyonlarında şarkıları durmaksızın çaldı.多地为她举行了守夜和纪念活动,德克萨斯州的多家电台不间断地播放她的音乐。
Ayrıca bataryaların geri dönüşümünü sağlamak da bir sorun olarak durmaktadır.另外,拆出電池也會重設時間。
Sadece konunun geçtiği kentler ve kişilerin adları değiştirilmiş gibi durmaktadır.於是命百姓與苗民互市,改峽名為永通。
İsa dik durmakta ve hemen hemen desteklenmemektedir.耶穌逆來順受,不加反抗。
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.至今這兩座大橋仍在。
5 Eylül 1977'de şoförü sokağın ortasında karşısına çıkan bebek arabası yüzünden durmak zorunda kaldı.在2010年5月3日清晨5時許,他駕駛一部白色七人車,沿觀塘繞道東行時在路上左搖右擺,遭交通巡警截停。
Bu ad, bir liman köyü olan (liman kalıntıları hala durmaktadır.)묵호항(墨湖港)은 강원도 동해시 묵호동에 있는 항구이다.
Ve onlardan uzak durmak istersiniz.다만 삼가서 지키나가기를 바란다.
Bazı kapılar üzerinde kitabeler durmaktadır ama bunlar Osmanlı'dan kalmadır.옛 기록에는 대탄(大灘, 큰여울)으로 기록되어 있으며 이것이 한탄강이라 바뀌어 불리게 되었다.
Dönmek, durmak ve park etmek yasaktır.따라서 현재 이들을 채집, 가해, 도살하는 것이 금지되어 있다.
Kalıntıları halen durmaktadır.포위전은 계속 되었다.
Hiçbir şey yapmadan öylece durmak konusunda uzmandır.할 일이 없이 가만히 있는 것을 못 견뎌 한다.
Günümüzde ise yerlerinde orduevi durmaktadır.현재에도 주변에 군부대가 있다.
(Merdivenler hala sapasağlam durmaktadır ve görülebilecek durumdadır.계단을 내려다 보는 사람에게는 서 있는 모습만 볼 수 있고 계단을 볼 수 없다.
Burada biraz durmak gerek.잠시 여기로 와주겠니?
Penumbra, bu durumda Ay Güneş’in yalnızca bir kısmının önünde durmaktadır."달은 그 순간 갑자기 (우리 눈에 보이는 한에서) 태양 원반의 경로 속에 재빠르게 뛰어들었다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod