Arapların bunu durdurması ve yeni bir barış antlaşmasının kabul edilmesi.救出した和平派議員の新政府樹立宣言を受け、和平条約に調印。
Bu durumlarda, kan basıncının hızla düşmesi, devam eden organ hasarını durdurmak için zorunludur.在这些情况,快速降低血压的目的是要停止正在进行的器官损害。
"Gökçek'in çılgın projesine durdurma".为《疯狂大楼》续作。
Manstein, Sovyet taarruzunu durdurma umuduyla 12 yeni tümen istedi.曼施坦因要求提供多達12個師的增援部隊,希望遏制蘇聯的進攻,但德軍的預備隊兵力不足。
Bu süre içinde bombardımanı durdurmalarını söylerler.而防守方要在游戏时间内阻止炸弹爆破。
Manstein'ın karşı saldırısının başarısı Stavka'yı Rokossovski'nin taarruzunu durdurmaya zorladı.曼施坦因的反攻成功迫使蘇聯最高統帥部命令羅科索夫斯基停止進攻。
Arapların bunu durdurması ve yeni bir barış antlaşmasının kabul edilmesi.他敦促阿拉伯国家放弃和平进程,呼吁进行新的巴勒斯坦起义。
Durdurma beni şimdi.不放逸行。
Fakat Sam durdurmak ister.所以他阻止山姆前去。
Durdurma düğümü ile biter.最后Hoppus选择了When Your Heart Stops Beating。
Şu anda NDM-1 durdurmak için araştırması yapılan herhangi bir çalışma yoktur.目前没有成功开发专门针对NDM-1的药物。
Acil durum reaksiyon durdurma mekanizması.急行停靠站。
4.↑ Türkçe: Durdurma beni şimdi, nefeslenmem gerekmiyor, devam edebilirim.姜:水哥,等会儿,不要说话!我有点担心。
Aracı durdurmak için iki direk arası zincir gerildiği de görülmüştür.停靠於頭城車站的兩列太魯閣號。
Şu anda NDM-1 durdurmak için araştırması yapılan herhangi bir çalışma yoktur.아직까지 NDM-1을 막기 위한 항생제는 개발이 되지 않은 상태다.
Bundan dolayı yayını durdurmaya geldiler.이로 인해 방송이 중단되었다.
Bu durumlarda, kan basıncının hızla düşmesi, devam eden organ hasarını durdurmak için zorunludur.이러한 상황에서는, 계속 진행 중인 장기 손상을 막기 위해 혈압을 빠르게 낮추어야 한다.
Aslında asıl amacı komünistleri durdurmaktı.봉쇄의 목표는 공산주의 확산을 막는 것이었다.
1987 yılında Pilz dünyanın en yaygın kullanılan acil durdurma rölesi, "PNOZ"'u geliştirdi.1987년에, Pilz는 전 세계적으로 가장 널리 사용되는 비상 정지 스위치 비상 정지 릴레이인 PNOZ를 개발하였다.
Ona verilen görrevin yaratıcısını durdurmak olduğuna inanmaktadır.그 때문에 그에게 속아 넘어가 프로듀서를 변태라고 믿어 버린다.
Otomobili yavaşlatmak veya durdurmak için fren pedalına basarız.발작을 줄이거나 중단하기 위해 항경련제를 처방할 수 있다.
Fakat Sam durdurmak ister.샘은 그를 경계한다.
Davasında Gramsci'nin savcısı ünlü "Yirmi yıl bu beynin işlemesini durdurmalıyız" ifadesini kullandı.그 증거로 수석검사는 재판에서 그람시는 매우 머리가 좋으니 20년간 두뇌를 쓰지 못하게 해야 한다고 했다.
Fakat bir ihtimal daha vardır: Gidip Naruto'yu durdurmak.그리고는 나루토에게 더 좋은 방법이 있냐고 묻지만 나루토는 대답할 수 없었다.
Ayrıca İran'a saldırması ve nükleer programını durdurması konusunda ABD'yi teşvik etti.미국은 이란과 그 핵무기 프로그램에 관해서 동의서에 도달하였다.
Leonara onların arasına girmeye çalışır ama düelloyu durdurmayı başaramaz.לאונורה מנסה להתערב, אך לא מצליחה למנוע מהם את הקרב.
"Gökçek'in çılgın projesine durdurma".המשקפת את האסתטיקה של יוצאי המדבר".
Pusat bunları durdurmayı başarır.הוא מצליח לעצור אותם.
JLA onu durdurmaya çalışır ama başarılı olamaz.הארווי מנסה לעצור את המיזוג, אך לא מצליח.
Bu saldırı sonrasında gazete, yayınını durdurmak zorunda kaldı.למרות המאמצים נאלצו להפסיק את הוצאת העיתון.
Aslında asıl amacı komünistleri durdurmaktı.התוצאות הותאמו למטרת הקומוניסטים.
Bak, hâlâ gitmek istiyorsan seni durdurmam.תראה, אם אתה עדיין רוצה ללכת, לא אעצור בעדך.
Bundan dolayı yayını durdurmaya geldiler.Това води до спирането на рекламата.
Bunlardan daha önemlisi bu ışınları hiçbir engelin tamamen durdurma imkanı sağlayamamasıdır.Какво можете да направите, за да спрете напълно тормоза?
Bu korsanlık ve köle ticaretini durdurmaya yardım ediyordu.Радетел е за премахване на робството и на търговията с роби.
Tom Mary'yi durdurmak istiyor.Том иска да спре Мери.
Hedefi Mihver Devletler'i durdurmaktır.При прекратяване на съществуването на някоя държава.
Bunu durdurmak hem haksızlık hem de tehlikeli olurdu.Достъпът до него е труден и опасен.
Yine de bu kaza diğer yarışlara katılımı durdurmaz.Въпреки това не завършва нито едно от останалите състезания.
Durdurmak zorunda kaldım.Трябваше да спра.
Manstein'ın karşı saldırısının başarısı Stavka'yı Rokossovski'nin taarruzunu durdurmaya zorladı.Mansteinov uspjeh je natjerao Stavku na zaustavljanje Rokosovskijeve ofenzive.
Bu durumlarda, kan basıncının hızla düşmesi, devam eden organ hasarını durdurmak için zorunludur.U takvim okolnostima nužno je hitno smanjiti krvni tlak, kako bi se zaustavilo dodatno oštećenje organa.
Bunun üzerine Alman ilerlemesini durdurmak için hızla önlemler aldılar.Na taj način je uspijevao zaustaviti njemačko napredovanje.
Fakat güçlü bir direnme bu taarruzu durdurmayı başardı.Međutim, snažan je vjetar spriječio te pokuse.
Bundan dolayı yayını durdurmaya geldiler.Z tohto dôvodu bolo vysielanie cez telefónnu sieť ukončené.
Bir hırsızı durdurabileceği halde durdurmaz ve o hırsız Peter'ın amcası Benjamin'i öldürür.Tento pokus dopadne katastrofálne, pretože Peter nechá uniknúť zlodeja, ktorý následne zavraždí jeho strýka.
Acil durum reaksiyon durdurma mekanizması.Stop spínač pre núdzové zastavenie výťahu.
Aslında asıl amacı komünistleri durdurmaktı.Cieľom komunistov je nastolenie komunizmu.
Fakat Doctor ve Jamie onları durdurmayı başarır.To sa Foremanovi a Chaseovi podarí našťastie zastaviť.
Buna cevaben, İsrail, ayaklanmaları durdurmak için 80.000 askeri mobilize etti.Izrael je napotila 80.000 vojakov, da bi zatrli vstajo.
Bu durumlarda, kan basıncının hızla düşmesi, devam eden organ hasarını durdurmak için zorunludur.V teh primerih je nujno hitro znižati krvni tlak, da ne pride do trajne okvare organov.
Drona Arjuna'yı durdurmaya çalıştı ama başarılı olamadı.Leonski poskusil priključiti Aragón Kastiliji, a mu to ni uspelo.
Louis, işgali durdurmak için pek uğraşmadı.Za njegovo odpravo baje ni napravil veliko.
Bu saldırı sonrasında gazete, yayınını durdurmak zorunda kaldı.Po tem dogodku je z založbo prekinila stike.
Nihayet Jedi Ustası Yoda olay yerine gelir ve Dooku’yu durdurmaya çalışır.Na pomoč prispe vrhovni vodja Jedijev Yoda in prežene Count Dookuja na Coruscant.
Düşük hızlarda etkili değildirler bu yüzden aracı tam manası ile durdurmazlar.Regenerativno zaviranje ne deluje efektivno pri majhnih hitrostih in ne more povsem ustaviti vozila.
Bu nedenle zengin köylülerin kolektifleştirme hamlesine tepkisi tarımsal üretimi durdurmak oldu.Med tem je zaradi naraščajočega pritiska na kmete nastalo kmečko odporniško gibanje.
Ne muhafızlar ne de saray görevlileri onları durdurmaya çalıştı.Rūmų sargyba ir rūmų pareigūnai jiems nesipriešino.
Bundan dolayı yayını durdurmaya geldiler.Čia jiems palikdavo atneštą spaudą.
JLA onu durdurmaya çalışır ama başarılı olamaz.Ašikata bando jai sukliudyti, bet jam nepavyksta.