Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Máte pocit, že za vami stojí muž s kladivom mlátiaci vám stále do hlavy.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Saya merasa seperti ada orang berdiri di belakang dengan sebuah palu dan terus memukul kepala saya.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Sembra di avere una persona alle spalle con un martello che vi picchia in testa tutto il tempo.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Sientes como si tuvieras detrás un hombre con un martillo pegándote en la cabeza constantemente.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Úgy érzed, mintha állna mögötted valaki egy kalapáccsal, és mintha folyamatosan ütné a fejedet.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Σαν να στέκεται κάποιος πίσω σου με ένα σφυρί και να σε χτυπάει στο κεφάλι συνέχεια.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.З'являється відчуття, що за вами стоїть чоловік з молотком і весь час стукає вас по голові.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Кажется, что позади стоит человек с молотком который все время стучит по голове.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Усещането е, все едно зад теб стои човек с чук и непрекъснато те удря по главата.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.כך שזה ממש בשמיים. זה מאוד, מאוד קשה לנשום. יש לך מחלה גבהים.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.وتشعر كما لو أن هناك شخص خلفك يحمل مطرقة ويضربك على رأسك طوال الوقت
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.感覚がします それよりも大変なことがありました
Artık kamışı yerinde durmayı öğrenecekНикакой больше болтающийся трубочки Потому, что теперь она зафиксирована на месте
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.A Aza vyšiel proti nemu, a zriadili sa do boja na doline Cefate pri Maréši.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Asa a mers înaintea lui, şi s'au înşiruit de bătaie în valea Ţefata, lîngă Mareşa.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.A-sa ra đón người , dàn trận tại trong trũng Xê-pha-ta , gần Ma-rê-sa .
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.A-sa ra đón người, dàn trận tại trong trũng Xê-pha-ta, gần Ma-rê-sa.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Asa salió contra él, y dispusieron la batalla en el valle de Sefata, junto a Maresa
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Então Asa saiu contra ele, e ordenaram a batalha no vale de Zefatá, junto a Maressa.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.I zgromadzili się do Jeruzalemu miesiąca trzeciego, roku piętnastego królestwa Azy.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Ja Aasa lähti häntä vastaan, ja he asettuivat sotarintaan Sefatan laaksoon, Maaresaan.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Kiméne Asa is õ ellene, és viadalhoz készülének a Sefáta völgyben, Marésa mellett.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.아사가 마주 나아가서 마레사의 스바다 골짜기에 진 치고
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Maka keluarlah Asa menghadapi Zerah, dan keduanya mengatur barisan masing-masing di Lembah Zefata dekat Maresa
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Och Asa drog ut mot honom, och de ställde upp sig till strid i Sefatas dal vid Maresa.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Og Asa drog ut imot ham, og de stilte sig i fylking i Sefata-dalen ved Maresa.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.rykkede Asa ud imod ham, og de stillede sig op til Kamp i Zefatadalen ved Maresja.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Tedaj mu pride Asa nasproti, in pripravijo se na boj v dolini Zefati pri Maresi.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Und Asa zog aus ihnen entgegen; und sie rüsteten sich zum Streit im Tal Zephatha bei Maresa.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Vytáhl též i Aza proti němu. I sšikovali vojska v údolí Sefata u Maresa.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.Και εξηλθεν ο Ασα εναντιον αυτου, και παρεταχθησαν εις μαχην εν τη φαραγγι Σεφαθα, πλησιον της Μαρησα.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.И Аса излезе против него; и се опълчи за бой в долината Сефата, при Мариса.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.И выступил Аса против него, и построились к сражению на долинеЦефата у Мареши.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.ויצא אסא לפניו ויערכו מלחמה בגיא צפתה למרשה׃
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.وخرج آسا للقائه واصطفوا للقتال في وادي صفاتة عند مريشة.
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.於 是 亞 撒 出 去 、 與 他 迎 敵 、 就 在 瑪 利 沙 的 洗 法 谷 、 彼 此 擺 陣
Asa ona karşı durmak için yola çıktı. İki ordu Mareşa yakınlarında Sefata Vadisinde savaş düzeni aldı.於是 亞撒 出去 、 與他 迎敵 、 就 在 瑪利沙 的 洗法 谷 、 彼此 擺陣
Asla yeni gibi durmazlar.J'ai beau les cirer, ça ne brille pas.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.앨런 머스크 : 실질적으로 우리가 원하는 건 20~30분 정도 정차하는 것이지 한 시간씩은 아닙니다.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.20〜30分休むという使い方を すると思っています 実際のところ 260〜270キロくらい走ったら
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.De fapt, propunem consumatorilor să se oprească 20-30 de minute, nu pentru o oră.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.EM:
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.EM:
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.EM:
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.EM :
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.EM:
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.Igazából mi azt várjuk, hogy az emberek úgy 20-30 percre álljanak meg, nem egy órára.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.Não se paga nada. Na verdade, esperamos que as pessoas parem por mais ou menos 20 ou 30 minutos, não uma hora.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.Neplatíte nic. Ve skutečnosti očekáváme od lidí, že budou zastavovat na 20 až 30 minut, ne na hodinu.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.Thực ra điều tôi kỳ vọng là khách hàng chỉ dừng 20, 30 phút, không phải một tiếng.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.Wat we eigenlijk verwachten is dat ze ongeveer 20 tot 30 minuten pauzeren, niet een uur.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.Wir erwarten eigentlich von den Leuten, dass sie für 20 bis 30 Minuten anhalten, keine Stunde.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.Właściwie to, czego chcemy dla ludzi to 20 do 30 minut postoju, nie godzina.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.Ε.Μ:
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.Всъщност, това което очакваме от хората е да спрат за 20, 30 минути, не за час.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.На самом деле,мы предполагаем, что водители будут останавливатьсяна 20-30 минут — не на час.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.א"מ: למעשה, מה שאנו מצפים זה שרוב האנשים יעצרו למשך 20-30 דקות, ולא שעה.
Aslında insanlar için istediğimiz 20 30 dakika kadar durmaları, bir saat değil.م أ: في الحقيقة ما نتوقعه هو أن الناس سيتوقفون لمدة 20 أو 30 دقيقة فقط وليس لساعة.
Atrial fibrilasyon için bir iRitim flasteri, ani kalp durması için ise hayati verileri izleyen bir monitor.Een iRhythm voor onregelmatige hartslag en monitoren van vitale functies om hartstilstand te voorkomen.
Atrial fibrilasyon için bir iRitim flasteri, ani kalp durması için ise hayati verileri izleyen bir monitor.Ein iRhythm bei Vorhofflimmern. Und Überwachung der Vitalparameter, um plötzlichen Herztod zu verhindern.