durma ile cümle

durma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ancak biz durmayacağız...Niektorí neprestanú.
Günümüzde dört duvar durmaktadır.V prevádzke sú dnes 4 linky.
Zaman içinde evler durmadan yeniden yapılıyordu.Čoskoro stavby nanovo vystavali.
Çamaşır suyu kullanılacağı zaman sulandırılmalıdır, durmakla bozulur.Ak máš bazén, zakrývaj ho keď nie je používaný.
Günümüz itibarıyla 2.229 tapınak ve pagoda halen ayakta durmaktadır.Danes je ostalo še 2229 templjev in pagod.
Gün ağarana dek durmadan ağladık.”Vso noč sem v postelji jokal.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Gradnja drugih treh mostov je bila že zaključena.
Ben durmadan düşünen biriyim.Vedno bom odprtih misli.
Ancak biz durmayacağız...Oprostite, prekinjam se...
Santa Maria del Fiore Bazilika'sına ve Floransa Baptisteri'sine bitişik durmaktadır.Stoji ob baziliki Santa Maria del Fiore in Baptisteriju sv.
Kalıntıları halen durmaktadır.Njegove ostanke lahko še vedno občudujemo.
5 Eylül 1977'de şoförü sokağın ortasında karşısına çıkan bebek arabası yüzünden durmak zorunda kaldı.17. septembra 1925 je bila Kahlo na poti v avtobusu, ki se je zaletel v tramvaj.
İnsanlardan uzak durmazdı.Bil je nedostopen ljudem.
Taş döşeme yol bugün bile hala bozulmadan durmaktadır.Danes je Luknja še vedno prehodna, peš seveda.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.V parih drsata moški in ženska skupaj.
İlk klip, "Durma Yağmur Durma" şarkısına çekilmiştir.Posneli so prvo pesem »I'm still Wailing«.
Kuruluşundan bu yana, MSF bu kanıya karşı durmaktadır.Od začetka je bil MSF ustvarjen v nasprotju te domneve.
Kara deliğin olay ufkunda teorik olarak zaman tümüyle durmaktadır.Črvina teoretično dopušča časovno potovanje.
Bir süre sonra kendi çabalarıyla kaykayın üstünde durmayı öğrendi.Dan za dnem spodletijo le njegovi poskusi da bi se približal Riti.
Sözcük anlamı 'bir ağaç gibi ayakta durmak'tır.Skratka, »živ jezik je kot drevo, ki stalno odganja«.
2 sene sonra geri döndü, ancak pek fazla durmadan gitti.Potem je minilo skoraj celo leto, dokler da ni spet srečala.
Bebekler bu dönemde yürümeyi ve ayakta durmayı öğrenirler.Mladi bobri so ob rojstvu odlakani, vidijo in se lahko gibljejo po brlogu.
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Po poti omahuje, a ga srce vedno vleče naprej.
Üç gün üç gece durmaksızın deve ile yavrusunu aramış, bulamamış.Tri dni in tri noči je hodil, preden ga je končno našel.
1943 ve 1944'te imha kampları durmadan çalışarak birçok kişinin hayatlarına son verdi.Od leta 1943 do 1945 so taboriščniki večkrat poskušali uiti.
Çok az da olsa dış yardımlarla ayakta durmaya çalışmaktadır.Vojna se je s tujo pomočjo le še zapletala.
Bu kalenin kulelerinden biri bugün hala ayakta durmaktadır ve ziyaretçilere açıktır.Danes je ta jama še vedno tam in je na voljo za ogled.
Zaten ilk gün taarruzunda Gorni Tikaç Nehri durmaksızın geçildi.Zgornji tok reke je bil je dolgo neraziskan.
Günümüzde dört duvar durmaktadır.Štirje stolpi še vedno stojijo.
Bunlara rağmen saldırılar durmamıştır.Kljub temu nesreče niso počivale.
Gün ağarana dek durmadan ağladık.”Audra siuto visą naktį be paliovos.
Burada biraz durmak gerek.Tada nutarta apsistoti čia kelioms dienoms.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Ir visada pamerkiu gėlių vazoje ant stalo.
Uyuşturucu kullanımından uzak durmayı ifade eder.Šalinti priežastį nutraukti medikamentų vartojimą.
Bu kent devletleri aralarında durmadan savaşırlar.Šios feodalinės valstybės nuolat kariavo.
Aynı zamanda alıcı takım da topun konulduğu çizginin 10 yarda gerisinde durmalıdır.Žeminimą praleidusi komanda realizacijos metu turi būti prie savo 10-ies metrų linijos.
Ama durmadı.Jos nebaigė.
Bunun yerine durmak için mekanik bir fren kolu bulunur.Naudota Mechaninio Fryzo prieš Ateities Tranksą.
Yeşil bir perde ise asılı şekilde durmaktadır.Šiaudų spalvos, išlaikomas tamsėja.
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Visada darau tik tai, ką liepia širdis, dėl to ir esu valdžios nemalonėje.
Tüm toplu taşım hizmetleri 1941-42 kışında durma noktasına gelir.Didžiausias ledo storis (90 cm) užfiksuotas 1941–1942 m. žiemą.
Doğu yönündeki kesme taşlardan yapılan sur duvarlarının bir kısmı halen durmaktadır.Rytinėje dalyje esantys aptvarai stambesnių akmenų, apkerpėję.
Durmadan "Doktor kim?"Medicina“ „Kas yra kas.
Uzak durmaya çalışıyorlar ama çamurlu sular Bernal’ın kaplıcasındaki saydam sularında belirirler.Pietvakariuose išteka upelis link Vernijo ežero intako Termento upelio (Baltosios Ančios baseinas).
Zaten kimse de onların arkasında durmadı.Keegi ei jäänud neid taga igatsema.
Bunlara rağmen saldırılar durmamıştır.Kuigi see ei tähendanud veel rünnakute lõpetamist.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Kõik kolm silda on vedavad.
İnsan yerlerinin ve toplam nüfusun sayısı durmadan artıyor.Immigrantide arv ja osakaal rahvastikust on pidevalt kasvanud.
Tarihi kalıntı olarak durmaktadır.Ajalooline aeg on justkui peatatud.
Bunun anlamı sekiz veri biti, eşlik yok, bir durma bitidir.See tähendab, et ühendusel on 8 andmebitti, ei ole pariteeti ja üks stoppbitt.
2 Mart - Bir B-50 Superfortress ile ilk kez bir uçakla durmaksızın tam dünya turu gerçekleştirildi.2. märts – USA lennuk Superfort B-50 sooritas esimese vahemaandumiseta ümbermaailmareisi ja maandus Texases.
Bu alınan taşın elinizde istekada durmasına müsaade edilmez.Kord juba lauale asetatud kivi ei ole lubatud liigutada.
Güney Devon Demiryolu motor evlerinin bir kısmı hala yerinde durmaktadır.Radviliškise rajooni territooriumile jääb osaliselt Tytuvėnai regionaalpark.
Durma isteği vardı ve alkolü azaltarak tamamen ayık kalmaya çalıştı.Paistis, et ta oli hakanud palju jooma ja kõvasti aspiriini tarvitama, et valu vähendada.
Sovyet destek birliklerinin aşırı yayılma sonucu zorlanmasıyla saldırı durma noktasına geldi.Nad otsustasid Vene vägede liiga pikad kaitseliinid koondatud rünnakuga ühte punkti läbi murda.
Superman kendini durmadan geliştiren biridir.Superego – areneb kõige viimasena välja.
Bu arada durmaksızın alkol almaktadır.Põhjus oli ikka ja jälle alkoholi liigne pruukimine.
Bunun yerine durmak için mekanik bir fren kolu bulunur.See on mitteruum, mis hoiab ruumi.
Caramello Dük'e Anina'dan uzak durmasını tembih eder.Caramello ei tea, et viib hertsogi juurde oma pruuti.
Renkler durmadan değişiyor.Raaklis pidevalt vahetub värv.

İlgili Sayfalar