Latince yazılmış olan kitap şu anda Dublin'de Trinity College kütüphanesine ait bir müzede durmaktadır.Kitab Kells kini dipajang secara tetap di Perpustakaan Trinity College, Dublin.
Bu yüzden Nartlar sürekli emegenlerle savaşıp durmaktadırlar.Ia selalu berseteru dengan para Jotun sehingga bertarung dengan mereka.
Yılda 51 sayı çıkararak günümüzde kitap incelemeleri üzerine durmaktadır.Terbit mingguan 51 kali per tahun, isinya sebagian besar adalah tinjauan buku.
Fakat Hitler, model seçme işini durmadan erteliyordu.Hitler memilih jalan kompromi.
Tula kentinin kalıntılarının büyük kısmı halen keşfedilmemiş halde, toprak altında durmaktadır.Kebanyakan wilayah kota hilir masih belum ditemukan.
Tam durma için yine sürtünmeli frenlere ihtiyaç vardır.Terasa sekali timbul geliat untuk terus berkreasi.
Bu kolonların büyük bir kısmı hala ayakta durmaktadır.Banyak di antara batu tersebut masih berdiri sampai sekarang.
Durma atı içeri çek.”Ayo kepung, jangan sampai masuk ke pondok.”
Seul metrosu'nun 1. hattı, Hwaseong'tan geçmekte olup Byeongjeom İstasyonu'nda durmaktadır.Tàu điện ngầm Seoul tuyến 1 chạy qua Hwaseong, dừng ở Ga Byeongjeom.
İçki ve alkollü ürünlerin tüketilmesinden uzak durmayı ifade eder."Chúng ta đang nói về việc ngăn chặn nhập khẩu và sản xuất rượu lậu.
Durmadan bir şeyler yer.Trông cậu như lúc nào cũng đang ăn cái gì đó.
Bu nedenle 140 dost ayıcık sembol olarak da yan yana "el ele" durmaktadırlar.Vì lý-do này, 140 chú gấu Buddy Bears cũng đứng cạnh nhau trong tư-thế đầy ý-nghĩa - "tay nắm tay".
Geceyi geçirmek üzere burada durmaya karar verir.Nhóm quyết định dừng chơi vào ban đêm.
Örnekler: Hey, orada durma!Người phán: "Chớ lại gần!
Ağrı geceleri kötüleşebilir, şiddetlenebilir, durmadan devam edebilir.Đau có thể liên tục, nhè nhẹ suốt ngày, co thắt, nhức nhối từng cơn.
"Kerimcan Durmaz neden ünlü?".Hôm nay đã gặp nhau, sao phải giấu diếm danh vị?”
Bengü'nün Bağlasan Durmam albümünün ilk tekli çalışmasıdır.I Wanna Dance được coi là ca khúc mở đầu cho quá trình lột xác của cô.
Ancak biz durmayacağız...Đừng Hứa Với Em...
1909 yılında ana kulüptan ayrılan takım, artık kendi ayakları üzerine durmayı düşünmekteydi.Gần cuối năm 1939, những người trong nhóm âm mưu nghĩ đã đến lúc nên hành động một lần nữa.
Fakat Çin Tang Hanedanlığı boş durmaz.Trần Ngọc Thành không nghe.
Jerry çünkü bir söz vermiştir ve sözünde durmak istemektedir.Tề Hoàn Công tức giận, muốn bỏ điều hứa.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.だから、あなた方は他の者を多神教徒と非難してはならない。
Ancak Markham tartışmalardan tümüyle uzak durmadı.しかし、マーカムは議論を全く避けたわけではなかった。
Dönmek, durmak ve park etmek yasaktır.停止、Uターン、後退は禁止されている。
Denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyordu.4度目の通告がなされた後も、依然として被験者が実験の中止を希望した場合、その時点で実験は中止された。
Renkler durmadan değişiyor.色は変わらない。
Durma yürü, haydi ileri!いざ、進め!
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.ここと真剣に向き合っていかないといけない。
Zaman içinde evler durmadan yeniden yapılıyordu.この後、順次建物が再建された。
İnsan doğasını tümden reddetmek insanı edimsel olarak umutsuzluğa götüren bir noktada durmaktır.人間時代には人間を奴隷とする魔王を討とうと単身魔王ガイに挑むも敗れる。
Durmadan yürüyeceğiz."このまま突っ走っていく」。
Tarihi kalıntı olarak durmaktadır.タイムが履歴として残る。
Örnekler: Hey, orada durma!クイズ) ^ 『アッコにおまかせ!
Ben durmadan düşünen biriyim.いつも無愛想な態度をとっている。
Bu eserler halâ ayakta durmaya çalışmaktadır.人々はまだ起き上がろうとしていました。
O oğlundan uzak durmaya mecbur olmuştur.だから、息子を守るには息子から離れるしかなかったのよ。
Birinci duvar ise halen durmaktadır.なお、星座は第1みずがめ座。
Anne: Hiç durma.「NON STOP!
"Bir anda durmadan çalışır olmuştum.」ように絶え間なく行われた。
Ancak biz durmayacağız...しかし俺は止まらなかった。
"Agaş dışarıda çok durma eve gel!"細野晴臣監修『YMO GO HOME!
İblis’ten ve tüm kötülerden uzak durmak.アイオロスと戦うが無限破砕により敗れる。
Sözcük anlamı 'bir ağaç gibi ayakta durmak'tır.名前には、「理性が樹木のように茂るように」という意味が込められている。
Durmadan bir şeyler yer.常に何かを食べている。
Birçok bilinmeyen kilise ya yıkılmış olup ya da yıkılmak üzereye ayakta durmaya devam etmektedirler.そして多くの植民地は予想外の障害にあって放棄されあるいは壊滅していった。
Küçük kıza, yolda durmamasını tembihler.(同上) 母曰く、途中でやめてはいけません。
Fakat kendilerine durmadan kin besleyen NOD halkına bu aşıyı vermemişlerdir.かれらは中つ国の民を支配して、サウロンに直接挑むことは許されなかった。
Gezi teknelerinde ayakta durmak ve sallanmak yasaktır.泳いだりボートを浮かべたりする事は、禁止されている。
Burada biraz durmak gerek.ここでやめましょう。
Çok az da olsa dış yardımlarla ayakta durmaya çalışmaktadır.彼らは貧しいながらも、助け合いながら数々の困難に立ち向かう。
Aynı zamanda bireylerin özel mülkiyetten uzak durmalarını denetliyordu.さらにその手続きは土地の所有権をあいまいにするとも見ていた。
3- Gücün karşısında durma.^ 3位決定戦を行なわず。
Kuruluşundan bu yana, MSF bu kanıya karşı durmaktadır.その戦いの後、MPに記憶を消されてしまう。
Genellikle, makiniste trenin güvenli bir şekilde ilerleyebileceği hızı veya makiniste durmasını bildirebilir.信号機は、運転士に列車が安全に進行できる速度を指示し、または停止を指示する。
Son cemaat yerinin kullanılış tarzı üzerinde durmak gerekir.先端部は用途に応じた形状に仕上げされる。
Gün ağarana dek durmadan ağladık.”いつもゆらゆら揺れながら一日を過ごす。
Bana durmadan yüzlerini değil, sırtlarını döndüler.後ろ姿のみで顔は出していなかった。
Zaten kimse de onların arkasında durmadı.誰もとめに来てくれなかった。
Bebekler bu dönemde yürümeyi ve ayakta durmayı öğrenirler.赤ちゃんは立って歩かずハイハイする。
Kullanıcıyı durmadan rahatsız eden "Your computer is infected!" şeklinde mesaj gösterir.このコンピューターはウイルスに感染しました」というメッセージをしばらく表示する。