durma ile cümle

durma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
I. Mustafa, Kara Davut Paşa’yı azlettirip öldürttü ise de isyanlar durmadı.Shaykh Ali atacó y saqueó Multan pero no restar.
Pata yaparken ona yakın durmayınız.No acercarse a las babillas.
Pierre Radvanyi: Akıntıya Karşı Durmak.Pierre Grimal: ibídem.
Balıkların suda batmadan durmasını sağladığı için önemlidir.Se usa para estabilizar al pez durante el nado.
Herzog'a göre iki gün boyunca hiç durmadan konuştular ve birbirleri ile hikâyelerini paylaştılar.Fueron a cenar y hablaron mutuamente de su pasado.
Tipik bir demo partisi bir hafta sonu boyunca durmaksızın sürer.Conduciendo un programa de entretenimiento solo los fines de semana.
Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.Fino a che mi parli va bene, ma non appena ti fermi mi viene fame.
Doktor ona içkiden uzak durmasını tavsiye etti.Il dottore gli consigliò di stare lontano dall'alcool.
Durmamı istiyor musun?Vuoi che mi fermi?
Burada durmalıyız.Dobbiamo restare qui.
Yeryüzündeki sular yerle gök arasında durmadan devam eden bir döngü içindedir.Entrati trovano il Cristallo della Terra, che li benedice.
Michael Jin'e saati verir, ona kendisinden ve oğlu Walt'tan uzak durmasını söyler.Michael gli restituisce l'orologio e dice a Jin di stare lontano da lui e da Walt.
Durma atı içeri çek.”Bisogna mettersi davanti a tirare il carro.”
Detroit oteli halen şehir merkezinde durmaktadır, ancak kondominyuma çevrilmiştir.Il Detroit Hotel esiste ancora nel centro della città sebbene sia stato convertito in un condominio.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.Due mondine ed un uomo rimasero sul terreno.
Her biri heykel gibi durmaktaydı.Il tutto era poi coronato da statue.
Fakat kendilerine durmadan kin besleyen NOD halkına bu aşıyı vermemişlerdir.Essi non dimenticarono mai l'ingiustizia di cui furono vittime.
Günümüzde, Kaiping'de yaklaşık 1,833 diaolou ayakta durmakta ve Taishan'da ise yaklaşık 500'ü ayaktadır.Oggi si contano 1.833 diaolou a Kanping e altri 500 nella vicina città provinciale di Taishan.
Osborne 1 1984 yapımı The Philadelphia Experiment adlı bir filmde bir masanın üzerinde durmaktadır.L'Osborne Executive compare in una scena del film Philadelphia Experiment del 1984.
Türkiye-İsrail ilişkileri durma noktasına geldi.La seconda parte, affrontava le relazioni israelo-egiziane.
Vuruş yaparken arkasında ya da onu rahatsız edecek kadar yakın durmayınız.Non attacca direttamente il giocatore, a patto che non venga infastidito o ci si avvicini troppo.
İzettin'de herhangi bir anahat veya bölgesel tren durmamaktadır.A Mulinetti non effettua fermata alcun treno regionale e non.
Pierre Radvanyi: Akıntıya Karşı Durmak.Con Laura Pausini: Prima che esci.
Yolcu trenlerinin kisaca durduğu, expres trenlerin hic durmadığı duraklardır.A fianco dei binari per i treni locali passano quelli per i treni espressi che qui non fermano.
Burada biraz durmak gerek.Mi fermo qui.
Bu statik basınca durma basıncı denir.Tale pressione statica è detta pressione di ristagno.
Eserde altın sarısı bir atlas kumaşının önünde genç bir kadın durmaktadır.C'è un ragazzo nero in una Jeep verde dietro di me.
Ilık ve üzeri Isıtılmış odalarda durmalı, sıcak suyla banyo yapmalı.Rilassarsi prima di andare a dormire, per esempio con un bagno caldo.
O oğlundan uzak durmaya mecbur olmuştur.Le è stato inoltre proibito avvicinarsi a suo figlio.
Durmaksızın devam eder." sözlerini söyledi.E questa via è stretta: lo ha detto egli stesso.
Durmaz olan soyadını 1978 yılında Velioğlu olarak değiştirdi.Il nome fu cambiato in Nongshim nel 1978.
Durmaksızın devam eder."Miglioramento senza fine".
Bu kolonların büyük bir kısmı hala ayakta durmaktadır.Centinaia di queste strutture sono ancora in piedi.
Ben durmadan düşünen biriyim.Fu costantemente un uomo di fede.
Bundan sonra da savaş durmaz, Rumlar her geçen gün toprak kaybeder.Dato che raramente perde le foglie, fornisce ombra tutto l'anno.
Fakat durmadan kesildiği için varla yok arasıdır.Tuttavia, non è forte abbastanza da fermarlo per sempre.
Karşılaşma günleri Milano'da hayat durmaktadır.Tutti gli incontri vengono disputati a Milano.
Superman kendini durmadan geliştiren biridir.Il suo è un continuo migliorarsi.
Durmadan yürüyeceğiz."Non ti stanchi mai di camminare”.
Doktorlar en azından iki hafta buzdan uzak durmasını tavsiye etti.Convenzionalmente con questo termine si indica un terreno ghiacciato da almeno due anni.
KLM pilotları Pan Am'i fark ettiklerinde durmaları için çok geçti.Fortunatamente il simulatore riesce a scappare con Kim Chen prima che lo vedano.
Bunlara rağmen saldırılar durmamıştır.Nonostante ciò, i furti non cessarono.
"Kerimcan Durmaz neden ünlü?".Come esaltata è la mia gloria! ?"
Tuğla bugün bile hala Jiayuguan Geçiti'nde bırakıldığı yerde durmaktadır.Oggi la SMS Wien giace ancora là dove è stata affondata.
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Altri libri, aperti, sono sul tavolo.
Zaman içinde evler durmadan yeniden yapılıyordu.L'edificio nel corso del tempo fu più volte restaurato.
Landau teorisi sıvı helyumun süperakışkan bileşiğinin mikroskobik yapısı üzerinde ayrıntılı şekilde durmaz.La teoria di Landau non è una teoria microscopica della componente superfluida dell'elio liquido.
Küp yapmakla ilgilenmiyordum; ben de pek üstünde durmadım.Neanche il mixaggio mi faceva impazzire, mi sembrava troppo duro.
Son cemaat yerinin kullanılış tarzı üzerinde durmak gerekir.Il suo metodo utilizza i campi finiti.
Sırası geçen oyuncu ve izleyiciler, çivi atan oyuncudan uzakta durmalıdır.L'arbitro e gli spettatori devono astenersi dal segnalare che un giocatore ha esaurito il suo tempo.
Doktor ona içkiden uzak durmasını tavsiye etti.Доктор посоветовал ему держаться подальше от спиртного.
Araba durmadı.Машина не остановилась.
Yağmurun durmasını bekleyelim.Давай подождём, когда дождь закончится.
Sözünde durmamak iyi bir şey değil.Нехорошо нарушать обещания.
Herkes ona durmasını rica ettikten sonra bile Tom bançosunu çalmaya devam etti.Фома продолжил играть на банджо даже после того, как все попросили его остановиться.
O, ona durmasını söyledi.Она сказала ему остановиться.
Öğleye kadar yağmurun durmasını diledi.Она желала, чтобы дождь прекратился к полудню.
İnsan sözünde durmamazlık yapmamalı.Нельзя нарушать свое слово.
Onun akrabaları ondan uzak durmaya başladı.Его родственники стали его избегать.
Tom'a ondan uzak durmasını söyledim.Я попросил Фому держаться подальше от этого.

İlgili Sayfalar