Ana içeriğe geç
Sözlük

durmak ile cümle

durmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kilometrelerce - ligler ve orada durmak.And there they stand--miles of them-- leagues.
Düşünüyorum da bunun üzerinde şimdi durmak hiç fena olmaz.And I figure it does not to hurt to work on that right now.
"Sen biraz daha uzak durmak istiyorum," dedim."You want to stand a bit farther away from it," I said.
Ben, ben bir teleskop ile şey göremiyorum şimdiye kadar ondan uzak durmak istiyorum! "I want to stand so far away from it that I can't see the thing with a telescope!"
Durmaksızın yumruk salladım, sonra bi bakmışım ölmüşI kept punching it, and it's dead before long.
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.Remember, I want to really emphasize this.
Latik parçası gibi bir şeyin üzerinde durmaksa bu alışverişi durdurabilir.Standing on something like a wax block can cut off this supply.
Biz sunuma göz atarken biraz geri durmak gibi olacak.It's going to be a kind of a refrain as we go through the presentation.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.And that's what I want to focus on -- the one who takes the best part of the meat.
Ganimetlerimle bir saat geçirdikten sonra... ...benden uzak durmak için ellerinden geleni yaparlar.An hour with my trophies... and they usually do their best to keep away from me.
Alex'in önceki başarılarına dayanıp durmak gibi bir alışkanlığı yok.Alex does not have a habit to rest on his previous successes.
Böylelikle bu Newton'un ilk kanunudur, sanırım burada bir durmak lazım.So this Newton's first law, and I think I should do a little side here
"Ona ulaşana kadar durmak yok" dedim.And I said, "No stop until we get it."
Gama ışını öyle bir şey ki etrafında durmak istemezsiniz çünkü sizi öldürebilir. -Gamma rays are something you don't want to be around. They're very likely to maybe kill you.
Yani bu gelişmenin önünde durmak değildir.So this is not about standing in the way of development.
Bizim sorumluluğumuz bu nokta üzerinde durmak.Now our responsibility is to push that edge.
Yanında bir yoldaş olarak değil, bir kadın olarak durmak istedim.I wanted to stand before you not as a comrade but as a woman
Galapagos adalarının hiç durmaksızın değiştiğini anladıHe had seen from the dramatic Galapagos landscape that the islands were constantly changing
"Hastalıklardan uzak durmak insan doğasına özgü.It is human nature to look away from illness.
"Ölmeden önce Uluslararası Tarih Değiştirme Çizgisi'nin üzerine durmak istiyorum.""Before I die, I want to straddle the International Dateline."
Ayakta durmakta olan karısı, güldü. Biz de ona İshak'ı müjdeledik.His wife who stood near, laughed as We gave her the good news of Isaac, and after Isaac of Jacob.
Ama ihtilaf edip durmaktadırlar.But they would still have differed from one another,
Ve o (kent, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.This (city) lies on a road that still survives.
Onlar aptallık içinde yanılıp durmaktadırlar.Who are lost in deception.
Cehennem de gözetleme yeri olmuş(suçluları gözetleyip durmakta)dır.Certainly Hell lies in wait,
Ey insan, sen, Rabbine varan yolda çabalayıp durmaktasın, nihayet O'na varacaksın.O man, you have to strive and go on striving towards your Lord, then will you meet Him.
O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hala) durmaktadır.This (city) lies on a road that still survives.
Allah'tan başka yakardıkları hiçbir şeyi yaratamazlar, üstelik onlar yaratılıp durmaktadırlar., As for those they call besides God, they cannot create a thing, and have themselves been created.
Gece ve gündüz, hiç durmaksızın tesbih ederler.Nor cease to endeavour praising Him night and day.
İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır.With two fountains gushing constantly, --
Durmaksızın akan su(lar);Gushing water,
Şayet kurabileceğiniz hileli bir düzeniniz varsa, durmaksızın bana karşı kurun.So if you have any plot to devise against Me, then devise it.
Rabbinin nimetini durmaksızın anlat.And keep recounting the favours of your Lord.
Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.So when you are free work diligently,
O şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.This (city) lies on a road that still survives.
Rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır.But for him who lived in awe of the sublimity of his Lord, there will be two gardens --
Üstelik de Kitap'ı okuyup durmaktasınız. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?You also read the Scriptures, why do you then not understand?
Her ikisi önde, belirgin bir biçimde durmaktadır.They are both situated by the highway, clearly visible.
Topu topu korkunç titreşimli bir tek ses. Ve bakmışsın, hepsi birden huzurumuzda divan durmaktadır.It would be but a single blast of the trumpet, and they would all be arraigned before Us.
Bunların arasında bocalayıp durmaktalar, ne onlara (bağlanıyorlar) ne bunlara.Wavering between the two, neither with these nor with those.
İnkarcı da Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır.The unbeliever has always been an auxiliary against his Lord.
Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki cennet vardır.But for him who lived in awe of the sublimity of his Lord, there will be two gardens --
Hayır, onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar.Yet they persist in rebellion and aversion.
İnkârcı olan kimse Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır.The unbeliever has always been an auxiliary against his Lord.
Artık sen onların başlarına gelecekleri bekle: Çünkü onlar da bekleyip durmaktadırlar.So you wait. They are also waiting.
Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,But he who feared standing before his Lord, and restrained his self from vain desires,
Fakat insan suç işleyip durmak için önündeki kıyameti inkâr etmek ister de,Yet man is sceptical of what is right before him.
Ama kim Rabbinin divanında durmaktan korkarsa,ve nefsini heva ve hevese uymaktan dizginlerse,But he who feared standing before his Lord, and restrained his self from vain desires,
Ve o (yıkıntı kent), yol üzerinde durmaktadır.This (city) lies on a road that still survives.
Buna rağmen onlar ondaki işaretlere ilgisiz durmaktadırlar.Still they turn away from His signs!
Zihinleri bundan (mesajdan) gafil olup buna aykırı işlerde çalışıp durmaktadırlar.Yet their hearts are oblivious of this; and besides, they are busy with other things,
Onlardan intikam aldık. Her ikisi önde, belirgin bir biçimde durmaktadır.We therefore took revenge from them; and indeed both these townships are situated on an open road.
Göğü korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar ondaki işaretlere ilgisiz durmaktadırlar.And We have made the sky a roof, protected; and they turn away from its signs.
Rabbin dileseydi, insanları bir tek ümmet yapardı. Ama ihtilaf edip durmaktadırlar.Had thy Lord willed, He would have made mankind one nation; but they continue in their differences
Ayakta durmakta olan karısı, güldü.And his wife was standing. she laughed.
Ve bakmışsın, hepsi birden huzurumuzda divan durmaktadır.They will all be brought up before Us!
Aşırı gitmeyin! Muhakkak ki O, bütün yaptıklarınızı görüp durmaktadır.Verily, He is All-Seer of what you do.
Hem sizinle hem kendi toplumlarıyla güven içinde durmak isteyen bir başka grup bulacaksın.You will find others that wish to have security from you and security from their people.
Muhakkak ki O, bütün yaptıklarınızı görüp durmaktadır.For certainly He is aware of all what you do.
Üstelik de Kitap'ı okuyup durmaktasınız.And ye are readers of the Scripture!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod