Tom vaadinde durmaktadır.Том выполняет свои обещания.
Neden Kırgızistan'ın eski cumhurbaşkanının evine durmadan baskın yapılıyor?Зачем они бесконечно штурмуют дом бывшего президента Киргизии?
Artık onların yaptıkları yüzünden tasalanıp durma.Не думай, сколько стоит то, что ты сделал (неопр.).
"Abşeron" romanı (1947) Azerbaycan omegesinin kahramanca emeği üzerine durmaktadır.Роман «Апшерон» (1947) повествует о героическом труде азербайджанских нефтяников.
Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma.Т. ч. мне чужие грехи не приписывайте».
Durma yürü, haydi ileri!Марш!, Бегом.
Burada biraz durmak gerek.Пожалуй, здесь можно остановиться.
Senin önünde durmaya hakkımız olmadığı halde, suçlarımızın içinde önünde duruyoruz" der.Не возлагай на нас бремя, которое Ты возложил на наших предшественников.
(Merdivenler hala sapasağlam durmaktadır ve görülebilecek durumdadır.При этом парапеты лестницы кажутся параллельными и видны только площадки.
O oğlundan uzak durmaya mecbur olmuştur.После этого он отрёкся от сына.
Gün ağarana dek durmadan ağladık.”Неутомимо работал до последнего дня.
Durmadan "Doktor kim?"«Доктор Кто».
İnsanlardan uzak durmazdı.Они держатся подальше от людей.
Konser dönüşü kırmızı ışıkta durmayan bir kamyonla çarpışırlar.Их автомобиль столкнулся с грузовиком на перекрестке, не регулируемом светофорами.
Sözcük anlamı 'bir ağaç gibi ayakta durmak'tır.Что можно перевести, как «живущий на дереве».
Ben durmayınca bir kürek çamur alıp attı.Когда останавливался то брал пробу грунта.
Küp yapmakla ilgilenmiyordum; ben de pek üstünde durmadım.А мне было все равно, в какой день выступать, я не суеверная.
(Yağmur durmazsa yola çıkamayız.)(Камень может расти без дождя.)
Ancak Markham tartışmalardan tümüyle uzak durmadı.Всё было в порядке, если бы не сбежал Марти.
Doktorlar en azından iki hafta buzdan uzak durmasını tavsiye etti.До нас два года ледовая обстановка не позволяла к нему подойти.
Yusuf Atılgan’ın duru anlatımıyla ve kurgu yeteneğiyle bezenmiş kitap, aslında hiç de bitmemiş gibi durmaz.Сведения о Ле Юйкоу скудны и противоречивы, жизнеописания его не существует.
Motorların durmasına neyin sebep olduğu saptanamadı.Он не смог финишировать из-за взрыва мотора.
"Kerimcan Durmaz neden ünlü?".Почему божья коровка так называется? (неопр.).
Ancak, karşı tarafın öğrencileri sözlerinde durmadılar.«Но американцы не сдержали своё слово.
Uzama, mRNA üzerinde durma kodonlarına kadar devam eder.Магма затем поднимается сквозь кору.
Yeryüzündeki sular yerle gök arasında durmadan devam eden bir döngü içindedir.И чем глубже в землю врастают корни, тем выше в небо простираются ветви.
Kafeinli içecekler, sigara ve alkol kullanımından uzak durmalısınız.Отказ от кофеина, курения, наркотиков и употребления алкоголя.
Uyuşturucu kullanımından uzak durmayı ifade eder.Порицалось показывать использование наркотиков.
Ama sözünde durmadı.Но свои обещания не сдерживал.
Bu ad, bir liman köyü olan (liman kalıntıları hala durmaktadır.)Онджи́ва, ранее Онжива (порт.
“Doğru Davranış” anlayışı; öldürmekten, hırsızlıktan ve doğru yoldan çıkmadan uzak durmayı önerir.Прокаженный — это воплощение горя, слабости и ничтожности и жестокой несправедливости жизни.
Zorlu ve esrarengiz maceraların içine girmekten geri durmayacaktır.Ты говорила, что не забудешь теплых и ласковых встреч.
Marlon Jackson'un kardeşi, Michael Jackson, aniden 25 Haziran 2009 tarihinde kalp durması sonucu öldü.Майкл Джексон умер от остановки сердца 25 июня 2009 года.
"Agaş dışarıda çok durma eve gel!"Зайди ко мне, когда вернешься! — Б.»
Yine de Yavuz durmadı.Но Жук тоже никуда не пропадал.
İnsan doğasını tümden reddetmek insanı edimsel olarak umutsuzluğa götüren bir noktada durmaktır.Человек становится природой для самого себя лишь в той мере, в какой он способен к безумию».
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.Все эти дни шёл дождь.
Karşılaşma günleri Milano'da hayat durmaktadır.Переговоры об обручении проходили в Милане.
Eğer sağlamıyorsa, meziyetleri geliştirmek amacıyla durmadan çalışılmalıdır. )Чтобы ничто не мешало ей работать, (думать о своей профессии).
Landau teorisi sıvı helyumun süperakışkan bileşiğinin mikroskobik yapısı üzerinde ayrıntılı şekilde durmaz.Теория Ландау разрабатывала подробно микроскопической структуры сверхтекучей компоненты жидкого гелия.
Bu arada durmaksızın alkol almaktadır.Одновременный прием алкоголя.
Ülkede ekonomi durma noktasına gelmesiyle enflasyon ve ağır vergiler halkı boğmaya başlamıştı.«От того народ голодает, что слишком велики и тяжелы государственные налоги.
İlerlemiş vakalarda bu solunum durmasına kadar varabilir.Во время повторных приступов судорог может наступить смерть от остановки дыхания.
Bina atıl durumda durmaktadır.Здание находится в худом состоянии.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Рядом с нынешним мостом сохранились старые опоры.
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.К этому подходят серьёзно и с большой ответственностью.
Ve onlardan uzak durmak istersiniz.И все не прочь оставить их себе.
Özgün vitrayların hemen hemen hepsi bozulmadan durmaktadır.Практически все притоки пересыпаны непроточными плотинами.
Kızlar Ağası bu arada boş durmamış ve en ünlü dansçıları padişahın huzuruna getirmiştir.Однако неизвестно, участвовали ли тогда сами принцы и приглашённое высшее дворянство в танцах.
Gerektiğinde aldığı zor kararların ve sonuçlarının ardında durmasını bilir.В конце концов, она остается наедине со тяжелым решением, которое ей предстоит принять.
Jack, Charlie'yi uyuşturucudan uzak durması için ikna etmeye çalışır, onu iyi olacağına ikna eder.Джерри пытался убедить Тома оставить её в покое, полагая, что она не стоит его горя.
Vuruş yaparken arkasında ya da onu rahatsız edecek kadar yakın durmayınız.Вручную отжимать очень аккуратно, без перекручивания, либо не отжимать.
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Состояние церкви — сохранена.
Burada durmak yerine Şam'a gidip kendimizi orada savunalım." düşüncesiyle bulundukları mevkiden çıktılar.Иду вперед» вскричал он, взмахнув шашкою к стороне, где лежит Хунзах, — «и ею же защищаюсь сзади.»
Sarhoş edici maddelerden uzak durmak.Пристрастны к выпивке.
Tüm toplu taşım hizmetleri 1941-42 kışında durma noktasına gelir.Подготовка к борьбе шла всю зиму 1941—1942 годов.
Birinci duvar ise halen durmaktadır.جدار القلعة الأول لا يزال قائما.
Resmin tam ortasında ve sağ tarafında ise diğer kurbanlar ateş hattında durmaktadırlar.أما يمين ووسط اللوحة تقف ضحايا أخرى في خط أطلاق النار.
Yeşil bir perde ise asılı şekilde durmaktadır.وأما الستارة الخضراء تقف كأنها معلقة.
Burada biraz durmak gerek.يجب عليك ان تحتمي هنا.