durma ile cümle

durma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ayrıca başka bir çiçek de masanın üzerinde durmaktadır.Une autre fleur est posée sur la table.
En doğru yer tam hizasında ve karşısında durmaktır.Quel mauvais gîte et lieu de séjour !
Günümüzde, Kaiping'de yaklaşık 1,833 diaolou ayakta durmakta ve Taishan'da ise yaklaşık 500'ü ayaktadır.Il en reste 1 833 à Kaiping et environ 500 à Taishan.
Gün ağarana dek durmadan ağladık.”Elle « pouvait pleurer toute la journée durant ».
Efsanelere göre bu kuş çok hızlı bir şekilde ve durmaksızın uçabilirdi.Cette silhouette permettait à l'oiseau de voler vite et avec agilité.
Ortada iki kadın ve bir erkek ayakta durmaktadır.Désormais il y a deux femmes et un homme à cette fonction.
3- Gücün karşısında durma.Ne lache pas le combat 3.
Gey bar baskınları Stonewall ayaklanmalarının ardından durmamıştı.Les descentes de police ne cessent en rien après la révolte de Stonewall.
Ama durmadı.Ça n’arrêtait pas.
Ağrı geceleri kötüleşebilir, şiddetlenebilir, durmadan devam edebilir.Puis la douleur peut s'intensifier et devenir permanente, présente même au repos.
Filmde iki öğrenci merkezde durmaktadırlar.Ce sont les deux lycéens figurant sur le poster du film.
Ve onlardan uzak durmak istersiniz.Elle préfère donc s'en écarter.
İnsan yerlerinin ve toplam nüfusun sayısı durmadan artıyor.Mais alors nous comptons sur de plus en plus de gens sans arrêt.
Bunlara rağmen saldırılar durmamıştır.Les attaques ne cessent pas pour autant.
Nerede Durmaktadır?Où s'arrête-t-il ?
O daima sürekli durmadan Wendy Winkle 'ye aşır derecede kızar, onu daima ezer.Greg est constamment harcelé par Wendy Winkle, qui a un faible pour lui.
İnsan doğasını tümden reddetmek insanı edimsel olarak umutsuzluğa götüren bir noktada durmaktır.Il leur oppose la faiblesse de l'humain, faiblesse dont l'homme ne peut se relever que par la raison (gnômè).
Motorların durmasına neyin sebep olduğu saptanamadı.On ignore pour l’heure ce qui a pu causer la panne du moteur.
Bina atıl durumda durmaktadır.L'édifice est demeuré en bon état.
Düzenleyenler: Ömer Durmaz ve Miraç Güldoğan.Les portés sont interdits, et les tombés autorisés (dans la mesure du raisonnable).
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Mon corps se raidit et mon cœur bat à tout rompre.
Çok az da olsa dış yardımlarla ayakta durmaya çalışmaktadır.Il reçoit peu de soutien externe.
Bu eserler halâ ayakta durmaya çalışmaktadır.Celui-ci, tenta de se maintenir debout.
Burada biraz durmak gerek.Nous allons rester ici.
Örnekler: Hey, orada durma!Messieurs: abstenez-vous, abstenez-vous !
Şehrin duvarları ve bazı Hıristiyan Kiliseleri ile birçok kalıntılar hala durmaktadır.S'y trouvent de nombreuses mosquées, ainsi que plusieurs églises chrétiennes.
1954 yılında ise bu branşta faaliyetler durma noktasına geldi.1954 Durant cette période eurent lieu des rencontres mémorables.
Aynı zamanda bireylerin özel mülkiyetten uzak durmalarını denetliyordu.Les particuliers furent eux aussi tentés par l'acquisition de biens immobiliers.
Halen ayakta durmakta ama harap bir şekildedir.Il ne semble pas manger mais se montre très en forme.
Her biri heykel gibi durmaktaydı.Toutes les statues sont en pierre.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Vieux pont Les trois arches restantes.
Zaman içinde evler durmadan yeniden yapılıyordu.Bâtissons-nous des maisons pour toujours ?
Günümüzde dört duvar durmaktadır.Quatre tours barlongues subsistent de nos jours.
Mavi Ekran hataları Windows durma hataları olarak da bilinir.Il est aussi utilisé par les écrans bleus de Windows.
Bu süreçte kaçkın köleleri yakalayarak para kazanmaya çalışan köle avcılarından uzak durmaya çalışmıştır.Il est rattrapé par des chasseurs d’esclaves lancés à sa poursuite.
Bunun sebebi genetik hata ve çok ayakta durmak sayılabilir.De ce fait, le risque d'erreur et de collision est fortement réduit.
Küp yapmakla ilgilenmiyordum; ben de pek üstünde durmadım.Je ne sentais pas mes coups, je ne me sentais pas non plus en sécurité sur le court.
Şu anda ayakta durmakta olan mevcut bina 1709 yılında tamamlanmıştır.Le gros œuvre de cet édifice est achevé en 1709 .
Bu nedenle eğim açısı yerdurağan değildir; yani gökyüzünde aynı yerde durmaz.Fait étrange, cette chapelle n'est pas orientée, en effet, son cœur est au sud.
Renkler durmadan değişiyor.Les couleurs ne seront jamais changées depuis.
Arkadin'in bir şartı da kızından uzak durmasıdır.Nick lui ordonne de rester loin de sa fille.
Tüm toplu taşım hizmetleri 1941-42 kışında durma noktasına gelir.Les actions pour obtenir des rapprochements se poursuivent au long de l'hiver 1942-1943.
5 Eylül 1977'de şoförü sokağın ortasında karşısına çıkan bebek arabası yüzünden durmak zorunda kaldı.Le 5 septembre 1979, alors qu'il est entraîneur, il est victime d'un accident de moto en rentrant chez lui.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.La pluie dura plusieurs jours.
Zaten kimse de onların arkasında durmadı.Il n'y a personne derrière vos yeux.
Bugün mümkünse Tom'dan uzak durmalısın. O sana çok kızgın.Si es posible hoy deberías evitar a Tom. Está muy enfadado contigo.
Tom durmak ve düşünmek istedi.Tom quería detenerse y pensar.
O, ona durmasını söyledi.Ella le dijo que parara.
Ondan uzak durmalısınız.Deberían alejarse de ella.
O kadından uzak durmalısınız.Deberían alejarse de aquella mujer.
Ondan uzak durmalısın.Deberías alejarte de ella.
Durmak zorunda kaldık.Tuvimos que parar.
Otobüsün durması için elini kaldırdı.Ella levantó la mano para que se detuviera el autobús.
Onlar asla durmadılar.No se pararon nunca.
Sanırım şimdi durmalıyız.Creo que ahora deberíamos parar.
Tom niçin durmadı?¿Por qué no se paró Tom?
Lütfen durma.Por favor, no pares.
Sinekler hiç durmadan vızlıyor.Las moscas zumban sin descanso.
Bugün telefon durmadan çalıyor!¡Hoy el teléfono está sonando sin parar!
Anne, gidelim! Burada durmak istemiyorum.¡Vamos, mamá! No quiero quedarme aquí parado.

İlgili Sayfalar