Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Моя печінка не функціонує, мене постійно рве і паплюжить.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Протягом усього дня ллє дощ.
Kalıntıları halen durmaktadır.Її залишки збереглися.
"Abşeron" romanı (1947) Azerbaycan omegesinin kahramanca emeği üzerine durmaktadır.Поема «Вірність» (1954) присвячена героїчним захисникам Севастополя.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Неушкодженою залишилась тільки церква.
Yeşil bir perde ise asılı şekilde durmaktadır.Зелена зірка розташована ще й на прапорі.
İkinci eşinin sözünde durup durmadığı bilinmiyor.Невідомо, чи звинувачувалася у чомусь його дружина.
Ancak biz durmayacağız...Не можна зупинятися.
İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle havalimanındaki yolcu trafiği durma noktasına geldi.Під час Другої світової війни пасажирські перевезення в аеропорту було припинено.
Durmadan "Doktor kim?"Хто такий Доктор Хто?.
"Agaş dışarıda çok durma eve gel!"«Мерщій тікай і довго не вертайся» (фр.
Aynı zamanda bireylerin özel mülkiyetten uzak durmalarını denetliyordu.Також виникала необхідність у викупі деяких приватних земельних ділянок.
Landau teorisi sıvı helyumun süperakışkan bileşiğinin mikroskobik yapısı üzerinde ayrıntılı şekilde durmaz.Теорія Ландау не розробляла детально мікроскопічної структури надплинної компоненти рідкого гелію.
Dik duran ince dallara tutunarak durmayı tercih ederler.Вітростійка, краще переносить вапняні ґрунти.
2 sene sonra geri döndü, ancak pek fazla durmadan gitti.Там він пробув два роки, і додому так більше й не повернувся.
Artık daha canlı ve hevesli durmaktadır.Ще більш сильна і живуча.
Nerede Durmaktadır?Де там ховатися?
Doktorlar en azından iki hafta buzdan uzak durmasını tavsiye etti.Другу заготовку охолоджували протягом двох років.
Erişim tarihi: 13 Ocak 2016. ^ "Beyza Durmaz / Olan Var Olmayan Var".Процитовано 13 січня 2016. «Не треба нікуди їхати».
Fakat halife bu sözünde durmadı.Проте халіф не пристав на цю пропозицію.
Üç gün üç gece durmaksızın deve ile yavrusunu aramış, bulamamış.Три дні вони шукали скарби Ганьки і не знайшли.
Kötülüklerin ve acımasızlığın karşısında durmak.Не оминув цей жах і Варварівки.
Durma isteği vardı ve alkolü azaltarak tamamen ayık kalmaya çalıştı.Тобто вони боялися сонця і їм потрібно було пити кров, щоб вижити.
Bebekler bu dönemde yürümeyi ve ayakta durmayı öğrenirler.Огляд, обробку та зважування дитини на цей час відкладають.
Saçının tepesinde bir kuş durmaktadır.Зверху на шиї є грива.
Bana durmadan yüzlerini değil, sırtlarını döndüler.Не гачкуватий, не закинутий за спину.
Araba durmadı.Машина не зупинилася.
Bu durmak zorunda.Це має припинитися.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.A nepřimlouvej se u Mne za ty, kdož nespravedliví byli, neboť ti budou utopeni!
Örnekler: Hey, orada durma!Příklad: Jää siia! - Zůstaň tady!
Durma yürü, haydi ileri.Pas allé – Chůze.
Albümde mükemmel durmayacak hiçbir şarkıyı zaten yazmam," dedi.Vždy, když píšu písně, nikdy nenapíšu píseň, o které si nemyslím, že není dokonalá pro album."
Görünen o ki, tanıştığı insanlardan ziyade Dodgson kekelemesinin üzerinde durmaktadır.Dodgson sám si to asi uvědomoval mnohem intenzivněji než většina lidí, se kterými se setkal.
Durmaksızın devam eder."Nabýváme něčeho nekončícího“.
Günümüzde bu değirmenlerden sadece bir tanesi ayakta durmakta olup, diğerlerinin kalıntıları bile kalmamıştır.Každý týden vypadla jedna diva, dokud tam nezůstaly poslední tři.
72 saat boyunca çalışmalar durmaksızın sürdü.Lékařskou praxi provozovala nepřetržitě 72 let.
Aynı zamanda bireylerin özel mülkiyetten uzak durmalarını denetliyordu.Také brání právo na soukromé vlastnictví.
Vücudun dik durmasını sağlar.Závěr: neporušenost těla trvá.
2 sene sonra geri döndü, ancak pek fazla durmadan gitti.Po druhé bitvě se opět vrací, ale už navěky...
Birinci duvar ise halen durmaktadır.První úder Grondu Brána vydržela.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Stát zůstal jen kostel.
Ölüm nedeni iç kanama ve kalp durmasıydı.Příčinou úmrtí byla rakovina kostní dřeně a srdeční selhání.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Třetí týden nepřetržitě pršelo.
Bunun üzerine Kuzey Kore gemisi gemiye durmasını emreder yoksa ateş etmekle tehdit eder.Bajorská vzdušná hlídka má rozkazy loď nenechat přistát a hrozí ji sestřelit.
Durmaz, albümle ilgili olarak: "İlk albümümün tam olarak beni ifade etmesini istedim.Fred tehdy řekl:„Prosím vás poslouchejte tohle album s otevřenou myslí.
Saçının tepesinde bir kuş durmaktadır.V Brně na Špilberku stojí vraný kůň.
Doktorlar en azından iki hafta buzdan uzak durmasını tavsiye etti.Doktoři mu doporučili omezit činnost na dvě hodiny denně.
Dört yıldır hiçbir buharlı tren Black Rock'ta durmamıştır.V dalších letech již v short tracku nezávodil.
Dolaşım sistemi: nabız bozukluğu, kalp durması.Dušekovu; Cesty do srdce.
Criss'in davul çalmasında yavaşlamalar görülüyordu ve davulcu bazı konserlerde durmak zorunda kalıyordu.Miranda si při tom zlomila kotník, ostatní koncerty byly zrušeny.
Ancak, karşı tarafın öğrencileri sözlerinde durmadılar.Nikdo z odborné veřejnosti se ale na stranu těchto sdružení nepřiklonil.
Anafilaksiden korunmak için tavsiye edilen yöntem, geçmişte reaksiyona sebep olan koşullardan uzak durmaktır.Calea recomandată pentru a preveni anafilaxia este de a evita ceea ce a cauzat reacția în trecut.
Bu durum, kalbin tamamen durmasına kadar ilerleyebilir.Aceasta poate duce la o oprire completă a inimii.
Durma yürü, haydi ileri.Vă rog, continuați/Te rog, continuă.
Bu kolonların büyük bir kısmı hala ayakta durmaktadır.Multe dintre aceste structuri încă stau în picioare.
Anısına çok sayıda anıt dikildi ve Teksas'taki radyo istasyonlarında şarkıları durmaksızın çaldı.Au fost ținute multe comemorări în numele ei iar posturile de radio din Texas au pus melodiile ei non-stop.
Yeryüzündeki sular yerle gök arasında durmadan devam eden bir döngü içindedir.Persanii cereau pământ și apă ca un semn de supunere.
Grubun bir arada durmasını sağlamıştır.Ar face orice să țină grupul împreună.
Grup üst üste gelen bu başarılar üzerine durmadı ve çalışmalarını hızlandırarak sürdürdü.Acest succes le-a dat și mai mare avânt incurajându-i să lucreze mai departe împreună.
Bu yüzden kutu açılmadan önce kedinin tanımlanan durum boyunca sabit durması beklenir.Astfel, pisica se va afla într-o anumită stare cu mult înainte de deschiderea cutiei.