Özgün vitrayların hemen hemen hepsi bozulmadan durmaktadır.은폐력이 커서 거의 모든 용매에 녹지 않는다.
İzleri bugüne kadar durmakta imiş.".הרעל שמור עמנו עד היום..."
Bu nedenle 140 dost ayıcık sembol olarak da yan yana "el ele" durmaktadırlar.מסיבה זו ניצבים 140 הדובום המאוחדים, באופן המלא גם בסמליות, "יד ביד".
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.שרידי הכנסייה הוסרו.
Bu arada durmaksızın alkol almaktadır.בנוסף, הוא מתנזר מאלכוהול.
İnsan figürü, ayakta durmakta ya da bir dizi üzerine oturmaktadır.הֲדוֹם הוא רהיט שנועד לתמיכה ברגלי אדם, היושב על כיסא או כורסה.
Günümüzde, Kaiping'de yaklaşık 1,833 diaolou ayakta durmakta ve Taishan'da ise yaklaşık 500'ü ayaktadır.מתוך כ-3,000 דיאולואו שנבנו באזור נותרו בקאיפינג 1,833 ובטאישאן כ-500 נוספים.
İkili durmaksızın yeni şarkılar yazmaya ve kayıt etmeye başladı.הוא הפסיק להקליט שירים חדשים ומיעט להופיע.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.גשם יורד כמעט מדי יום.
Bina atıl durumda durmaktadır.הבניין במצב גרוע.
Şu anda ise sistem halen durmakta fakat kullanılmamaktadır.המערכת עדיין בפיתוח אולם אין לה כמעט שימוש.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.От църквата са запазени само основите.
Birinci duvar ise halen durmaktadır.Първоначално стената е чиста.
Bu nedenle 140 dost ayıcık sembol olarak da yan yana "el ele" durmaktadırlar.По тази причина 140-те Buddy-мечки много символично са застанали ръка за ръка.
Burada biraz durmak gerek.Тук ще стоя.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Трите моста днес са разрушени.
Örnek olarak, kendisi şeker kullanmamaktadır ve birçok karakter de ona süt önerip durmaktadır.Самият чай не се подслажда, но към него могат да се предлагат различни сладки.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Навън вали непрекъснато.
Bunun sebebi genetik hata ve çok ayakta durmak sayılabilir.Това може да доведе до грешки и проблемна поддръжка.
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Има останки от черква.
Kadının türbesi mahallenin çıkışında hala durmaktadır.Съпротивата е продължена от съседната къща.
Anafilaksiden korunmak için tavsiye edilen yöntem, geçmişte reaksiyona sebep olan koşullardan uzak durmaktır.Preporučeni način za sprječavanje anafilaksije izbjegavanje je onog što je izazvalo reakciju u prošlosti.
Durmaksızın devam eder."I hodočašće se nastavlja«.”
Üç şekil de birbirinin varyantı gibi durmaktadır.Red kitovi (Cetacea) dijeli se u tri skupine koje se međusobno bitno razlikuju.
Burada biraz durmak gerek.Tu se kratko zadržala.
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Ostaci crkve konzervirani su.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Za vrijeme cijele utrke je padala kiša.
Hemen ardından bu ödül yine masanın üzerinde durmaktadır.Nakon toga se opet vrti na stolici.
Bu vuruşlar sırasında rakip takım oyuncuları, toptan en az 9,15 m (10 yd) uzakta durmak zorundadır.Prilikom izvođenja udarca protivnički igrači moraju biti udaljeni od lopte najmanje 9,15 metara.
Birinci duvar ise halen durmaktadır.Osma stranica, kao i prva ostaje prazna.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Nepretržite pršalo milióny rokov.
Denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyordu.Ak subjekt žiadal ukončiť po všetkých štyroch postupných slovných nabádaniach, experiment bol zastavený.
Görünen o ki, tanıştığı insanlardan ziyade Dodgson kekelemesinin üzerinde durmaktadır.Vlastnú zajakavosť Dodgson pravdepodobne vnímal oveľa intenzívnejšie ako väčšina ľudí, s ktorými sa stretol.
72 saat boyunca çalışmalar durmaksızın sürdü.Z tohto dôvodu nebola oprava vykonaná v stanovenom čase 72 hodín.
Durmaksızın devam eder." sözlerini söyledi.Stále opakoval vetu: "Iba som plnil rozkazy!".
Günümüzde dört duvar durmaktadır.V prevádzke sú dnes 4 linky.
Çamaşır suyu kullanılacağı zaman sulandırılmalıdır, durmakla bozulur.Ak máš bazén, zakrývaj ho keď nie je používaný.
Günümüz itibarıyla 2.229 tapınak ve pagoda halen ayakta durmaktadır.Danes je ostalo še 2229 templjev in pagod.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Gradnja drugih treh mostov je bila že zaključena.
Santa Maria del Fiore Bazilika'sına ve Floransa Baptisteri'sine bitişik durmaktadır.Stoji ob baziliki Santa Maria del Fiore in Baptisteriju sv.
Kalıntıları halen durmaktadır.Njegove ostanke lahko še vedno občudujemo.
5 Eylül 1977'de şoförü sokağın ortasında karşısına çıkan bebek arabası yüzünden durmak zorunda kaldı.17. septembra 1925 je bila Kahlo na poti v avtobusu, ki se je zaletel v tramvaj.
Taş döşeme yol bugün bile hala bozulmadan durmaktadır.Danes je Luknja še vedno prehodna, peš seveda.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.V parih drsata moški in ženska skupaj.
Kuruluşundan bu yana, MSF bu kanıya karşı durmaktadır.Od začetka je bil MSF ustvarjen v nasprotju te domneve.
Kara deliğin olay ufkunda teorik olarak zaman tümüyle durmaktadır.Črvina teoretično dopušča časovno potovanje.
Sözcük anlamı 'bir ağaç gibi ayakta durmak'tır.Skratka, »živ jezik je kot drevo, ki stalno odganja«.
Üç gün üç gece durmaksızın deve ile yavrusunu aramış, bulamamış.Tri dni in tri noči je hodil, preden ga je končno našel.
Bu kalenin kulelerinden biri bugün hala ayakta durmaktadır ve ziyaretçilere açıktır.Danes je ta jama še vedno tam in je na voljo za ogled.
Zaten ilk gün taarruzunda Gorni Tikaç Nehri durmaksızın geçildi.Zgornji tok reke je bil je dolgo neraziskan.
Günümüzde dört duvar durmaktadır.Štirje stolpi še vedno stojijo.
Burada biraz durmak gerek.Tada nutarta apsistoti čia kelioms dienoms.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Ir visada pamerkiu gėlių vazoje ant stalo.
Bunun yerine durmak için mekanik bir fren kolu bulunur.Naudota Mechaninio Fryzo prieš Ateities Tranksą.
Yeşil bir perde ise asılı şekilde durmaktadır.Šiaudų spalvos, išlaikomas tamsėja.
Doğu yönündeki kesme taşlardan yapılan sur duvarlarının bir kısmı halen durmaktadır.Rytinėje dalyje esantys aptvarai stambesnių akmenų, apkerpėję.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Kõik kolm silda on vedavad.
Tarihi kalıntı olarak durmaktadır.Ajalooline aeg on justkui peatatud.
2 Mart - Bir B-50 Superfortress ile ilk kez bir uçakla durmaksızın tam dünya turu gerçekleştirildi.2. märts – USA lennuk Superfort B-50 sooritas esimese vahemaandumiseta ümbermaailmareisi ja maandus Texases.
Güney Devon Demiryolu motor evlerinin bir kısmı hala yerinde durmaktadır.Radviliškise rajooni territooriumile jääb osaliselt Tytuvėnai regionaalpark.