durma ile cümle
durma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Durmadan bir şeyler yer.常に何かを食べている。
Birçok bilinmeyen kilise ya yıkılmış olup ya da yıkılmak üzereye ayakta durmaya devam etmektedirler.そして多くの植民地は予想外の障害にあって放棄されあるいは壊滅していった。
Küçük kıza, yolda durmamasını tembihler.(同上) 母曰く、途中でやめてはいけません。
Fakat kendilerine durmadan kin besleyen NOD halkına bu aşıyı vermemişlerdir.かれらは中つ国の民を支配して、サウロンに直接挑むことは許されなかった。
Gezi teknelerinde ayakta durmak ve sallanmak yasaktır.泳いだりボートを浮かべたりする事は、禁止されている。
Burada biraz durmak gerek.ここでやめましょう。
Çok az da olsa dış yardımlarla ayakta durmaya çalışmaktadır.彼らは貧しいながらも、助け合いながら数々の困難に立ち向かう。
Aynı zamanda bireylerin özel mülkiyetten uzak durmalarını denetliyordu.さらにその手続きは土地の所有権をあいまいにするとも見ていた。
3- Gücün karşısında durma.^ 3位決定戦を行なわず。
Kuruluşundan bu yana, MSF bu kanıya karşı durmaktadır.その戦いの後、MPに記憶を消されてしまう。
Genellikle, makiniste trenin güvenli bir şekilde ilerleyebileceği hızı veya makiniste durmasını bildirebilir.信号機は、運転士に列車が安全に進行できる速度を指示し、または停止を指示する。
Son cemaat yerinin kullanılış tarzı üzerinde durmak gerekir.先端部は用途に応じた形状に仕上げされる。
Gün ağarana dek durmadan ağladık.”いつもゆらゆら揺れながら一日を過ごす。
Bana durmadan yüzlerini değil, sırtlarını döndüler.後ろ姿のみで顔は出していなかった。
Zaten kimse de onların arkasında durmadı.誰もとめに来てくれなかった。
Bebekler bu dönemde yürümeyi ve ayakta durmayı öğrenirler.赤ちゃんは立って歩かずハイハイする。
Kullanıcıyı durmadan rahatsız eden "Your computer is infected!" şeklinde mesaj gösterir.このコンピューターはウイルスに感染しました」というメッセージをしばらく表示する。
Projenin gerçekliği sır perdesi olarak durmaktadır.本尊の千手観音像は秘仏である。
Vuruş yaparken arkasında ya da onu rahatsız edecek kadar yakın durmayınız.対応する場合、間合いを取って相手に近づき過ぎないこと。
Zorlu ve esrarengiz maceraların içine girmekten geri durmayacaktır.その後静まって神秘的な響きの中に楽章を終える。
Kara bir kedi modelin ayaklarının ucunda gerinerek durmaktadır.黒猫の姿をしており、二足歩行をする。
Sol tarafta ikinci en küçük kardeş olan sekiz yaşındaki Mary Louisa ayakta durmaktadır.2歳下の妹に後の女優クレア・マースロウがいる。
Durmadan değişen bir dünya, değişmez bir hakikatte nasıl dondurulabilir?歴史を改変したという事実すら残らないまま、無限に広がる異世界を収束させ改変してしまう。
Günümüzde bu neden yüzünden başkan yardımcılığı boş durmaktadır.副会長は本日多忙!
Jerry çünkü bir söz vermiştir ve sözünde durmak istemektedir.それを見たジェリーはお言葉に甘えて落とすことにした。
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.2人の男と、男子、女子を1人ずつ抱えることになった。
Durmadan indiriyoruz.不定期発売。
Kötülüklerin ve acımasızlığın karşısında durmak.無邪気さと冷酷さを合わせ持つ。
Ufak ayrıntılar üzerinde durma.細かいことにこだわるな。
Toplumsal sorunlar ve söylentilerin durması社会問題化と終息
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.癸酉,诏禁淮北人不得侵掠,犯者以大辟论。
Gün ağarana dek durmadan ağladık.”從日沒到薄暮的期間稱為暮光。
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.我总是在桌子上放些花。
Bu yüzden kutu açılmadan önce kedinin tanımlanan durum boyunca sabit durması beklenir.因此,早在盒子被打开之前,猫就已經如同預期地处在一个明确的状态。
Denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyordu.如果經過四次回覆的慫恿後,參與者仍然希望停止,那實驗便會停止。
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.整日持續多雲有雨。
Aynı zamanda bireylerin özel mülkiyetten uzak durmalarını denetliyordu.并訓誡官署避免百姓流離失所。
Fakat kendilerine durmadan kin besleyen NOD halkına bu aşıyı vermemişlerdir.歐姆沒否認並擊敗了眾人,並將他們包於膠囊中丟於深海壕溝中。
İsraillilere yönelik saldırılar tamamen durmadı ama oldukça belirgin şekilde azaldı.虽然对以色列的攻击没有完全停止,但其数量骤减。
Üç şekil de birbirinin varyantı gibi durmaktadır.當然,三個選項是非常接近的,有時候也會讓參賽者難以選擇。
Burada biraz durmak gerek.现在,我们站在这里。
Durmadan bir şeyler yer.總在吃東西。
“Doğru Davranış” anlayışı; öldürmekten, hırsızlıktan ve doğru yoldan çıkmadan uzak durmayı önerir.十善業道,是於十惡行所依止之處,遠離故而發起之業道: 不杀生:不杀害人类以及畜生下至昆虫等生命。
Müslümanları sağ-sol gibi kavramlarla açıklamaya karşı durmakta ve İslâm'ın kutsallığını vurgulamaktadır.由于穆斯林相信古兰经是神的启示,故意亵渎古兰经被穆斯林视为渎神行为。
İlk klip, "Durma Yağmur Durma" şarkısına çekilmiştir.主打歌為《Stop The Rain》。
Doktorlar en azından iki hafta buzdan uzak durmasını tavsiye etti.之後醫生建議她休息至少兩個星期。
Kalıntıları halen durmaktadır.鋐覆疏,具留之。
Anısına çok sayıda anıt dikildi ve Teksas'taki radyo istasyonlarında şarkıları durmaksızın çaldı.多地为她举行了守夜和纪念活动,德克萨斯州的多家电台不间断地播放她的音乐。
Durmadan indiriyoruz.不斷不脫。
Ayrıca bataryaların geri dönüşümünü sağlamak da bir sorun olarak durmaktadır.另外,拆出電池也會重設時間。
"Newton, 'Eğer daha ilerisini görebildiysem bunun sebebi devlerin omuzları üzerinde durmamdır,' demiştir.通信中出现了常被引用的名言:“如果我看得远一些,那是因为我站在了巨人的肩膀上”。
Düzenleyenler: Ömer Durmaz ve Miraç Güldoğan.諸所刺舉,無所回避,貴戚惡之。
Ancak biz durmayacağız...驺人呵不能止。
Kalp atışının 2 ya da 4 dakikadan uzun süre durması, kalıcı beyin yıkımına yol açar.一個人若停止呼吸二至五分鐘以上,可能會造成腦死現象。
"Bir anda durmadan çalışır olmuştum.(我一向都在這裡工作的呀。
Sadece konunun geçtiği kentler ve kişilerin adları değiştirilmiş gibi durmaktadır.於是命百姓與苗民互市,改峽名為永通。
Yolcu trenlerinin kisaca durduğu, expres trenlerin hic durmadığı duraklardır.現在是列車都不停靠的無配置簡易站。
Kafeinli içecekler, sigara ve alkol kullanımından uzak durmalısınız.使用藥物、煙草或酒精類飲料。
İsa dik durmakta ve hemen hemen desteklenmemektedir.耶穌逆來順受,不加反抗。
"Temizlik" durmazsa silahlı kuvvetlerin olaya müdahale etmek zorunda kalacağı uyarısında bulundu.如想阻止已經發射中的攻擊的話,自身會說「滅水」來阻止攻擊。