durma ile cümle

durma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bunun anısına şehrin meydanında heykeli halen durmaktadır.Υπάρχει αναμνηστική πλάκα και αυτού του γεγονότος στην πλατεία.
Çünkü öncelikle hukuk ve ahlak ayrımı üzerinde durmaktadır.Απλά τονίζει την καταρχήν διακριτότητα δικαίου και ηθικής.
Ancak Markham tartışmalardan tümüyle uzak durmadı.Ο Μάρντοκ όμως δεν είχε ικανοποιηθεί ακόμη από τα πειράματά του.
Zaman içinde evler durmadan yeniden yapılıyordu.Έκτοτε τα κτίρια έχουν ανακαινιστεί.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Τρεις γυναίκες κάθονται μπροστά σε ένα τραπέζι.
Tabanı, üzerinde pislik durmaması için hafifçe eğimli yapılır.Προπονήσεις με ποικιλία ασκήσεων, ώστε να μην είναι βαρετές.
Bina atıl durumda durmaktadır.Το κτίριο είναι ετοιμόρροπο.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Σώθηκε μόνον ο ναός.
Onlar asla durmadılar.Δεν σταμάτησαν ποτέ.
Durma atı içeri çek.”Fodpose bedes lagt i Vognen.”
Bu kalenin kulelerinden biri bugün hala ayakta durmaktadır ve ziyaretçilere açıktır.Et af tårnene på denne borg står stadig og er åben for turister.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Konstruktionen af de andre tre broer er færdig.
Durma isteği vardı ve alkolü azaltarak tamamen ayık kalmaya çalıştı.Han søgte hjælp og fik behovet for at drikke helt stoppet.
General Guderian'ın ordusu, 29 Ekim'de kentin görüş mesafesinde durmak zorunda kaldı.Guderians hær måtte stoppe indenfor synsvidde af byen den 29. oktober 1941.
Jack, Charlie'yi uyuşturucudan uzak durması için ikna etmeye çalışır, onu iyi olacağına ikna eder.Jack konfronterer Charlie omkring stofmisbruget og fortæller ham, at det nok skal gå.
Zaman içinde evler durmadan yeniden yapılıyordu.Bygningerne blev med tiden genopbygget.
Bebekler bu dönemde yürümeyi ve ayakta durmayı öğrenirler.Barnet lærer i denne periode at gå, tale og sætte sin vilje igennem.
Ağrı geceleri kötüleşebilir, şiddetlenebilir, durmadan devam edebilir.Smerten kan være værre om natten og kan øges med tiden til at blive alvorlig og konstant.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.Udover de to mænd er en kvinde og en mand blevet anholdt.
Bu süre zarfında Halit rahat durmamış, İstanbul'da okulların önünde adamlarını uyuşturucu satmaya başlamıştır.På dette tidspunkt startede han også som pusher med at sælge hash til sine skolekammerater.
Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmayı ifade eder.Tobaksrygning er inhalering af røgen fra tobaksvarer.
Bina atıl durumda durmaktadır.Stenen er i hel tilstand.
Küp yapmakla ilgilenmiyordum; ben de pek üstünde durmadım.De kunne ikke lide mig mere, og bare ville have mig væk.
Ölüm nedeni iç kanama ve kalp durmasıydı.Dødsårsagen var respirationssvigt og hjertesvigt på grund af kræft.
Tipik bir demo partisi bir hafta sonu boyunca durmaksızın sürer.En turnering spilles typisk over en weekend.
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Mit hjerte er faret vild, frygten overvælder mig.
Burada biraz durmak gerek.Bli en stund
Durmaksızın devam eder."Og udviklingen fortsætter.'
Hemen ardından bu ödül yine masanın üzerinde durmaktadır.Her efter bliver der dog stille om bandet igen.
Bir kadının üreme süresi sonunda âdet döngüsünün durması, menopoz olarak adlandırılır.Menstruationscyklussens ophør markerer enden på en kvindes kønsmodne alder, og betegnes menopause.
Taş döşeme yol bugün bile hala bozulmadan durmaktadır.Enden op mod Tagensvej er i dag ret stille.
Bu ikiliden uzak durmak için her şeyi yapmaya hazırdır.Hun gør alt for at splitte de to .
Tom asla durmaz.Tom stopper aldrig.
Artık onların yaptıkları yüzünden tasalanıp durma.Avstå fra å ta ting som ikke har blitt gitt (tyveri).
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.La meg ikke få lyst til noe ondt, til å gjøre gudløse gjerninger sammen med ugjerningsmenn!
Dönmek, durmak ve park etmek yasaktır.Det er forbudt å snu, rygge, stanse eller parkere.
Zaman içinde evler durmadan yeniden yapılıyordu.Bygningene ble med tiden gradvis gjenoppbygd.
Yine de Yavuz durmadı.Bækken gjør dog ikke stop.
Günümüzde, Kaiping'de yaklaşık 1,833 diaolou ayakta durmakta ve Taishan'da ise yaklaşık 500'ü ayaktadır.I dag (2010) kjenner man til 1833 som finnes i Kaiping og omkring 500 i Taishan.
Durmayan bir aracı tarayıp bir er ve bir kadını öldürdü.En bilist har kjørt ned og drept ei jente.
Durmaksızın devam eder."Kommer nærmere hele tiden …».
Bu albümü 2004'te çıkan Yürüdük Durmadan takip etti.Albumet fulgte opp What I Do fra 2004.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.I parløp går en kvinne og en mann sammen.
Konuştuğu sürece, ki bunu durmaksızın yapar, düşünmesine gerek kalmaz.Og hvis du under slike omstendigheter følger hans råd, trenger du ikke å gjøre noe mer.
Bunun sebebi genetik hata ve çok ayakta durmak sayılabilir.Han var dermed i stand til å gjøre viktige feil og alvorlige feilberegninger.
Tüm toplu taşım hizmetleri 1941-42 kışında durma noktasına gelir.Alle fire søsterskipene var i drift fra vinteren 1841.
Fakat kendilerine durmadan kin besleyen NOD halkına bu aşıyı vermemişlerdir.Disse slo ikke an blant Wiens selebriteter (kjendiser).
Bina atıl durumda durmaktadır.Hytta er fortsatt i god stand.
Ağrı geceleri kötüleşebilir, şiddetlenebilir, durmadan devam edebilir.Smertene kan oppstå hurtig, eller tilta gradvis over tid.
Bosna çok acı günler yaşasa da hayat orada hiç durmamıştır.Her var det evig ungdom og lykken tok aldri slutt.
Doktorlar en azından iki hafta buzdan uzak durmasını tavsiye etti.Etter to dagers ferd strandet ekspedisjonen på isen.
"HİÇ DURMADAN ÇIKMAK İSTİYORUZ". gazetegercek.com.tr.Og vi trenger alltid nye fortellinger»». itromso.no.
Vuruş yaparken arkasında ya da onu rahatsız edecek kadar yakın durmayınız.Halen bæres ringlet, men ikke for hardt rullet over eller nær inntil ryggen.
Her şey bu çemberin içine bağlıdır ve çember durmadan eskir ve yenilenir.Ringes klokken for hardt vil denne bommen knuses og måtte erstattes.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Ytterligere to broer er under bygging.
Artık onların yaptıkları yüzünden tasalanıp durma.Di samping itu, janganlah kamu bemiat jahat terhadap sesamamu.
İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle havalimanındaki yolcu trafiği durma noktasına geldi.Perang Dunia Kedua mengakhiri lalu lintas penumpang di lapangan terbang tersebut.
Örnekler: Hey, orada durma!Contoh: Hey......., jangan lakukan itu!.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.Dan jangan kiranya Engkau limpahkan untuk golongan yang zalim itu, selain Azab."
El Nusra Cephesine ise mesafeli durmaktadır.Temannya juga mengingatkan tentang kedudukan Nurul yang sudah mapan dengan gaji yang cukup besar.

İlgili Sayfalar