Ana içeriğe geç
Sözlük

durma ile cümle

durma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
O daima sürekli durmadan Wendy Winkle 'ye aşır derecede kızar, onu daima ezer.Greg est constamment harcelé par Wendy Winkle, qui a un faible pour lui.
İnsan doğasını tümden reddetmek insanı edimsel olarak umutsuzluğa götüren bir noktada durmaktır.Il leur oppose la faiblesse de l'humain, faiblesse dont l'homme ne peut se relever que par la raison (gnômè).
Motorların durmasına neyin sebep olduğu saptanamadı.On ignore pour l’heure ce qui a pu causer la panne du moteur.
Bina atıl durumda durmaktadır.L'édifice est demeuré en bon état.
Düzenleyenler: Ömer Durmaz ve Miraç Güldoğan.Les portés sont interdits, et les tombés autorisés (dans la mesure du raisonnable).
Her şey beni ona bağlar, kalbim durmadan ağlar.Mon corps se raidit et mon cœur bat à tout rompre.
Çok az da olsa dış yardımlarla ayakta durmaya çalışmaktadır.Il reçoit peu de soutien externe.
Bu eserler halâ ayakta durmaya çalışmaktadır.Celui-ci, tenta de se maintenir debout.
Burada biraz durmak gerek.Nous allons rester ici.
Örnekler: Hey, orada durma!Messieurs: abstenez-vous, abstenez-vous !
Şehrin duvarları ve bazı Hıristiyan Kiliseleri ile birçok kalıntılar hala durmaktadır.S'y trouvent de nombreuses mosquées, ainsi que plusieurs églises chrétiennes.
1954 yılında ise bu branşta faaliyetler durma noktasına geldi.1954 Durant cette période eurent lieu des rencontres mémorables.
Aynı zamanda bireylerin özel mülkiyetten uzak durmalarını denetliyordu.Les particuliers furent eux aussi tentés par l'acquisition de biens immobiliers.
Halen ayakta durmakta ama harap bir şekildedir.Il ne semble pas manger mais se montre très en forme.
Her biri heykel gibi durmaktaydı.Toutes les statues sont en pierre.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.Vieux pont Les trois arches restantes.
Zaman içinde evler durmadan yeniden yapılıyordu.Bâtissons-nous des maisons pour toujours ?
Günümüzde dört duvar durmaktadır.Quatre tours barlongues subsistent de nos jours.
Mavi Ekran hataları Windows durma hataları olarak da bilinir.Il est aussi utilisé par les écrans bleus de Windows.
Bu süreçte kaçkın köleleri yakalayarak para kazanmaya çalışan köle avcılarından uzak durmaya çalışmıştır.Il est rattrapé par des chasseurs d’esclaves lancés à sa poursuite.
Bunun sebebi genetik hata ve çok ayakta durmak sayılabilir.De ce fait, le risque d'erreur et de collision est fortement réduit.
Küp yapmakla ilgilenmiyordum; ben de pek üstünde durmadım.Je ne sentais pas mes coups, je ne me sentais pas non plus en sécurité sur le court.
Şu anda ayakta durmakta olan mevcut bina 1709 yılında tamamlanmıştır.Le gros œuvre de cet édifice est achevé en 1709 .
Bu nedenle eğim açısı yerdurağan değildir; yani gökyüzünde aynı yerde durmaz.Fait étrange, cette chapelle n'est pas orientée, en effet, son cœur est au sud.
Renkler durmadan değişiyor.Les couleurs ne seront jamais changées depuis.
Arkadin'in bir şartı da kızından uzak durmasıdır.Nick lui ordonne de rester loin de sa fille.
Tüm toplu taşım hizmetleri 1941-42 kışında durma noktasına gelir.Les actions pour obtenir des rapprochements se poursuivent au long de l'hiver 1942-1943.
5 Eylül 1977'de şoförü sokağın ortasında karşısına çıkan bebek arabası yüzünden durmak zorunda kaldı.Le 5 septembre 1979, alors qu'il est entraîneur, il est victime d'un accident de moto en rentrant chez lui.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.La pluie dura plusieurs jours.
Zaten kimse de onların arkasında durmadı.Il n'y a personne derrière vos yeux.
Bugün mümkünse Tom'dan uzak durmalısın. O sana çok kızgın.Si es posible hoy deberías evitar a Tom. Está muy enfadado contigo.
Tom durmak ve düşünmek istedi.Tom quería detenerse y pensar.
O, ona durmasını söyledi.Ella le dijo que parara.
Ondan uzak durmalısınız.Deberían alejarse de ella.
O kadından uzak durmalısınız.Deberían alejarse de aquella mujer.
Ondan uzak durmalısın.Deberías alejarte de ella.
Durmak zorunda kaldık.Tuvimos que parar.
Otobüsün durması için elini kaldırdı.Ella levantó la mano para que se detuviera el autobús.
Onlar asla durmadılar.No se pararon nunca.
Sanırım şimdi durmalıyız.Creo que ahora deberíamos parar.
Tom niçin durmadı?¿Por qué no se paró Tom?
Lütfen durma.Por favor, no pares.
Sinekler hiç durmadan vızlıyor.Las moscas zumban sin descanso.
Bugün telefon durmadan çalıyor!¡Hoy el teléfono está sonando sin parar!
Anne, gidelim! Burada durmak istemiyorum.¡Vamos, mamá! No quiero quedarme aquí parado.
Boş bir çuvalın dik durması zordur.Es difícil que un saco vacío se quede de pie.
Eğer kırmızı ışıktaysan durmak zorundasın.Tienes que parar si el semáforo está en rojo.
Eğer trafik lambası kırmızı yanıyorsa durmak zorundasın.Tienes que parar si el semáforo está en rojo.
Şiddetli yağmurlar neredeyse tüm kara ve demiryolu trafiğini durma noktasına getirdi.Las lluvias torrenciales dejaron intransitables casi todas las vías y caminos.
"Newton, 'Eğer daha ilerisini görebildiysem bunun sebebi devlerin omuzları üzerinde durmamdır,' demiştir.Newton dijo, "Si he podido ver más allá que otros es porque me he apoyado en hombros de gigantes".
Sahip olunan Ood'lar durmadan "çember kırılmalı" demeye başlar.Los Ood poseídos no dejan de repetir que "el círculo debe romperse".
Durmaksızın, o, kız arkadaşı Pepper Potts ile anlaşmazlık yaratan birkaç düzine Demir Adam süiti yapar.Inquieto, construye varias docenas de trajes de Iron Man, creando fricción con su novia Pepper Potts.
Günümüzde, Kaiping'de yaklaşık 1,833 diaolou ayakta durmakta ve Taishan'da ise yaklaşık 500'ü ayaktadır.Se conservan 1.833 en la zona de Kaiping y cerca de 500 en Taishan.
Yılda 51 sayı çıkararak günümüzde kitap incelemeleri üzerine durmaktadır.Con 51 números al año, está especializada en las reseñas de libros.
Bu arada durmaksızın alkol almaktadır.Posteriormente, es imprescindible abandonar para siempre el alcohol.
Michael Jin'e saati verir, ona kendisinden ve oğlu Walt'tan uzak durmasını söyler.Él devuelve el reloj y dice a Jin que se aleje de él y de Walt.
Razz ise çenesi durmak bilmeyen bir gevezedir.Crescentia cujete, no es cucurbitácea (es una bignoniácea).
Ancak biz durmayacağız...Pero no voy a parar.
Yine de Yavuz durmadı.Siempre que "yovió" paró.
Geriye kalan üç köprü ise hala ayakta durmakta.La construcción de los otros tres puentes ya se ha completado.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod