Ana içeriğe geç
Sözlük

durmak ile cümle

durmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Durmaksızın devam eder."Czy będzie trwać wiecznie?”.
Bu nedenle 140 dost ayıcık sembol olarak da yan yana "el ele" durmaktadırlar.Z tego też powodu 140 niedźwiedzi stoi obok siebie symbolicznie „ramię w ramię”.
Bu dönemdeki hikâye, geleneğin etkisiyle gerçekliğe, günlük yaşama uzak durmaktadır.Na odwrót, przeraża ona swoją zwykłością, codziennością.
Günümüzde ise yerlerinde orduevi durmaktadır.Obecnie na jego terenie znajdują się koszary wojskowe.
Burada biraz durmak gerek.Chce zamieszkać tu przez jakiś czas.
Xuanzang'ın heykeli tapınak alanının önünde durmaktadır.Przed świątynią stoi posąg mnicha Xuanzanga.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Od wielu dni pada deszcz.
Yeşil bir perde ise asılı şekilde durmaktadır.Tło stanowi rozciągnięta po przekątnej zielona zasłona.
Etrafını saran yüksek ağaçlar arasına saklanmış gibi durmaktadır.Przez wieś biegnie długa szosa, ukryta pośród wysokich drzew.
Ve onlardan uzak durmak istersiniz.Już dosyć, Proszę mnie stąd zabrać.
Pierre Radvanyi: Akıntıya Karşı Durmak.Peter Ward: Kres ewolucji.
Projenin gerçekliği sır perdesi olarak durmaktadır.Natura obiektu pozostała tajemnicą.
Üstün olmak, isteyerek iyinin ve kötünün ötesinde durmaktır.Główna bohaterka staje poza dobrem i złem.
Bu eserde, pek çok insan barda durmaktadır.W tym czasie kobieta pozostaje w barze.
Kyoto ekolü de yokluk kavramının üzerinde durmaktadır.Kolejny relikt komunizmu odchodzi w zapomnienie!
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Te trzy mosty stoją w odległości ok.
Günümüzde, Kaiping'de yaklaşık 1,833 diaolou ayakta durmakta ve Taishan'da ise yaklaşık 500'ü ayaktadır.Idag känner man till 1 833 som finns i Kaiping och omkring 500 i Taishan.
Dönmek, durmak ve park etmek yasaktır.Förbud mot att stanna och parkera eller att parkera.
En doğru yer tam hizasında ve karşısında durmaktır.Det avträdda skall därvid vara i gott skick och avstädat.
Ayrıca bataryaların geri dönüşümünü sağlamak da bir sorun olarak durmaktadır.Problemet är att det går lika fort att ladda ur batteriet igen.
Ve onlardan uzak durmak istersiniz.Hon vill att de skall resa bort.
Anısına çok sayıda anıt dikildi ve Teksas'taki radyo istasyonlarında şarkıları durmaksızın çaldı.Flera vakor och minneshögtider hölls och radiostationer i Texas spelade hennes musik nonstop.
Anafilaksiden korunmak için tavsiye edilen yöntem, geçmişte reaksiyona sebep olan koşullardan uzak durmaktır.Den rekommenderade sättet att förebygga anafylaxi är att undvika det som föranledde reaktionen.
Konuştuğu sürece, ki bunu durmaksızın yapar, düşünmesine gerek kalmaz.Vad som än händer, svarar de, så kommer de inte att ångra någonting.
Bölüğe ait on adet Vickers 12 saat boyunca durmaksızın ateş etmiştir.Deras tio Vickerskulsprutor turades om att skjuta ihållande eld under en period på 12 timmar.
Bu arada durmaksızın alkol almaktadır.Just nu är han alkoholfri.
Son cemaat yerinin kullanılış tarzı üzerinde durmak gerekir.Den ligger i Viimsi kommun i landskapet Harjumaa.
Hot Springs dışındaki kasabalarda hala bu olayın kalıntıları durmaktadır.I omgivningarna runt Hot Springs växer i huvudsak städsegrön lövskog.
Durmaksızın devam eder." sözlerini söyledi.("Försvinn!") - vilket han genast gjorde.
Radyo ve televizyon yayınları durmaktadır, havaalanları kapalıdır ve toplu taşıma araçları çalışmaz.All radio- och TV-sändning är låst så att det ej går att se utländska program via satellit.
İstasyon bir buzulun üstünde durmaktadır ve yılda 10 metre kaymaktadır.Eftersom basen ligger på en glaciär flyttar den sig cirka 10 meter per år.
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Klosterkyrkan står kvar.
Bu kalenin kulelerinden biri bugün hala ayakta durmaktadır ve ziyaretçilere açıktır.Delar av slottet är idag öppna för besökare.
Burada biraz durmak gerek.Jag menar, vi ska alla vistas här ett tag.
Denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyordu.Якщо піддослідний хотів зупинитися навіть після четвертої фрази, експеримент припинявся.
Bu ad, bir liman köyü olan (liman kalıntıları hala durmaktadır.)Також — Алме́йдівська форте́ця (порт.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Решта мостів добудовувалися вкрай повільно.
Etrafını saran yüksek ağaçlar arasına saklanmış gibi durmaktadır.Разом з Шукачем вони ховаються всередині величезного дерева.
Durmaksızın devam eder."Бігти, не зупиняючись».
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Протягом усього дня ллє дощ.
Kalıntıları halen durmaktadır.Її залишки збереглися.
"Abşeron" romanı (1947) Azerbaycan omegesinin kahramanca emeği üzerine durmaktadır.Поема «Вірність» (1954) присвячена героїчним захисникам Севастополя.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Неушкодженою залишилась тільки церква.
Yeşil bir perde ise asılı şekilde durmaktadır.Зелена зірка розташована ще й на прапорі.
Artık daha canlı ve hevesli durmaktadır.Ще більш сильна і живуча.
Nerede Durmaktadır?Де там ховатися?
Üç gün üç gece durmaksızın deve ile yavrusunu aramış, bulamamış.Три дні вони шукали скарби Ганьки і не знайшли.
Kötülüklerin ve acımasızlığın karşısında durmak.Не оминув цей жах і Варварівки.
Saçının tepesinde bir kuş durmaktadır.Зверху на шиї є грива.
Bu durmak zorunda.Це має припинитися.
Görünen o ki, tanıştığı insanlardan ziyade Dodgson kekelemesinin üzerinde durmaktadır.Dodgson sám si to asi uvědomoval mnohem intenzivněji než většina lidí, se kterými se setkal.
Durmaksızın devam eder."Nabýváme něčeho nekončícího“.
Günümüzde bu değirmenlerden sadece bir tanesi ayakta durmakta olup, diğerlerinin kalıntıları bile kalmamıştır.Každý týden vypadla jedna diva, dokud tam nezůstaly poslední tři.
72 saat boyunca çalışmalar durmaksızın sürdü.Lékařskou praxi provozovala nepřetržitě 72 let.
Birinci duvar ise halen durmaktadır.První úder Grondu Brána vydržela.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Stát zůstal jen kostel.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Třetí týden nepřetržitě pršelo.
Saçının tepesinde bir kuş durmaktadır.V Brně na Špilberku stojí vraný kůň.
Criss'in davul çalmasında yavaşlamalar görülüyordu ve davulcu bazı konserlerde durmak zorunda kalıyordu.Miranda si při tom zlomila kotník, ostatní koncerty byly zrušeny.
Anafilaksiden korunmak için tavsiye edilen yöntem, geçmişte reaksiyona sebep olan koşullardan uzak durmaktır.Calea recomandată pentru a preveni anafilaxia este de a evita ceea ce a cauzat reacția în trecut.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
durmak ile cümle - Sayfa 8 - durmak kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App