durma ile cümle

durma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Durma yürü, haydi ileri.נע קדימה צעד אחד.
Sırt yüzgeci: Sırt yüzgeci balığın dik durmasını sağlar.סנפיר הגב או סנפיר גבי: סנפיר הבולט כלפי מעלה מגבו של הדג.
Şu anda ise sistem halen durmakta fakat kullanılmamaktadır.המערכת עדיין בפיתוח אולם אין לה כמעט שימוש.
(Yağmur durmazsa yola çıkamayız.)(אבן יכולה לצמוח בלי גשם.)
Böylece Hans'a durması için gereki sinyal veriliyordu.שרה אמרה כי יש צורך להשתיק את וולטר.
Ancak biz durmayacağız...Ще се видим там ...
Örnekler: Hey, orada durma!Примери: Немой да окаш! – Недей да викаш!
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.От църквата са запазени само основите.
Birinci duvar ise halen durmaktadır.Първоначално стената е чиста.
Serin bir yerde durmalıdır.Съхранява се на хладно място.
Bu nedenle 140 dost ayıcık sembol olarak da yan yana "el ele" durmaktadırlar.По тази причина 140-те Buddy-мечки много символично са застанали ръка за ръка.
Violet Beauregarde: Durmadan sakız çiğneyen kız.Вайълет Борегард (АнаСофия Роб) – момиче, което постоянно дъвче дъвка.
Burada biraz durmak gerek.Тук ще стоя.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Трите моста днес са разрушени.
2 sene sonra geri döndü, ancak pek fazla durmadan gitti.Връща се след два дни, но нея я няма.
Yine de ayakta durmayı başaran Morrison, Warner Bros Records'ta yeni şarkılar kaydetmeye başladı.Все пак накрая Брандес е толкова впечатлен, че ги взима в собствения си лейбъл Bros Records.
Örnek olarak, kendisi şeker kullanmamaktadır ve birçok karakter de ona süt önerip durmaktadır.Самият чай не се подслажда, но към него могат да се предлагат различни сладки.
Doktorlar en azından iki hafta buzdan uzak durmasını tavsiye etti.В горното течение замръзва до дъно за повече от два месеца.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Навън вали непрекъснато.
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Уверен съм в себе си, искам да съм спокоен, но сърцето ми бие усилено.
Bunun sebebi genetik hata ve çok ayakta durmak sayılabilir.Това може да доведе до грешки и проблемна поддръжка.
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Има останки от черква.
Fakat Hitler, model seçme işini durmadan erteliyordu.Хитлер не се лъже в избора си.
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.Ще ти отговоря на него сериозно и честно.
İnsanlardan uzak durmazdı.Напускане на хора.
Bu da solunum durmasına veya fenalaşmaya yol açabilir.Може да доведе до спиране на сърцето и смърт.
Kadının türbesi mahallenin çıkışında hala durmaktadır.Съпротивата е продължена от съседната къща.
Anafilaksiden korunmak için tavsiye edilen yöntem, geçmişte reaksiyona sebep olan koşullardan uzak durmaktır.Preporučeni način za sprječavanje anafilaksije izbjegavanje je onog što je izazvalo reakciju u prošlosti.
Gey bar baskınları Stonewall ayaklanmalarının ardından durmamıştı.Racije u gejskim barovima nisu se zaustavile nakon stonvolskih nereda.
Tüm toplu taşım hizmetleri 1941-42 kışında durma noktasına gelir.Sav javni promet je zastao zimi 1941/42..
Durmaksızın devam eder."I hodočašće se nastavlja«.”
Üç şekil de birbirinin varyantı gibi durmaktadır.Red kitovi (Cetacea) dijeli se u tri skupine koje se međusobno bitno razlikuju.
Burada biraz durmak gerek.Tu se kratko zadržala.
İnsan yerlerinin ve toplam nüfusun sayısı durmadan artıyor.Neprekidno se smanjuje broj stanovnika i kuća.
Doktorlar en azından iki hafta buzdan uzak durmasını tavsiye etti.Izbivat će oko dva mjeseca s leda.
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Ostaci crkve konzervirani su.
Küçük kıza, yolda durmamasını tembihler.Majka joj je rekla da se na putu ne smije zaustavljati.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Za vrijeme cijele utrke je padala kiša.
Hemen ardından bu ödül yine masanın üzerinde durmaktadır.Nakon toga se opet vrti na stolici.
Durmadan indiriyoruz.Automatski izručiti?
Vücudun dik durmasını sağlar.To im čini tijelo zbijenijim.
Bu vuruşlar sırasında rakip takım oyuncuları, toptan en az 9,15 m (10 yd) uzakta durmak zorundadır.Prilikom izvođenja udarca protivnički igrači moraju biti udaljeni od lopte najmanje 9,15 metara.
35:12 Birinin hayatı tehlikedeyse boş boş durma Lev.5:12; 6:23 Ljudska duša prestaje postojati prilikom smrti: Ezeh.
Jack, Charlie'yi uyuşturucudan uzak durması için ikna etmeye çalışır, onu iyi olacağına ikna eder.Jack govori Charlieju da zna za njegovu ovisnost i uvjerava ga da će sve biti u redu.
Bu durumdaki bir sistemin tamamı donanım ya dayazılımdaki sorunlar sebebiyle durmayacaktır.Zbog osobina nekih sustava potpuna razgradnja materijala neće biti moguća unutar zadanog vremena.
Zaten kimse de onların arkasında durmadı.Nakon toga nitko ih više neće zaustaviti...
Birinci duvar ise halen durmaktadır.Osma stranica, kao i prva ostaje prazna.
Gece gündüz durmadan çalışır.Lovi noću i danju.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Nepretržite pršalo milióny rokov.
Denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyordu.Ak subjekt žiadal ukončiť po všetkých štyroch postupných slovných nabádaniach, experiment bol zastavený.
Superman kendini durmadan geliştiren biridir.Človek je nekonečne zdokonaliteľný.
Görünen o ki, tanıştığı insanlardan ziyade Dodgson kekelemesinin üzerinde durmaktadır.Vlastnú zajakavosť Dodgson pravdepodobne vnímal oveľa intenzívnejšie ako väčšina ľudí, s ktorými sa stretol.
Ağrı geceleri kötüleşebilir, şiddetlenebilir, durmadan devam edebilir.Bolesť môže byť silnejšia v noci, v priebehu času narastať a napokon prerásť do silnej a trvalej.
72 saat boyunca çalışmalar durmaksızın sürdü.Z tohto dôvodu nebola oprava vykonaná v stanovenom čase 72 hodín.
Küp yapmakla ilgilenmiyordum; ben de pek üstünde durmadım.Neboli sme fanúšikovia, tak sme sa prestali len tak potĺkať.
Püskürmelerin durması ile birlikte dalga ve rüzgâr erozyonu adanın boyutlarında büyük azalmalara neden oldu.Úbytok palmového porastu zapríčinil vysychanie a rozsiahle veterné erózie povrchu ostrova.
Durmaksızın devam eder." sözlerini söyledi.Stále opakoval vetu: "Iba som plnil rozkazy!".
Uyuşturucu kullanımından uzak durmayı ifade eder.Odhalí sa, že sa lieči z drogovej závislosti.
Ben durmadan düşünen biriyim.Rozprávanie je neustále osobné.
Ama sözünde durmadı.Sľub však nedodržal.

İlgili Sayfalar