durma ile cümle
durma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Britney boş durmayıp, sonbaharda Las Vegas konserlerine başlayacağını belirtti.Leonard sa först nej men till slut möttes de ändå våren 1987 i Las Vegas.
Albümde mükemmel durmayacak hiçbir şarkıyı zaten yazmam," dedi.Jag lyssnar inte på albumet alls".
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Klosterkyrkan står kvar.
Bu kalenin kulelerinden biri bugün hala ayakta durmaktadır ve ziyaretçilere açıktır.Delar av slottet är idag öppna för besökare.
2 sene sonra geri döndü, ancak pek fazla durmadan gitti.Han återkommer efter några år, men försvinner igen.
Burada biraz durmak gerek.Jag menar, vi ska alla vistas här ett tag.
Mavi spor araba durma noktasına geldi.Den blåa sportsbilen kom till ett skrikande stopp.
Denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyordu.Якщо піддослідний хотів зупинитися навіть після четвертої фрази, експеримент припинявся.
Ama durmadı.Не закінчив.
Bu kent devletleri aralarında durmadan savaşırlar.Ці держави-блоки постійно воюють між собою.
Örnekler: Hey, orada durma!Приспів: Не зупиняй гей! гей!
Bu ad, bir liman köyü olan (liman kalıntıları hala durmaktadır.)Також — Алме́йдівська форте́ця (порт.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Решта мостів добудовувалися вкрай повільно.
Etrafını saran yüksek ağaçlar arasına saklanmış gibi durmaktadır.Разом з Шукачем вони ховаються всередині величезного дерева.
Dört yıldır hiçbir buharlı tren Black Rock'ta durmamıştır.Впродовж останніх років в Чорному морі не зафіксовано жодного гребінця.
Durmayan bir aracı tarayıp bir er ve bir kadını öldürdü.Він був за кермом свого автомобіля і збив жінку.
Durmaksızın devam eder."Бігти, не зупиняючись».
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Моя печінка не функціонує, мене постійно рве і паплюжить.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Протягом усього дня ллє дощ.
Kalıntıları halen durmaktadır.Її залишки збереглися.
"Abşeron" romanı (1947) Azerbaycan omegesinin kahramanca emeği üzerine durmaktadır.Поема «Вірність» (1954) присвячена героїчним захисникам Севастополя.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Неушкодженою залишилась тільки церква.
Yeşil bir perde ise asılı şekilde durmaktadır.Зелена зірка розташована ще й на прапорі.
İkinci eşinin sözünde durup durmadığı bilinmiyor.Невідомо, чи звинувачувалася у чомусь його дружина.
Ancak biz durmayacağız...Не можна зупинятися.
İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle havalimanındaki yolcu trafiği durma noktasına geldi.Під час Другої світової війни пасажирські перевезення в аеропорту було припинено.
Durmadan "Doktor kim?"Хто такий Доктор Хто?.
"Agaş dışarıda çok durma eve gel!"«Мерщій тікай і довго не вертайся» (фр.
Aynı zamanda bireylerin özel mülkiyetten uzak durmalarını denetliyordu.Також виникала необхідність у викупі деяких приватних земельних ділянок.
Landau teorisi sıvı helyumun süperakışkan bileşiğinin mikroskobik yapısı üzerinde ayrıntılı şekilde durmaz.Теорія Ландау не розробляла детально мікроскопічної структури надплинної компоненти рідкого гелію.
Dik duran ince dallara tutunarak durmayı tercih ederler.Вітростійка, краще переносить вапняні ґрунти.
2 sene sonra geri döndü, ancak pek fazla durmadan gitti.Там він пробув два роки, і додому так більше й не повернувся.
Artık daha canlı ve hevesli durmaktadır.Ще більш сильна і живуча.
Nerede Durmaktadır?Де там ховатися?
Doktorlar en azından iki hafta buzdan uzak durmasını tavsiye etti.Другу заготовку охолоджували протягом двох років.
Erişim tarihi: 13 Ocak 2016. ^ "Beyza Durmaz / Olan Var Olmayan Var".Процитовано 13 січня 2016. «Не треба нікуди їхати».
Fakat halife bu sözünde durmadı.Проте халіф не пристав на цю пропозицію.
Üç gün üç gece durmaksızın deve ile yavrusunu aramış, bulamamış.Три дні вони шукали скарби Ганьки і не знайшли.
Kötülüklerin ve acımasızlığın karşısında durmak.Не оминув цей жах і Варварівки.
Durma isteği vardı ve alkolü azaltarak tamamen ayık kalmaya çalıştı.Тобто вони боялися сонця і їм потрібно було пити кров, щоб вижити.
Bebekler bu dönemde yürümeyi ve ayakta durmayı öğrenirler.Огляд, обробку та зважування дитини на цей час відкладають.
Saçının tepesinde bir kuş durmaktadır.Зверху на шиї є грива.
Bana durmadan yüzlerini değil, sırtlarını döndüler.Не гачкуватий, не закинутий за спину.
Araba durmadı.Машина не зупинилася.
Bu durmak zorunda.Це має припинитися.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.A nepřimlouvej se u Mne za ty, kdož nespravedliví byli, neboť ti budou utopeni!
Örnekler: Hey, orada durma!Příklad: Jää siia! - Zůstaň tady!
Durma yürü, haydi ileri.Pas allé – Chůze.
Albümde mükemmel durmayacak hiçbir şarkıyı zaten yazmam," dedi.Vždy, když píšu písně, nikdy nenapíšu píseň, o které si nemyslím, že není dokonalá pro album."
Görünen o ki, tanıştığı insanlardan ziyade Dodgson kekelemesinin üzerinde durmaktadır.Dodgson sám si to asi uvědomoval mnohem intenzivněji než většina lidí, se kterými se setkal.
Durmaksızın devam eder."Nabýváme něčeho nekončícího“.
Günümüzde bu değirmenlerden sadece bir tanesi ayakta durmakta olup, diğerlerinin kalıntıları bile kalmamıştır.Každý týden vypadla jedna diva, dokud tam nezůstaly poslední tři.
72 saat boyunca çalışmalar durmaksızın sürdü.Lékařskou praxi provozovala nepřetržitě 72 let.
Aynı zamanda bireylerin özel mülkiyetten uzak durmalarını denetliyordu.Také brání právo na soukromé vlastnictví.
Vücudun dik durmasını sağlar.Závěr: neporušenost těla trvá.
2 sene sonra geri döndü, ancak pek fazla durmadan gitti.Po druhé bitvě se opět vrací, ale už navěky...
Birinci duvar ise halen durmaktadır.První úder Grondu Brána vydržela.
Kilisenin sadece temeli durmaktadır.Stát zůstal jen kostel.
Ölüm nedeni iç kanama ve kalp durmasıydı.Příčinou úmrtí byla rakovina kostní dřeně a srdeční selhání.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Třetí týden nepřetržitě pršelo.