Ana içeriğe geç
Sözlük

durma ile cümle

durma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ama, siz ikinizin durmadan meşgul olup beni yalnız bırakmasına ne demeli?Αλλά, τι γίνεται και είστε πάντα απασχολημένες και με παρατάτε μόνη μου!
Ama, siz ikinizin durmadan meşgul olup beni yalnız bırakmasına ne demeli?А как на счет того, ребята, что вы всегда заняты и оставили меня совсем одну!
Ama, siz ikinizin durmadan meşgul olup beni yalnız bırakmasına ne demeli?و لكن, ماذا عنكم دائما مشغولون و تتركوني وحيدة
Ama, siz ikinizin durmadan meşgul olup beni yalnız bırakmasına ne demeli?今度はホントに駄目だって
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.Aber das Problem war, dass Leute ständig alles in die Luft jagten.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.Ale lidi pořád vyhazovali všechno do vzduchu.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.Dar problema era că oamenii aruncau totul în aer.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.De az volt a gond, hogy az emberek mindent felrobbantgattak.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.Het probleem was dat ze dingen bleven opblazen.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.Jednak ludzie wysadzający wszystko w powietrze komplikowali sytuację.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.그런데 문제는 사람들이 하도 뭘 부숴대서요.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.Ma il problema era che la gente continuava a far saltare tutto in aria.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.Nhưng vấn đề là mọi người cứ thich thổi tung mọi thứ lên
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.Tapi masalahnya adalah orang-orang tidak henti-hentinya melakukan pemboman.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.Το πρόβλημα ήταν πως οι άνθρωποι τότε είχαν την τάση να ανατινάζουν τα πάντα.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.Але проблема була в тому, що люди постійно щось підривали.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.Но проблема заключалась в том, что вокруг постоянно все взрывали.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.Проблемът беше, че хората взривяваха всичко.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.אבל הבעיה היתה שכל הזמן פוצצו שם הכל.
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.ولكن المشكلة أن الناس كانوا يفجرون كل شيء
Ama sorun şuydu, insanlar durmadan bir şeyleri havaya uçuruyordu.私の通学していたベルファストでは
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Aber eines der ersten Dinge, die sie tun mussten, war herauszufinden, was ich ich brauchte.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Ale jedna z prvých vecí, ktoré potrebovali urobiť, bolo posúdiť, čo som potrebovala najskôr.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Dar unul dintre primele lucruri ce trebuiau să-l facă era să evalueze de ce anume aveam nevoie imediat.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.De legelsősorban fel kellett mérniük, mire is volt azonnali szükségem.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Eén van de eerste dingen die ze moesten doen, was beoordelen wat ik onmiddellijk nodig had.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.그런데 그들이 제일 먼저 해야 했던 건, 당장 저한테 필요한게 무엇인지를 찾아내는 거였지요.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Mais l'une des toutes premières choses qu'ils ont dû faire, a été d'évaluer mes besoins prioritaires.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Ma una delle prime cose che dovevano fare era valutare cosa mi servisse immediatamente.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Men en af de første ting de havde brug for at gøre, var at vurdere hvad jeg havde brug for med det samme.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Najpierw ustalili, które potrzeby są najpilniejsze.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Namun salah satu hal pertama yang mereka lakukan adalah menilai apa yang saya perlukan.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Nhưng một trong những điều đầu tiên họ cần làm là xác định ngay lập tức là tôi cần gì.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Uma das primeiras coisas que precisaram de fazer foi avaliar o que eu precisava de imediato
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Una de las primeras cosas que había que hacer era determinar rápidamente mis necesidades.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Αλλά έναν από τα πρώτα πράγματα που έπρεπε να κάνουν ήταν να αξιολογήσουν τι χρειαζόμουν αμέσως.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Але спершу їм треба було оцінити, що мені потрібно було негайно.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Но, для начала, им надо было понять, что мне наиболее остро необходимо.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.Но първото нещо, което трябваше да направят беше да преценят от какво имам незабавно нужда.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.ואחד הדברים הראשונים שהיה עליהם לעשות היה להעריך מה נחוץ לי מיד.
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.ولكن أحد الأشياء التي فعلوها هو تحديد ما احتجته عندئذ
Ama yapmaları gereken şeylerin başında acilen ihtiyacım olan şeyin üzerinde durmak vardı.何をすべきか見極めることでした。 私は、普通の人間のように
Ama yaşamaya devam edecektir. Kardiyak arrest kalbinizin durmasıdır.살 수는 있습니다. 하지만 심장마비는 말 그대로 심장이 멈춘 것입니다.
Ama yaşamaya devam edecektir. Kardiyak arrest kalbinizin durmasıdır.Parada cardíaca é literalmente quando seu coração para de bater.
Ama yaşamaya devam edecektir. Kardiyak arrest kalbinizin durmasıdır.ولكنك ستعيش. توقف القلب، يعني حرفياً أن قلبك يتوقف.
Ama yaşamaya devam edecektir. Kardiyak arrest kalbinizin durmasıdır.心停止は文字通り心臓のストップで死を引き起こすけどね。
Amerika Birleşik Devletlerinin ilk Afrika kökenli Amerikalı başkan eşi olarak durmamı tahmin ettiremezdi.이 자리에 서리라 예측할 만한 것들은 없었습니다.
Amerika Birleşik Devletlerinin ilk Afrika kökenli Amerikalı başkan eşi olarak durmamı tahmin ettiremezdi.Yhdysvaltain ensimmäisenä tummaihoisena ensimmäisenä naisena.
Amerika Birleşik Devletlerinin ilk Afrika kökenli Amerikalı başkan eşi olarak durmamı tahmin ettiremezdi.כגברת האפרו-אמריקאית הראשונה של ארצות הברית.
Amerika Birleşik Devletlerinin ilk Afrika kökenli Amerikalı başkan eşi olarak durmamı tahmin ettiremezdi.كأول سيدة أفريقية أمريكية ، السيدة الأولى للولايات المتحدة الامريكية.
Amerika Birleşik Devletlerinin ilk Afrika kökenli Amerikalı başkan eşi olarak durmamı tahmin ettiremezdi.ファーストレディとして... 私がそうなれた理由なんて何もありません
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.A fost însă o țară care a reușit să scape sau să stea deoparte de acest cerc vicios.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.C'è stato però un paese che è riuscito a sfuggire o rimanere fuori da questo circolo vizioso.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Det fanns dock ett land som lyckades fly eller hålla sig borta från den cykeln.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Er was echter één land dat is kunnen ontsnappen of wegblijven uit die vicieuze cirkel.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Es gab jedoch ein Land das fliehen oder sich fernhalten konnte von diesem Teufelskreis.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Houve, no entanto, um país que conseguiu escapar ou manter-se à margem desse ciclo vicioso.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Il y a un pays pourtant qui a réussi a s'echapper ou à se tenir a l'écart de ce cercle vicieux.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.Jedna země však byla schopna uniknout, nebo zůstat stranou tohoto začarovaného kruhu.
Ancak bir ülke, bu kısır döngüden kurtulmayı ya da uzak durmayı başardı.그러나 단 하나의 국가만은 그러한 악순환으로부터 벗어났거나 멀어져 있을 수 있었는데요,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod